7 Şubat 2010 Pazar

Avrupa'da "Aydınlanma" Süreci, Faşist Eylemlerle Devam Ediyor!














"Benim gibi yaşlı bir devrimciye böyle bir ödül vermek, kapitalizmin öç alma girişiminden başka bir şey değildir." (1964, Nobel Ödülünü reddederken) Jean Paul SARTRE


Kendileriyle ve yasalarıyla çok övünen Batılı emperyalist güçler, dünyaya hükmetme çalışmalarını çeşitli vasıtalarla sürdürmeye hızla devam ediyorlar. Bir yandan da söyledikleri her sözün tersini uygulamaları münasebetiyle ikiyüzlülüklerini ortaya koymaktan geri durmuyorlar. Zira bu durumu kanıtlayan küstah eylemlerinden birisini daha sahneye koydular...


"Norveç gazeteleri, İslam dininin Peygamberi Hz. Muhammed (sas)'e yönelik hakaret içerikli "karikatür provokasyonuna" devam ediyor. Ülkenin en büyük gazetelerinden Aftenposten'dan sonra bu sefer de ülkenin diğer önde gelen gazetesi Dagbladet, manşetten verdiği çirkin karikatür ile Norveç ve tüm dünyadaki Müslümanların tepkisine yol açtı.
İstihbarat amaçlı çalışan Norveç Polis Güvenlik Servisi (PST)'nin Facebook'daki fan kulübü sayfasında Hz. Muhammed'e hakaret içeren bir karikatür (Kuran yazılı bir kitabı okuyan domuz resminin içine 'Muhammed' yazılmış şekilde) paylaşıldı. Dagbladet, PST'nin fan kulübünde yayınlanan bu karikatürü manşetten vererek Müslümanların Peygamberleriyle adeta dalga geçti." Vatan, 04.02.2010

Şimdi kendilerinin kutsal kitabı İncil ne diyormuş bir bakalım:
Luka 6, Düşmanlarınızı sevin (Mat.5:38-48, 7:12) 27-28 "Ne var ki, beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum: düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin. 29 Bir yanağınıza tokat atana öbürünü de çevirin. Abanızı alandan mintanınızı da esirgemeyin. 30 Sizden bir şey dileyen herkese verin, malınızı alandan onu geri istemeyin. 31İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın." Müjde İncil

Görüldüğü gibi burada yazılanların tam aksini kutsal kitaplarına rağmen yapan yine kendileri!!!


Kendilerini "efendi", bizleri ise "köleleri" gibi gören bu zihniyet, geçmişte olduğu gibi bugün de sömürge anlayışının özlemi içindeler. Bu durumun altında yatan gizli neden ise "üstün ırk" anlayışı... Hâl böyle oluncada ziyadesiyle bu durum şımarıklık ve görgüsüzlükten öteye geçemiyor... Şüphesiz ki, geçmişteki anlayışı yaşatmak için günümüze uygun bir gerekçe yaratılmalıydı. İşte bugün onlar için geçerli olan "insan hakları", "demokrasi" gibi söylemlerin anlamı sıra kendilerinden olmayanlara gelince durum aniden tersine dönüyor!

Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere var olan bütün sözleşmeler ve Norveç Anayasası din ve inanç özgürlüğünü teminat altına almıştır. İnançlara yönelik konuların kamuoyuna sunulması konusunda özellikle basının çok dikkatli ve ihtiyatlı olması gerekmez mi? Bunu denetleyen mekanizmaların ardında da muhakkak ki siyasi otoriteler vardır.

O halde, bitmek tükenmek bilmeyen bu Türk, İslam karşıtlığı ve Müslümanlara yönelik kışkırtıcı davranışların ardında yatan, bu kin ve öfkenin nedenleri nasıl izah edilecek? Bütün bu rezaletler, gazetelerde boy boy ifşa edilirken, inançlı insanlarımızla alay edilip onların gururlarını kırmak ve değerleriyle dalga geçmek olsa olsa hastalıklı ruhların kendilerini bir şekilde tatmin etmesi anlamı taşımaz mı! Öte yandan, efendiler (!) bizlere inanç hürriyeti adıyla ülkemizde yasalarımızı değiştirmek için üzerimizde baskılar kurarken, kendileri milyonlarca Müslüman'ı barındıran topraklarında, minareyi görmeye dahi tahammül edemediklerini, yaptıkları bu ayıplarla görüyoruz!


En son minare yasağı; ardından yine Norveç'te bir TÜRK kadınının ihmal sonucu ölümüne sebebiyet vermesiyle başlayan, "ambulans krizi"nde yaşanan çirkin davranışlar; Fransa'da cami kapılarına gamalı haçların çizilmesi ve dahaları... Bütün bunlar bir yana, belirli aralıklarla kutsal kitabımıza ve Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'e yönelik iğrenç ve çirkince her türlü saldırıları gazeteler aracılığyla boy boy ifşa etmekten geri duramıyorlar! Demek ki Batılıların anlayışında "aydın", "çağdaş" ve "saygılı" olmak böyle bir şey olsa gerek!..

Ülkemizde çan sesleri altında gayri müslüm vatandaşlarımız, rencide edilmeden ibadetlerini özgürce yaşayabiliyorlar. Oysa bizi eleştiren Batılılar, Müslüman vatandaşlarınıza ezan sesini duyurmaktan mahrum bırakmaya çalıştıkları gibi, değerlerine ve inançlarına de inanılmaz cüretle saldırıda bulunup, karşılarına geçerek alay etmeyi de kendilerinde bir hak görüyorlar...

İşte bu tavırları ile de bizi, geri (!), ilkel (!); çağdışı bir toplum gibi gördükleri saygısız davranışlarıyla çok net ortaya çıkıyor!

Özgürlüğün savunucusu olduğunu iddia edenlere duyurulur:

Varoluşculuğun savunucusu Jean Paul Sartre, bakınız kendi felsefesi çerçevesinde ahlâk anlayışında neleri ortaya koyuyor:

"Sartre'ın gözünde özgürlük ancak sorumluluk yüklenmekle mümkün hale gelir (Burada Norveç basınının sorumuzluğunu, nereye oturtmak gerekir acaba?!). Tüm eylemlerinin sorumluluğunu üzerine alabilmiş olan insan özgür olup, sadece böyle biri gerçek varoluşa sahip olabilir. Bu nedenle tek mutlak değer özgürlük olsa bile, sorumluluğa bağlanan bu özgürlük, katı bir ahlâkı gerektirir. Onun gözünde doğru eylem, sorumluluğu özgürce yüklenilmiş olan eylemdir. Bununla birlikte, genel geçer ve mutlak bir doğruluğun da olmadığı unutulmamalıdır. Her çağ kendi doğrusunu yaratırken, ahlâklılık da her çağda kendi doğrusunu kuran insanın özgür eyleminde ortaya çıkar."

Sartre'ın ahlâk alanındaki ince değerlendirmesini Norveç gibi ülkelerin sözde özgürlüğü temsil etmelerine karşın, eylemleriyle gösterdikleri faşizan küstahlıklarına ithaf olunur! Üstelik kendi düşünürleriyle; pervasızca girişimlerini sorgulamaya davet ederken, yaptıkları iğrençliği şiddetle ve NEFRETLE bir kez daha kınadığımı belirtmek isterim. Zira Dagbladet gazetesine bizzat e-posta yoluyla bireysel kınama ve tepkimi gösterdiğimi de sizlerle paylaşmaktan gurur duyarım.

Sevgi ve saygılarımla!

1 yorum:

  1. aklına yüreğine kalemine sağlık. elif

    YanıtlaSil