10 Ağustos 2010 Salı

Yeter Gayrı Yumma Gözün...















"Hiçbir şey şu gerçeği değiştiremez: Bilgileriniz geçmişe mahsus, kararlarınız ise geleceğe yöneliktir."




Bugün 10 Ağustos... Bu tarih, bize Kurtuluş Savaşı döneminde -10 Ağustos 1920 yılında- İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan ve Osmanlı'nın paylaşımını ortaya koyan, KARA bir antlaşmayı hatırlatmaktadır!

Bu antlaşma ve içeriği ne yazık ki bugün de hâlâ canlı tutulmak isteniliyor... Zira gelişmeler ve yaşanılanlar bu antlaşmanın hayata geçirilme çabalarının canlı örnekleridir!

Pekii, biz şimdi bu durumu bir kenara bırakarak, halk ozanımız Aşık Veysel'den bir şiirle konumuza izninizle vurgu yapmak isterim:


Allah birdir Peygamber Hak
Rabbül Alemindir mutlak
Senlik benlik nedir bırak
Söyleyim geldi sırası
Kuran'a bak İncil'e bak
Dört kitabın dördü de Hak
Hakir görüp ırk ayırmak
Hakikatte yüz karası
Binbir ismin birinden tut
Senlik benlik nedir sil at
Tuttuğun yola doğru git
Yoldan çıkıp olma asi
Yezit nedir, ne kızıl baş
Değil miyiz hep bir kardaş
Bizi yakar bizim ateş
Söndürmektir tek çaresi
Şu alemi yaratan bir
Odur külli şeye kadir
Alevi Sünnilik nedir
Menfaattir varvarası
Cümle canlı hep topraktan
Var olmuşuz emir Haktan
Rahmet dile sen Allah'tan
Tükenmez rahmet deryası
Veysel sapma sağa sola
Sen Allah'tan birlik dile
İkilikten gelir bela;
Dava insanlık davası…


Demek ki bela, ikilik yaratmaktan geliyormuş... Zira aramıza sokulmak istenilen bu ikilik, yıllardır bizi bize kırdırtmadı mı?

Mesela sağ-sol dediler; binlerce insanımızın kanı aktı... Olmadı Alevi-Sünni dediler; yine yüzlerce vatandaşımızın kanı aktı... Olmadı şimdi de etnik köken ayırımcılığı ortaya atılarak birbirmize düşürülmek isteniyoruz!!!

Yani aynı davanın kader birliğini yapmış insanlarını, birbirine kırdırtmak istiyorlar...


Yine "ikilik" yeryüzünde mutlaka olacak; ve biz, bu ikiliği ancak ve ancak aklımızla, irademizle yeneceğimizi anlatmaya çalışan; ve hem Hak'kı anlatan, hem de sır gibi saklanıyor diyerek, Allah'a kendince sitemini dile getiren halk ozanımız Aşık Veysel. Görünürde âmâ gözleriyle bizim göremediklerimizi görerek, hakikatte asıl âmâ olanın bizlerin olduğunu düşündüğüm şairimiz, bakınız ne diyor:

...

Kimine at vermiş estirir gezer
Kimine aşk vermiş coşturur gezer
Kimine mal vermez koşturur gezer
Sanki bunu zengin etmek zor gibi.
Birinin aklı yok deli divane
Bir kısmı muhtaçtır acı soğana
Bir kısmını zengin etmiş yan yana
Şimdi kendi saklanıyor sır gibi
Kimine saz vermiş çalar eğlenir
Kimi zevk içinde güler eğlenir
Veysel gözyaşlarını siler eğlenir
Yeter gayrı yumma gözün kör gibi

...

Evet; ben buradan "Yeter gayrı yumma gözün kör gibi" ifadesinden esinlenmek istiyorum...
Zira "kıssadan hisse" algılamasıyla ulus olarak, durumdan vazife çıkarmamız, acilen gerekmektedir!


Bu vesileyle, yeter gayrı yumma gözün kör gibi; tarihten ders alma zamanı gelmedi mi?!

Sevgi ve saygılarımla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme