4 Haziran 2015 Perşembe

Terörü Saldın Çayıra, Halkı da Mevla Kayıra



https://www.youtube.com/watch?v=3qbMrJIm9bE



"Terör örgütü mensuplarının ve yandaşlarının seçmene yönelik tehdit ve baskıları.." 3 Haziran 2015, trthaber.com


16. yüzyıl'da Kazak Abdal'ın, halkın büyük yoksulluk içinde olduğu ve baskının yükseldiği bir dönemde yazdığını  düşündüğüm -Eşeği Saldım Çayıra- şiirine ait olduğu iddia edilen hikâye , şöyle:


''Bir zamanlar bir köyde zalim mi zalim bir ağa yaşarmış. köylüye etmediği zulüm, çektirmediği eziyet kalmamış. Gel zaman git zaman bu ağa yaşlanmış. Ölümüne yakın toplamış köylüleri meydana, demiş ki: "Yıllardır size yapmadığım kötülük kalmadı. Ne kadar beddua etseniz, ne kadar ceza verseniz azdır. Siz en iyisi ben ölünce cesedimi köyün girişindeki ağaca asın. Halimi gören kötülükten, zulümden vazgeçsin, doğru yolu bulsun. En azından ölünce faydalı olayım insanlara, vasiyetimdir."

Aradan bir süre geçmiş, ağa ölmüş. Vasiyetini yerine getirip asmışlar cesedini ağaca. Birkaç gün sonra köyü jandarma basmış. Ağaca asılı cesedi görüp, Hepiniz birleşip öldürdünüz ağayı diye köy halkını bi güzel dayaktan geçirmişler. Köylüler ne kadar dil döktüyse inandıramamışlar suçsuz olduklarına. Ağa giderayak son şakasını yapmış meğerse. Bunun üzerine Kazak Abdal almış sazı eline, vermiş veriştirmiş önüne gelene...''

Hazır konu, saz-söz, ağalık filandan olunca...

Diyeceğim...

Hani bugünlerde bir saz modası estiriliyor ya...


Anadolu insanının gönlünü kazanmak öyle, "sazı eline alıp çalmak"la olmuyor...

Zira o saz, Anadolu insanının yüzlerce yıl çektiği acılarının dert ortağı...

Ağıtlarının, sevinçlerinin dili olmuş, sözü olmuş.

Dolayısıyla... 


40 bin insanımızın canına mal olmuş, Batılı emperyalist haçlı güçlerin ekmeğine yağ sürmüş, feodal düzen sahiplerine diyeceğimizi, 

Kazak Abdal'ın sözüyle; Anadolu insanımızın sazından çıkan öfkesini,  aradan geçen yüzlerce yıla rağmen anlamını ve değerini yitirmemiş o türküyle noktalayalım:


Eşeği saldım çayıra
Otlaya karnın doyura
Gördüğü düşü hayıra
Yoranın da...

Münkir münâfıkın soyu
Yıktı harap etti köyü
Mezarına bir tas suyu
Dökenin de...

Derince kazın kuyusun
İnim inim inilesin
Kefen dikmeye iğnesin
Verenin de...

Dağdan tahta getirenin
Mezarına götürenin
Talkınını bitirenin
İmâmın da...

Kazak Abdal söz söyledi
Cümle halkı dahleyledi
Sorarlarsa kim söyledi
Soranında...



Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

3 yorum:

  1. Hocam iyi akşamlar yine güzel bir yazı paylaştınız.Halkımızın çoğunluğunda iyi niyet devam etmekte.Kolayca kurnazların oyununa gelinmekte ve bu insanlar işleri bittikten sonra toplumu unutmakta.Yüzyıllar geçse de demek ki oyun aynı oyun.Kolay gelsin.Selamlarımla :-))

    YanıtlayınSil
  2. Merhabalar Tülay Öğretmenim.

    Batı emperyalizminin oyununa gelen ülkemizin sorunları bitmeyeceği gibi, daha da artacak ve kötüleşecek gibi. Bakalım şu seçim bir bitsin ve herkesin kekili gözünün önüne bir dökülsün. En büyük korkum ülke içinde bir iç savaş çıkmasın. Arap ülkeleri gibi olmayalım.

    Büyük bir emek harcayarak paylaştığınız konu da çok önemli bir konu. Emeğinize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. Devletin Güneydoğuda bir etkinliği kalmamıştır. Terör yöre halkını tehdit ediyor, haraç topluyor, insanların seyahat özgürlüğüne engel oluyor, çocuklarını dağa kaldırıyor vs. Bundan önceki iktidar dönemlerinde terör bunları yapabiliyor muydu? Hayır! PKK'nın kökünü kazıma noktasına kadar getirmişlerdi. Şimdiyi ve önceyi mukayese ederek aradaki farkı görmek pekala mümkündür.

    Cenab-ı Allah ülkemiz ve milletimiz hakkında hayırlısını versin, yar ve yardımcısı olsun.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil
  3. Saz çalmakla akan kanlar ve giden canlar geri getirilebilseydi herkes ozan olurdu, Abdal olurdu.

    YanıtlayınSil