Bekir COŞKUN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bekir COŞKUN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2020 Çarşamba

Güzel İnsan Bekir COŞKUN

 



Yıllar önceydi...

Sevgili eşimle birlikte, Ankara Armada önlerinde GÜZEL İNSAN Bekir COŞKUN'a rastladık.

Bu arada tesadüf odur ki  hemen yakın geçmişte bir yazısına karşın kendisine eleştirel e-posta iletmiştim. Dolayısıyla  kendisine hem sevgimi, hem de e-postamla ilgili konuşmak üzere hızla yanına yaklaştım. O güzel insan, inanılmaz bir sevecenlikle, sanki 40 yıldır tanışıyormuşuz gibi bizimle konuşmaya başladı... 

Ayaküstü sohbetimizi ben hararetle sürdürürken sevgili eşim, her zamanki hassasiyetiyle araya girerek, "Tülay tamam" dedi. Fakat GÜZEL İNSAN Bekir COŞKUN güler yüzüyle, "bırakın Dr. bey konuşsun" demesi bile onun zarafetini ortaya koydu. Dahası -o gün için yanılmıyorsam Kahramanmaraş'a gideceğini, ancak 2 gün sonra döneceğini belirterek-  beni ofisine davet etti. Ne yazık ki  Ankara'dan gün içerisinde ayrılacağımızı belirterek o nazik davetine icabet edemedim. 

Değerli varlığıyla gazete köşe yazılarını okumayı alışkanlık ettiğim vicdanın sesi, Bekir COŞKUN,

Dik duruşundan, onurundan

Dolayısıyla da Cumhuriyet'e bağlılığından, Atatürk ilke ve inkîlaplarının yılmaz bekçiliğinden, 

Uçan kuşun, 

Yuvasız insanın, 

Sahipsiz hayvanın, 

Bu vatanın ağacından, deresinden börtü-böceğine kadar 

Yüce Yaradanın yarattığı ne varsa her şeyin hakkını, hukukunu sonuna kadar tavizsiz savunan Gazeteci Bekir COŞKUN, yazılarıyla bizi AYDIN'lattı. 

 Oradan oraya...

 "9. Köy" dedi, 

 "10. Köy"...

Ve...

Son durak, 

Urfa "SONUNCU KÖY" oldu!

Demem o ki...

Seni bu Cumhuriyet hiç unutmayacak.

Seni hep sevgi ve özlemle anacağız.

Ruhun şad, mekanın cennet olsun.


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 


25 Nisan 2016 Pazartesi

DURUŞ



Toplumda hastalık haline gelmiş, kişiliği oturmayan insanları harika bir dille anlatan Yazar Bekir COŞKUN'un o anlamlı yazısı:


"Toplum, işlenen her suça ortaktır…
Çevrenizdeki insanlara bakın, onların "Duruşlarını"alın siz seçin…


Tavşan duruşu:
Tavşan kaçmak için bahaneye bakar… Bir küçük tıkırtı dahi duyduğunda kemirmekten vazgeçip arka ayaklarının üzerine dikilir, kulak verir, durumu kollar…
Çenesi durur “Bir şey söyle“ desen kıpırdamaz…
Kaçmak ile otlanmaya devam etmek arasındaki karar verme anıdır o…
Biz buna “Tavşan duruşu“ diyoruz…
“Ne kokar, ne bulaşır” dememiz ondandır…


Tilki duruşu:
Bunun aslı “tilki uykusu”dur…
Tilkinin hırsızlık yaparken yakalandığında başvurduğu bir duruştur…
Uyuyor numarası yapar… Yakalayan onun bayıldığını ya da öldüğünü düşünür, gevşer… O alttan alttan durumu kollar… Düşmanı iyice gevşediğinde ve dikkatini başka yere verdiğinde bir anda fırlar…
O uzaklaşırken, arkasından “Bana bak…” dersin…


Katır duruşu:
Ünlü bir duruştur…
Gemideki topçu katırlarına yem verilirken boru çalarlardı… Bir gün yem bitti… Acıkan katırlar tepinmeye, huysuzlanmaya, geminin dengesini bozmaya başladılar…
Bunun üzerine komutan emir verdi, borucu arada yem borusunu öttürdü…
Her boru öttüğünde katırlar bir süreliğine sakinleşip durdular ve yem beklediler…
Sonra ne oldu bilmiyorum…
Hep aç kaldıkları kesin…


Eşek duruşu:
Zor zamanlarda, zor yerden geçmesi gerektiğinde gösterdiği duruştur…
Asla bir adım atmaz…
Çek, ittir, yırtın, kıpırdamaz…
Yalvar, yakar, durumu anlat, “bak sen adım atmadıkça o koca yükün altında öyle kalacaksın azizim” de…
Yürümez…
“Yapılacak bir şey yok mu, eşeklikten vazgeçmez mi?” diyeceksiniz…
Var:
Öne değil arkaya ittirin, öne gider…
İleri ittirirseniz, arkaya…


Şimdi bakın çevrenize…
Kim kimdir?.."  Sözcü, Bekir COŞKUN


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)