22 Ocak 2011 Cumartesi

Yok Yok Bu Yetmez...
















"Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki; "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur."Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva(arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı." Bakara Sûresi, 120. Ayet



"Önce Çam, Sonra Çan mı?" yazım ses getirdi...

Konuya ilişkin Haber Türk, dün itibariyle (21 ocak 2011) internet sayfasında anket açmış (Taksim Meydanı'ndaki dev metal ağaç kalsın mı, gitsin mi?)...


Tabii burada Haber Türk'ün gözden kaçırdığı bir ifadeyi de biz hatırlatalım; zira başlıkta "dev ağaç" ifadesi kullanılmış... İlginçtir; "çam" ifadesine yer verilmemiş...Ve hepimiz çok iyi biliyoruz ki çam ağacı, aynı zamanda "noel ağacı" olarak insanların beyinlerine kazındı... Doğal olarak da Hıristiyanlığın sembolüdür!!! Yine Haber Türk'ün haber üzerinde yapılan okuyucu yorumlarına bizzat ben de yorum yazmıştım; ama ne yazık ki yorumum yayınlanmadı...


Konu üzerinde bir notumu daha sizinle paylaşmayı uygun buluyorum; Beyaz Gazete'nin İHA kaynağıyla yayımladığı haber de "Şirket yetkili Avusturyalı Biga Luccia, "Bu bir Noel ağacı. Tamamı metalden yapılacak. Işık saçıyor ve reklam için kullanılacak" diye konuştu." ifadesi yer almaktaydı... Şirket yetkilileri, tarafıma uyarı notuyla birlikte Beyaz Gazete'yi de arayacaklarını belirtmişlerdi.


Nihayet dün Beyaz Gazete'nin 12 Ocak 2011 tarihli sayfasındaki konuya ilişkin şahıs ve demeci haberinden çıkardığını gördüm. Dolayısıyla ben de aynı şekilde ilgili şahıs ve demeci yazımdan kaldırdım. Bilgilerinize...



Taksim'de dikilen ve haberi haber yapan konunun ana vurgusu şüphesiz ki çam ağacı idi. Her şeye masum bakmamızı ve olayı "iyi niyet" içerisinde değerlendirmemizi isteyenlere bir kez daha sormak istiyorum;

Niçin çam ağacı?!

Zira ışıklandırılmış bir çam ağacının zihinlerde ilk uyandırdığı izlenim şüphesiz ki "noel ağacı"dır... Bunun böyle olmadığını kim iddia edebilir ki?..

Öte yandan Müslüman bir ülkenin diğer toplumlar gibi kaçınılmaz hassasiyetleri olduğu ortada... Hal böyle olunca da, bu izlenimi yaratmamak için, neden İstanbul'un doğal dokusuna uygun bir sembol kullanılmaz?!.. Mesela İstanbul'a çok yakışan erguvan...Veya ne bileyim ceviz, çınar, kayın, meşe filan.

Neden illa da çam?!


İstanbul Taksim Gezi Parkı gibi gözde bir yere, "noel ağacı"olduğu yönünde ayan beyan bir algılama olduğu bilinen bir Hıristiyanlık sembolünün, gözümüzün içine baka baka dikilmek istenmesi neyin nesi oluyor?!

Valla ne diyelim... Bundan sonra bu da yetmez; oldu olacak üzerine bir de "haç isteriz"...

Haberiniz ola... :)


Sevgi ve saygılarımla!


1 yorum:

  1. Bu konu da Tülay Hocama katılıyorum. Yazdıklarının da doğruluğuna inanıyorum.

    Şirket yetkilisi Bilgen Gülmez'in savunmasını inandırıcı bulmadım. Yazışmalardan anlaşılıyor ki tabiri caizse kimin eli kimin cebinde şeklinde. Basında çıkan haberleri okuyor, bir ara tv.'de de görmüştüm hatırlıyorum birisi konuşuyordu. Konuyu önemsiz addedip dinleme tenezzülü göstermedim zaten.

    Oylama kısmına da "KALDIRILSIN" olarak oy verdim. Arkadaşlarıma da koyunu ilettiğimde onlarda kaldırılması taraftarı.

    Anlamadığım taraf ülkemizde o kadar değerli heykeltıraşlar, ressamlar, sanatçılar olduğu halde bu yabancı sanatçı sevdası nereden geliyor? Biz yabacı sanatçıları çok mu seviyoruz? Niye seviyoruz? Bizlerden çok mu üstünler? Bizlerden daha mı yaratıcılar? Balık baştan kokmuş zaten, kendi sanatçılarımızın eserlerine UCUBE diyenler 1, 2, 3, vs. numaralı adamlar olunca haliyle halkımız da yabancı sanatçıları seviyor, o kadar çok seviyor ki anlatamam.

    Allah rızası için bir bakın; ağaca dahi benzemeyen bir şeyi oraya hangi mantık dikti, hangi mantıkla dikti acaba?

    Heykelleri çok severim. Bloğum da da heykellere yer verdim. (http://kavaktantabut.blogspot.com/)Çalıntı Knidos Aslanı başlıklı konum dünyanın her yerinden okunuyor. Lakin putperest değilim.

    O metal yığınını oraya dikenler; daha güzel bir şey yapmayı düşünemediler mi acaba? İstanbul gibi dünyanın başkenti bir şehire yakışan bir şey mi? Evet yakışıyor denilirse şayet söyleyecek hiç bir sözüm yok.

    Kalın sağlıcakla...

    YanıtlayınSil