4 Eylül 2008 Perşembe

"ABD'yi Irak'a Tanrı Gönderdi" Diyor...










Evet bu korkunç açıklama ABD'de Cumhuriyetçilerin başkan yardımcısı adayı Sarah PALİN tarafında yapıldı. Yani Amerikan askerlerinin Irak'a "Tanrı tarafından" gönderildiğini aleni söyledi. Hem de kimlere yönelik seslendi dersiniz? Alaska'da kilisede toplanan papaz okulu öğrencilerine hitaben!...


Alaska valisi PALİN, rahiplerden Irak'taki Amerikan askerleri için dua etmelerini istiyor. "Kadın ve erkek askerlerimiz için dua edelim; onlar doğruluk için çalışıyor" diyen Palin, "Bu ülke için, yöneticilerimiz için, ulusal yöneticilerimiz için dua edelim. Onlar Tanrı'dan gelen bir görev için asker yolluyor. Bu Tanrı'nın planı..." ifadesini kullanıyor.
Sarah Palin, öğrencilerden de Alaska'da inşa edilecek 30 milyar dolarlık doğalgaz boru hattı için dua etmelerini istiyor ve "Doğalgaz hattını inşa etmek için şirketleri ve şahısları bir araya getirecek olan Tanrı'nın iradesidir. Onun için dua etmeliyiz" diyor.
Palin'in konuşmasını içeren video görüntüsü, 2002 yılına kadar üyesi olduğu "Wasilla Assembly of God" kilisesinin internet sitesinde yayımlandı. Site, internet kullanıcılarının hücumu karşısında dün geçici olarak kapatıldı. Bunun yanında 18 yaşındaki oğlunu Irak'a göndereceğini de ifade ettiği haberlerde duyuruldu.

Şimdi bu hayret ve ibret verici açıklamalar üzerinde biraz konuşmak isterim: Sarah PALİN'in muhafazakar taraftarlarına bu şekilde yaklaşması, kamu oyuna bir takım işaretler vermek anlamı mı taşıyor? Doğrusu bu kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca bilindiği üzere 11 Eyül olayından sonra ABD başkanı Bush'unda bu paralelde söylemleri olmuştu. 14 Eylül 2001 tarihinde "We are starting a curusade" yani haçlı seferi başlatıyoruz" dedi. Hatta daha da ileri giderek Tanrı'nın kendisini görevlendirdiği gibi bir ifade tarzı olmuştu. Bush konuşmasını "bunun sağlanması için hıristiyan ve medeni dünyanın, islami terörizme karşı birleşmesi gerekiyor" diyerek bitirdi.

Bu doğrultuda İngiltere başbakanı da aynı mesajları verdi. The Independent on Sunday gazetesinin okurlarından gelen soruları cevaplayan Blair, "inanan bir Hıristiyan olarak, Irak ile yaşanacak muhtemel savaş konusunda vicdanının gayet rahat olduğunu" söyledi. Blair, benzer yaklaşımını sürdürerek, "bu savaşın ahlaki olarak yanlış olduğunu düşünsem asla desteklemezdim" dedi.
Blair, geçmişte İngiliz askerini Kosova ve Afgnanistan'a da gönderdiğini, şimdi bu kararlarını yeniden gözden geçirdiğinde doğruyu yaptığına inandığını belirtti.

******* ***********

Şimdi, Papa'nın yani Vatikan'ın durumuna biraz bakalım. Vatikan hiç bir zaman savaşlara engel olmak gibi bir niyette olmadı. 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilere destek vererek kendilerine sığınan Yahudilerin, bir yerde öldürülmesine göz yummuştur. Papa 16. Benedikt eski bir Nazi askeri ve iyi eğitim görmüş bir TÜRK düşmanı olarak bilinmektedir. Bu konuya araştırmacı yazar Aytunç ALTINDAL'ın bir söyleşisinden alıntılarla değinmek istiyorum:
"16. Benedikt, Bush yönetiminin yürüttüğü politikaları destekliyor. 2. Jean Paul komünizmle mücadele için göreve getirildi. Şimdiki Papa da İslam ve Asya ile mücadele için görevde" Yine "teröristbaşı Öcalan'ın Vatikan'a yolladığı mektuplar çerçevesinde Irak'ın kuzeyindeki ve Türkiye'nin Güneydoğu'sundaki Kürtlerin hamiliğine soyundu. Bu mektuplarda Öcalan dedi ki: "ben kendimi Hıristiyanlığa çok yakın buluyorum ve Anadolu'da yüce Hıristiyanlık dininin kurmuş olduğu yüce Hıristiyan medeniyetini yıkmış olan Barbar Türklere karşı savaşıyorum. Hatta sizi vuran Mehmet Ali Ağca da bu barbar Türklerden birisidir. Onu sizi vurdurmak için özellikle seçtiler."
Görüldüğü üzere Vatikan, bir siyasi görevi din kisvesi altında yürüterek, Türklükle ve müslümanlıkla problemlerini gün ışığına çıkartıp, yeni bir "Haçlı Savaşı" zihniyetiyle durmadan müslümanlar üzerinde kıyım yapma planları peşindedir. Papa 16. Benedikt'in Almanya'da sarfettiği "İslam dini kılıç dinidir" sözlerini de bir kez daha hatırlamak ve hatırlatmak isterim.
********** *************
Yine yakın tarihe bir göz atarsak internet üzerinden edindiğim bazı bilgileri aktarmak istiyorum:
"Dönemin Amerikan Başkanı John Kennedy, Vietnam savaşını ilan ettiği konuşmasında şöyle diyordu: "biz, bize tanrı tarafından verilen görevi yerine getiriyoruz." Ancak Amerikan Başkanı'nın sözlerinin güçlendirilmesi gerekiyordu. Bu görevi Vatikan yerine getirdi. Dönemin Papa'sı, Papa 2. Paul ikinci Vatikan konsülünü topladı. Konsülün toplanma tarihi 1963'tü. Konsül iki yıl sürdü. Çıkan karar "Asya'nın hıristiyanlaştırılması" oldu. Bu Amerikan emperyalizmi için "tanrı görevi" iddiasının tam anlamıyla güçlendirilmesi anlamı taşıyordu. Üstelik Vatikan Konsülü Katolik İncili'nin "Misyonun tamamlanması için her yol kullanılır" vurgusunu gündemine almıştı. Bu Asya ülkelerine hem misyoner çıkarmanın, hem de direnen ülkelere karşı silah kullanılmasının önünü açıyordu."
********
İkinci önemli dönem ise yukarıda değindiğim üzere, 11 Eylül 2001'de Newyork Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan saldırılar sonrasında Amerikan yönetimi yeni bir saldırı dalgası başlattı. Dönemin Papası 6. Jean Paul, tüm katolik kiliselerine 11 Eylül saldırılarında ölenler için ayin yapılması emrini verdi. Vatikan Kardinaller Kurulu Bush'un konuşmasından sonra 2002 yılında bir toplantı yaptı ve hıristiyan birliğin sağlanması için çalışma yapılması emrini verdi. Papa 16. Benedikt, Asya'ya başlatılan emperyalist saldırıya destek verilen 1963 konsülüne katip rahip olarak katıldı. 2002 yılındaki kardinaller kurulunda ise ikinci adamdı.

************ *****************

Evet; işte tüm bu yaşanılanlar bize gösteriyor ki şu anda hakikaten yeni bir haçlı zihniyetiyle karşı karşıyayız. Tüm İslam alemini kasıp kavuran bu acımasız savaşın içine bizleri de mutlaka bir şekilde çekme gayretleri olağan üstü hızla devam etmektedir. Bu esnada hem Türklük, hem de müslümanlıkla gözü kara şekilde sıkıntıları olanlar, bir bir hesaplaşma gayretleri içerisinde planlarını uygulama peşindeler. O halde altını çizerek söylemek isterim ki, "gün birbirimize sıkı sıkı sarılma günüdür!" Aramıza atılan her türlü nifak tohumları, bilmeliyiz ki bizlerin felaketi anlamını taşımaktadır. Bizlerin ayrışması, bilinmelidir ki düşmanın ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değildir.

Bizlerin özgürlüğü; dinimizi özgürce yaşamak, dilimizi özgürce kullanmak, kültürümüzü ve geleneklerimizi özgürce yaşatmak, elbette ki ÖZGÜR vatan topraklarında gerçekleşebilir. Düşüncelerimi İstiklal Marşı şairimiz Mehme Akif ERSOY'un bir dizesiyle noktalamak istiyorum:
"Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!"
Sevgi ve saygılarımla!










Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme