3 Ekim 2008 Cuma

Çocuklarımız ve Geleceğimiz
















Ekim ayının ilk Pazartesi, Dünya Çocuk Günü'dür. Çocukların iyi yetiştirilmesi ulusların ortak sorunudur. Çünkü, dünya olarak geleceğimiz sağlıklı yetişmiş çocukların eline teslim edilecektir. Bu anlamda dünyanın geleceği de sağlıklı bireylerden oluşan toplumların, insiyatifine terk edilecektir. Çocuklar ne kadar iyi eğitilir, ne kadar sağlıklı olursa toplumların da geleceği o kadar güçlü olur. Çocukların bedensel, ruhsal ve ahlaki olarak en düzgün koşullarda yetiştirilmesi şarttır. İşte bu yüzden çocukların en iyi şekilde yetişmesini istemek, bütün ulusların ve toplulukların ortak sorunudur. Nitekim bu anlamda BM "Çocuk Hakları Bildirisi"ni 1959 yılında yayınladı.

******


Evet, tüm çocukların haklarını, evrensel boyuttaki haliyle bakıldığında harika bir anlayış var. Şimdi tüm bu şartları gözeterek ülkemiz ve dünya üzerindeki çocukların durumlarını ele almak istedim. Biliyoruz ki artık, dünyadaki çocukların çok az miktarı iyi imkanlarla hayatlarını idame ettiriyorlar. Peki büyük bir kısmı ne durumda dersiniz? Hiç de öyle iç açıcı değil! İnanılmaz acıların içerisinde çocuklar. Çok uzakta değil; yanı başımızdan başlayalım: Irak'lı çocuklar hangi haklara sahipler? Herşeyin üstünde olan yaşama hakları bile yokken, Birleşmiş Milletler'in ortaya koyduğu insanca hakları aramak kimin ayıbını ortaya çıkarır? BM'in varlığını sorgulatmaz mı dersiniz? Yine Afrika'lı çocukların bir lokma ekmeğe muhtaç olmaları kimin ayıbı? Dünyanın çeşitli yerlerinde savaşlar yaşayan ve bu savaşlarda askerlerin sayısından çok, çocukların ölmesi kimlerin ayıbı? Çocuk üzerinden rant sağlayan ve insanlık ayıbının üst düzeye vardığı çocuk istismarları kimlerin suçu? Minicik bedenler üzerinden sağlanan rant üzerine kurulmuş ekonominin getirisi mutlu ve huzurlu geleceğin alt yapısını dinamitlemez mi?

********
Tarihin sayfalarına kara lekelerle girmiş bir kaç isimle konunun önemini vurgulamak isterim. Hitler; " 4 sene boyunca fakir bir hayat sürdü. Sokaklarda yaşayıp, dilencilik bile yaptı. Herkes ona pis bir dilenciymiş gibi davranıyordu; özellikle zengin yahudiler!.. Yahudiler o zamanlarda çok iyi işlere sahiptiler ve en zenginler arasındaydılar...Hitlerin yahudilere olan nefreti böyle başladı.." ABD başkanı Bush'un geçmişte alkolik olduğunu basından biliyoruz. Bush'un yaşamı bizi ilgilendirmiyor; ama şu anda yaşanılan insanlık acısının ve suçunun baş sorumlusu olduğu herkesce bilinen bir gerçektir. O halde, icraatları tüm dünya insanlığını yakından ilgilendirmektedir. Demek ki, sağlıklı yetişmeyen çocuklar daha sonra, ruhlarında oluşan derin yaralarla insanlık adına çok acı olayların gelişmesine neden olabiliyorlar. Bu anlamdaki kişilerin geçmişleri ve yaşamları incelendiğinde, derin yaraların izleri görülecektir. Unutulmamalıdır ki, gerçek anlamda akıl ve ruh sağlıkları tam gelişmemiş olanların, bir şekilde kendilerine ve etraflarına mutlaka yansımaları olacaktır.Onun için çocukların yetiştirilmesi tüm ulusların ortak meselesidir. Bizler sağlıklı bir hayat sürdürmek istiyorsak, geleceğimizin teminatı saydığımız çocuklarımıza mutlaka düzgün ortamlar sağlamalıyız. Bu bütün dünya insanlığının, hakikaten hayati bir sorunudur.

*******
Ahlakın hayal edilemeyecek düzeyde çökmesinin, insanlığın zararına olduğuna, yaşadığımız bu süreçte ne yazık ki acı deneyimlerle şahit oluyoruz. "Bütün bu acımasızlıkların sorumlusu kimlerdir?" diye sorarsak, aslında birey birey hepimizin suça ortak olduğu kesin. Haa, Batı'nın ortaya koyduğu insani anlamdaki bildirgeler, insan hakları anlayışı, hak, hukuk, adalet, demokrasi hepsi ama hepsinin, ayaklar altında çiğnendiğine yaşayarak ve ibretle şahit oluyoruz! İşte ahlakın yerle bir olduğu, insanlığın yok edildiği, bireysel hırsların ön plana çıktığı ortam ve kişlerce, toplumların yaşama hakları çoktan ellerinden alındı! Dünyadaki gelir adaletsizliğinin yansımaları ise vicdanların yaralanmasına nedendir. Hele din kullanılarak Yüce Yaradan'ın yarattıklarını katletmek insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir! Çocuklarımıza da "insanlık ayıbı"na örnek olmamıza vesile olmuştur. Yine unutulmamalıdır ki, bu yaralı ruhlar, acılar içerisinde kıvranarak bir şekilde büyüyen çocuklar bir süre sonra yönetimi devralacaklardır! Ne gördülerse onu işleyeceklerdir. Bilmem onlardan ne bekleriz, nasıl bir anlayış ve ahlaklı tutum isteriz?

*********

Her türlü çocuk istismarının korkunç ve tüyler ürpertici boyuta ulaştığı bu ortamda, duyduğum utancın ve ızdırabın acısıyla bir eğitimci olarak da sorumluluğumuzu millet olarak sorgulamak isterim.

*******

Sonuç olarak; milletçe ecdadımızdan aldığımız yönetim ve devlet anlayışımızla, imanımızın, inancımızın kudretiyle çocuklarımıza en iyi ortamı sağlamak öncelikle bireysel sorumluluğumuz altındadır. Büyük ATATÜRK'ün "İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri görülemez; millet ve devletin şeref ve bağımsızlığı elde edilemez, insaf ve merhamet dilenmek gibi bir kural yoktur. Türk milleti ve Türkiye'nin çocukları, bunu bir an akıldan çıkarmamalıdır." sözü ve uyarısıyla çocuklarımızın Dünya Çocuk Günü'nü yürekten kutluyorum! Sevgi ve saygılarımla!

2 yorum:

  1. Güzel bir yazı. Verdiğiniz emekler ve mücadele için sizlere çok teşekkür ederim. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil
  2. Güncel konulara güncel yorum ve haklı tepkileriniz gerçekten taktire layık. Gönlümüz seninle. tebrikler... Dr. Ergün Çil

    YanıtlayınSil