28 Eylül 2016 Çarşamba

"Burası Dingo'nun Ahırı mı?"




Ve... 

1. sınıftayım... 

Çocuklarımın hepsi de,

Şeker mi şekerler...

:)

Böylece yeni eğitim ve öğretim yılımız heyecanla  başlamış oldu...

Dolayısıyla...

Konu eğitim ve öğretim olunca...

İki gün önce basına düşen bir habere değinmeden geçemeyeceğim.

Dingo: Avustralya'da ve güneydoğu Asya'da yaşayan vahşi köpeklere verilen isimdir

Öte yandan bir de bizim "Dingo"muz var:

O sebeple "Dingo'nun ahırı" nereden geliyor derseniz, izninizle anlatayım:

İlk atlı tramvaylar 1871 yılında İstanbul'da  hizmete girmiş. Tramvaylara çift at koşulur, ağır vagonlar yokuş başına geldiğinde civarda bekletilen bir çift at daha bağlanırmış. Tramvaylara koşulan atların bulunduğu ahırı işleten kişi de Taksim'de  "Dingo" adında Rum vatandaşımızmış. Dingo sürekli alkol aldığı için işine gitmiyor, atlarla da kendisi ilgilenmiyormuş. Dolayısıyla ahıra giren çıkan belirsizmiş. Öte yandan bu  tramvaylar iki atla çekilirken dik Şişhane yokuşunu çıkabilmek için Azapkapı’dan takviye at alarak yokuşu çıkabilirlermiş.

Tramvay bu haliyle Taksim’e kadar gelir, burada yorulan atlar Dingo’nun ahırında bir süre dinlendirildikten sonra tramvaya bağlanmadan boş olarak götürülürmüş. Gün boyu bir sürü atın girip çıkmasından dolayı "Burası Dingo’nun ahırı mı?" sözü işlerin düzensiz yürüdüğü yerlerde dilimize yerleşmiştir.

Dingo’nun ahırı deyimi, 1915 yılında atlı tramvayların kalkmasından dolayısıyla  Dingo’nun ahırının kapanmasından tam 101 yıl sonra, bugün İzmir KARŞIYAKA'da bir okulun  müdürü tarafından eğitim-öğretim yapılan bir kuruma sokulmuştur.

Hâl böyle olunca gerçek anlamda ahır sahibi bizim uykucu, sarhoş Dingo Efendi, nereden bilsin ki, kendisinin içkiye olan bağımlılığının yüzünden işlerini ihmal etmesiyle ortalığı başı boş bırakacak, ve de günümüze kadar bu davranışı bir kalıp halinde ülkemizin her köşesinde insanların dillerinde dolaşacak, hatta taaa, kendini bilmez bir okul müdürünün diline dolanacak...


O sebeple ağzından çıkanı kulağı duymayacak kadar pervasızca konuşan okul müdürü... kendisini "ahırda" hissedebilir; ya da kendisini Avusturalya'da yaşayan vahşi "köpek" gibi de hissedebilir... vallahi bizce hiç mi hiç sakıncası yok...

Ancaak,

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin okulu asla "ahır" değildir, bu bir!

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin genç beyinleri, Türk gençleri asla "ahır"da yaşayan "at" değildirler, bu iki! 

Ve yine kendisini ahırda hisseden bu  zevata diyeceğim şu olur:


Öncelikle neredeyse omuzlarına kadar inen salkım saçak uzun  saçlarına aynada şöyle iyice bir baksın.  Ardından Milli Eğitim'in saygınlığına gölge düşürecek şekilde öğrencilerinin ve velilerinin karşısına artist kılığıyla  çıkarken, "Burası Dingo'nun ahırı mı?" sorusunu önce kendisine sorsun,  sonra da vatan aşkıyla bağlılıklarını  haykıran Türk gençliğine ve kurumuna ve makamına yakışır şekilde konuşsun, bu da üç!!!


Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme