19 Eylül 2008 Cuma

Açların Sayısı Artıyor!...











*****
"Açların sayısı artıyor" diyor BM. Evet, Birleşmiş Milletler artan gıda fiyatları yüzünden açlığın yeni yeni ülkelere yayıldığı uyarısında bulundu. (26.02.2008 / Ntvmsnbc)
***********
İşte bugün dünyanın geldiği noktada durumun özeti bu. Artık yeni savaş nedenlerinden biri daha sanki kapıları çalıyor. Nedir o neden? "AÇLIK". İnsanoğlu, var olduğundan bu yana hep bir nedenden dolayı savaşıyor. Bu bir kısır döngüdür aslında. Mutlaka bir sebepten dolayı savaşlar yaşanıyor. Aslına bakacak olursak bütün bunların altında yatan asıl neden insanın "karnını doyurma" telaşesidir. Doğal olarak da ardından gelişen olaylar bununla bağlantılıdır. Fakat burada ürkütücü olan şey; herhalde bugüne kadar ( bildiğim kadarıyla) savaşların direk olarak nedeni "açlık" olmamıştır. İşte bu yüzden diyorum ki, geldiğimiz nokta bir felakettir!

************
Açlığın olduğu yerde felaket mutlaka vardır. Bu felaketin etkisine, hep beraber gireceğimiz korkusu dünya ülkelerini alarma geçirdi. İşte bu münasebetle G-8 grubu 33. kez 8 Temmuz 2008'de Japonya'nın Hokkaido adalarında buluşarak, bakınız; açlığın nedenlerini tetikleyen iklim değişikliği ile mücadele, Afrika'ya yardım ve petrol ile gıda fiyatlarındaki artış gibi gündeme ilşkin konuları ele alarak değerlendirdi. Tabii, açlık denildiği zaman ilk etapta aklıma hemen "Afrika" gelir. Bilindiği üzere bu ülkelerin yer altı ve yer üstü zenginlikleri eskiden olduğu gibi bugün de batılı güçlerin kontrolüyle, sömürüleri altında olduğu, artık bilinmeyen bir gerçek değildir. İşte bu güçler yaptıkları ve işledikleri insanlık suçlarını bastırmak amacıyla da olsa gerek, bir yandan durmadan dünya kamuoyuna çağrılarda bulunarak, bir iyilik meleği gibi yardım kampanyaları açar; onların borçlarını silmeye kalkar (her nasılsa bir türlü borçları bitmek bilmez!). İşte bu arada da durmadan, önemli (!) zirveler yaparak, "Afrika ülkelerine yardım" konuşulur da konuşulur.

***********
İşte konuya ilşkin gördüğüm "G-8 ZİRVESİ" üzerine benim de bir kaç sözüm olacaktır. Bakınız; bu zirvede açlık konuşuldu, fakat yoksul insanlarla dalga geçer gibi sofralarına da lüks yemekler taşındı. Bu rahatsız edici tabloyu biraz açarak vicdanların nasıl köreldiğini daha bir net görelim. Evet, masada tam 19 çeşit yemek vardı. Hepsi birbirinden kıymetli ürünlerle oluşturulmuş rüya gibi yemekler. Maliyeti, "560 milyon dolar". (G-8 olarak anılan ülkeler; Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere, Japonya ve Rusya'nın hükümet başkanlarının temsiliyetleriyle oluşmaktadır.) Görüldüğü üzere dünyayı şekillendirerek yöneten "küresel kraliyetler" bir araya geliyor ve hat safhada bir lüks ile dünyaya verdikleri resimle, açlıkla boğuşan insanlarla dalga geçer gibi sözde açlıkla mücadeleyi konuşuyorlar. Bu düşündürücü tablo, sorun çözer mi bilmem; ama açlığa bir çözüm bulamayacakları kesindir. Hani derler ya, "tok insan, açın halinden anlamaz" Evet, gerçekten dünya ekonomisinin %65'ini oluşturan bu ülkelerin yönetim kadrosu açın halinden anladığı falan yok! Onlar ancak anlarmış gibi yapıp, kendi durumlarını korumanın, hatta daha fazlaca kimlerin haklarını nasıl gasp ederizin hesabını yapmak üzere bir araya gelirler. Bu arada belirtmek isterim ki, bu ülkelerin halkları aslında yaşanılan bu gerçeği onaylamamaktadır. Onun içindir ki, her yıl gerçekleştirilen bu toplantı dünyanın çeşitli yerlerinden gelen insanların protestolarına sahne olmaktadır. Bu yıl toplantı yeri olarak, protesto edilmemek için ulaşılması zor olan bir mekan seçildi. Buna rağmen Japonya inanılmaz bir güvenlik tedbiri almıştır. Tabii maliyeti, ayrıca milyonlarca doları buldu.

***********
Konuya ülkemiz açısından baktığımızda ise, sıkıntının büyük olduğu ortada. Eskiden ülkemizin kendi kendisine yetebilecek gıda üretimini yapan olarak biliyorduk. Ama maalesef, bu gerçek artık bir hayal oldu. Bilinçsizce yaptığımız ve attığımız her adım bizi de açlık ve susuzluk tehlikesiyle başbaşa bıraktı. Hoyratça kullandığımız sularımız, topraklarımız, ormanlarımız, gelişi güzel imara açılma ve yapılanma, tarım alanlarının talan edilmesi, tedbirden uzak yaklaşımlarımız, geleceğimizi ve bugünümüzü tehlikeye sokmuştur. Bu anlamda dünyada aç yaşayan ve açlıktan ölen insanları görmezden gelmek, onları yok saymak, galiba hepimize, bir insanlık dersi almak ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Ve yine bu görmezliğin elbette bir bedeli olacaktır! Hani "biri yer biri bakarsa, kıyamet ondan kopar" sözünü de unutmadan not düşmek isterim.

***********
Times'a göre, dünyanın başka noktalarında açlık yaşanırken İngiltere'de yılda 4 milyon tondan fazla yiyeceğin çöpe atılması. Bunun ekonomiye maliyeti yaklaşık 2 milyar dolar. İngiltere böyle de bizler sanki hangi konumdayız dersiniz? Konuya ilişkin gördüğüm bir açıklamada ise Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac şöyle diyor: "Sosyal dengeleri ve çevreyi yok eden, yoksulları ezen, insan haklarını reddeden bir küreselleşmenin geleceği yoktur." ( 21 Eylül 2004 BM Genel kurulu / Allah İle Aldatmak sf: 261). O halde dünya devletleri konuyu görmezden gelmemelidir. Gerçekten üzerinde ciddi anlamda çıkar gözetmeksizin gereken adımların bir an evvel atılmasını umut ediyor, dünyamız ve tüm insanlığın geleceği adına çözüm önerilerinin hayata geçirilmesini acilen bekliyoruz! Sevgi ve saygılarımla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme