17 Mart 2018 Cumartesi

Sürekli Endişelenen...


Avrupa Parlementosu’nun "Türkiye askerlerini Afrin’den çeksin"...

"Kararda, Türkiye'nin Afrin bölgesinde yürüttüğü Zeytin Dalı operasyonunun "Suriye'de çatışmaya yeni bir boyut eklediği", bu ülkedeki "hassas iç dengeler ve çözüm çabaları üzerinde olumsuz etki yarattığı" ve "ek insani kaygılar" gündeme getirdiği dile getiriliyor."

Vay arkadaş...

Irak'ta bir milyon insanı öldürürken neredeydi bu "insani kaygılar" çağrısı?

Dolayısıyla Avrupa Parlâmentosu denilen şey, Turkiye'nin toprak bütünlüğüne nasıl saygı duyduklarını(!) boş laflar çerçevesinde dile getiren bu zevatlar topluluğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni  bölmek isteyen kim varsa onları sürekli koruyup kollayan, besleyen ve hatta üzerimizde sürekli baskı uygulamaya çalışan ve de sürekli "endişelenen" bürokratlar silsilesinden başka bir şey değil!


Ve bunların, "sorun", "derin kaygı" diye önümüze sundukları her bir şey, işte o "sorun" veya "derin kaygı" ifadelerine  yüklenen derin anlamları iyi anlamaktan geçmektedir.

Bu bağlamda...

* Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının % 37’sini yasa dışı bir biçimde işgal etmektedir. Tarih, 10 Şubat 2000

* Avrupa Parlâmentosu, Türk Hükûmeti'ne Kuzey Kıbrıs’taki işgal güçlerini geri çekme çağrısında bulunur. Tarih, 15 Kasım 2000

Hal böyleyken her fırsatta pervasızca tekrarlanan "Kıbrıs sorununu çözün!" ifadesinin karşılığı "Kıbrıs’tan çıkın" küstahlığında olduğu gibi...

Bugün vatan sınırlarımızda emperyalist emelleri uğruna, yeni devlet kurmanın hayalleriyle ülkemiz parçalanmaya çalışılsın, bize de  "Afrin'den çıkın" talimatı verilsin, öyle mi? 

Dahası coğrafyayı ele geçirmek üzere kanlı bölünmelere yol açacak felaketlerin önüne geçmek amacıyla, Mehmetçiklerimiz, Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak için kan dökerken,  bu  mücadeleden endişelenen,  dolayısıyla da  "derin kaygı"ları neticesinde, "Afrin'den çıkın" küstahlığına boyun eğelim, öyle mi?



Demem o ki...  

Coğrafyamız üzerinde ilgili olan her konuşma veya yazıda sık sık tekrarlanan "sorun" "kaygı verici" cümleleri,  ABD ile AB’nin Batı Asya’da (onların söylemiyle Orta Doğu'daki) ve bağlantılı olarak Akdeniz'de emperyalist emelleri doğrultusunda (bölgeye yerleşerek coğrafyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerine  egemen olmak ve Türk ulusunu paramparça etmek üzere) dünya siyasetine yön vermektir. 

Hal böyleyken...

Vallahi geçenlerde dinlediğim ve çok hoşuma giden bir şarkı aklıma geldi;

Bir ateş ki yandı bir kez söndüremezsin
Kalbimdeki yangını sen söndüremezsin
Ben yolumu seçtim artık döndüremezsin

Ne desen ne yapsan kandıramazsın
İş işten geçti çoktan kandıramazsın


Anladın değil mi!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 yorum:

  1. bence de çekilmemeli..çünkü AB ve ABD'nin istediği de bu yönde..önce kürdistan'ı kuracaklar ardından da büyük israil'i oluşturmak için zemin hazırlayacaklar..çekilirsek büyük ihtimalle bunlar gerçekleşecek..ancak çekilmezsek türkiyeye karşı bir savaş cephesi alacakları da kaçınılmaz..tv,deki kanallarımızda sürekli seferberlik çağrıları yapılması da,Türkiyenin giderayak savaşa hazırlandığını gösteriyo..umarım böle bişi olmaz..emeğinize sağlık Tülay hocam..bu arada eşiniz için çok geçmiş olsun,umarım bir an önce iyileşir,Allah şifa versin,sağlıcakla kalın..🙂

    YanıtlayınSil
  2. İlginize teşekkür ederim Ertuğrul Bey. Suriye'de gelişen olayların ucu hiç şüphe yok ki bize ve dolayısıyla ilgili tüm komşu bölgelerimize gelecek. Dolayısıyla buradan çekilmek gibi bir lüksümüz olamaz. Zira asıl hedef Türk milletinin parçalanması ve topraklarımızın paylaşılması üzerine... Saygılarımla.

    YanıtlayınSil