3 Mart 2010 Çarşamba

Ve 3 Mart 1924...














“Bizde Ruhbanlık yoktur. Hepimiz eşitiz ve dinimizin hükümlerini eşit olarak öğrenmeliyiz. Her fert dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır, orası da mekteptir. Nasıl ki, her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahiplerini yetiştirmek lâzım ise, dinimizin gerçek felsefesini tetkik ve bilimsel fenni telkin kudretine sahip olacak güzide ve gerçek büyük alimler yetiştirecek yüksek kurumlara da malik olmalıyız.” Söylev ve Demeçler; 2/94


Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kurulmasının ardından kısa bir süre sonra -3 Mart 1924 tarihinde- gerçekleşen en büyük yenilikler arasında şüphesiz ki halifeliğin kaldırılması gelmektedir. Zira siyasi anlamda önemli sonuçları beraberinde taşıyan bu adım, modern Türkiye'nin kilometre taşını oluşturmaktadır.

Atatürk, 1 Mart 1924 günü Meclis'te şu söylevi verir:

"Ulus, Cumhuriyet'in bugün ve gelecekte her türlü saldırılardan korunmasını istiyor. Bu istek, Cumhuriyet'in bir an önce, denenmiş ve olumlu olan bütün ilkelere tam olarak dayanması biçiminde özetlenebilir. Anayasa'da ulusun isteğini, hareket yönünü izlemek, hepimizin görevidir.

Ulusun oyu ile belirlenen eğitim ve öğretimin birleştirilmesi ilkesinin, zaman geçirilmeden uygulanmasını zorunlu görüyoruz. Bu davranış, her anlamı ile ulusal bir nitelik özelliğindedir.

Bunun gibi, bağlı olmakla mutlu olduğumuz İslâm dinini, yüzyıllardan beri gelenek durumuna getirilmiş olduğu gibi, siyasal bir araç olarak kullanmaktan kurtarmanın ve yüceltmenin gerekli olduğu gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve tanrısal inanışımızı ve vicdanımızı karışık ve türlü renge giren ve her biçim çıkarların oluşum yeri olan ploitikadan ve politikanın bütün kötülüklerinden bir an önce ve kesinlikle korumak, ulusun mutluluğunun emrettiği bir zorunluluktur. Ancak bu şekilde, Müslümanlığın yücelikleri ortaya çıkar." Söylev "NUTUK" Baki KURTULUŞ, sf: 308

Buna bağlı olarak 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan diğer yasalar:

1- Erkân–ı Harbiye Vekaleti kaldırıldı. Yerine Genelkurmay başkanlığı oluşturuldu. Amaç, ordu-siyaset ilişkileri ortadan kalkmış oldu.

2- Şer'iye ve Evkâf Vekaleti kaldırıldı. Bunun yerine Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu. Böylece din-siyaset ilişkisi ortadan kalktı; ve dini inanışların siyasete karıştırılmaması amaçlandı.

3- Tevhid–i Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Böylece eğitim ve öğretim birliği ile, ulusal eğitimin hedeflenmesine olanak tanınmış oldu.


Halifelik sembolik bir makam ya da bir dini liderlik makamı olması gerekirken devlet karşısında siyasi bir güç olmaya başlaması, Türkiye Cumhuriyeti açısından ileride doğabilecek büyük sorunların adeta habercisi gibiydi... Bu nedenle 3 Mart 1924 tarihinde halifelik ile birlikte ileride saltanat ve halifelik iddiasında bulunmamaları için hanedan üyelerinin de yurt dışına çıkarılmaları kabul edildi. Buna göre Abdülmecit Efendi ailesiyle birlikte 5 Mart 1924'te Türkiye Cumhuriyeti sınırlarından ayrıldı.

Aslında bu durumun dış güçlerin hiç hoşuna gitmediği bir gerçek... Halifeliğin kaldırılmasından çok kısa bir süre önce Abdülmecit'in hükümete yakınmalarını bildiren bir telgrafa karşılık, Büyük Atatürk'ün cevabi telgrafından kısa bir alıntıyı paylaşmak isterim:

"... Fransızlar, kral soyundan olanları ve yakınlarını Fransa'ya sokmakta, bağımsızlıkları ve egemenlikleri için yüzyıl sonra, bugün bile sakınca görüp dururken; her gün çevreden kendileri için egemenlik güneşi doğmasına duacı bir padişah soyuna ve yakınlarına karşı davranışımızda, Türkiye Cumhuriyeti'ni inceliğe ve boş şeylere kurban edemeyiz." Atatürk, 24 0cak 1924 İzmir / Tarihsel Olaylarla Söylev B. KURTULUŞ


Sevgi ve saygılarımla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme