22 Şubat 2010 Pazartesi

Ceza Kanunları İhtiyaçtan Doğar














"Felaketler insanları, zeki milletleri daima azimli ve yeni hamlelere sevkeder." Atatürk


"Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez." Mâide Sûresi, 51. Ayet


"Bu da İngiliz 'Ebu Garip'i
Irak’ta Amerikan askerlerinin Ebu Garip cezaevinde uyguladığı işkencelere benzer manzaraların İngiliz askerleri tarafından da yaşatıldığı ortaya çıktı...

Son fotoğrafın, hem başında bulunduğu üste işkence yapıldığından haberi olmadığını söyleyen albayın durumunu hem de bugünlerde Afganistan’da çatışan İngiliz ordusunun imajını zora sokacağı belirtiliyor." Milliyet, 16.02.2010


Yıllardır, insan hakları, demokrasi gibi kavramları etrafına yaymayı ilke edinen necip (!) Batılı güçler, kendilerinin işkence ve ırkçılağa yönelik saldırgan tutumlarını bir tarafa bırakarak, bu türden suçlara karşı en ağır cezaların kendi ülkelerinde uygulandığını öve öve anlatmayı, büyük bir gururla ifşa etmekten geri durmuyorlar! Ancak konuya ilişkin unuttukları ya da gözden kaçırdıkları bir noktanın üzerinde duran kimse yok. İşte o gerçek; ceza kanunları mutlak suretle ihtiyaçtan doğar...


O halde, geçmişte olduğu gibi bugünde en büyük ırkçılık ve işkence suçlarını işleyenlerin emperyalist Batılı güçler olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla ceza kanunlarını hazırlayanların da, yine aynı kesim olduğu gerçeğini öncelikle herkesin, iyi anlaması gerekiyor! Zira suç varsa kanun da var; öyle olmasa neden bu anlamda yasaları çıkartma ihtiyacı hissedilsin ki... Hâl böyle iken söz konusu kendileri olunca, sıkı bir kanun uygulayıcı oluyorlar! Ama ne çare ki, işgal ettikleri ülkelerin halklarına zalimce akıl almaz şiddet ve işkenceyi de uygulamayı yine kendilerine hak görebiliyorlar.


Gelelim günümüze ve konumuza: Bin dokuz yüz doksanlı yıllarda Avrupa'nın göbeğinde yaşanan vahşetle, Bosna'da yapılan katliamın acıları henüz unutulmadan, hemen ardından "ÖZGÜRLÜK" vaadiyle Irak'da ve Afganistan'da yüz binlerce masum insan öldürüldü; işkenceden geçirildi; tecavüzler gerçekleşti... (işgal halen sürüyor) Kimler yaptı? Şüphesiz ki necip (!) Batılılar tarafından... Peki işlenen insanlık suçlarının üzerinden kendilerine kazanç sağlamak için, politik amaçlı söylemlerle yeni yeni suçları işleyenler kimler? Tabii ki de yine necip (!) Batılılar! O vakit yukarıdaki haber bizi hiç şaşırtmıyor desem doğru olacak! Zira tarihleri, müthiş anlamda kölecilik, vahşi sömürgecilik, katliam ve soykırımların yanında haksız savaşlarla donanırken, adını "özgürlükçü", "eşitlikçi", "hümanist" gibi yüceltici söylemlerle kendilerini ifşa etme küstahlığından geri kalmıyorlar!!!


Anlayacağınız, suçu onlar yaratıyor, cezayı da hazırlayan yine onlar! Netice itibariyle dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, aynı kaderi ve çaresizliği paylaşan ve ezilen bu insanlar sayesinde; aslında "hümanizmi" savunur gibi gözüken insanlığın kültürünü ve ayıbını, tarihin kara sayfalarına bir kez daha geçirmelerine insanlık adına, UTANÇLA tanıklık ediyoruz!!! Zira ezilen ve horlanan bu insanlarla aynı coğrafyayı paylaştığımız gibi, aynı kıbleye yöneldiğimizi de hatırlatmadan geçemeyeceğim!

Sevgi ve saygılarımla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme