Noel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Noel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2016 Salı

Hayra Alamet Değil


"İncirlik'teki 10'uncu Tanker Üs Komutanlığında inceleme yapan Orgeneral Akar, daha sonra ABD personelinin Noel'ini kutlamak için İncirlik'te bulunan ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dunford ile bir araya geldi." 06 Aralık 2016


"Bir gün İtalyan Büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve  huzura kabul edilir. O zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında  konuşulduktan sonra, Büyükelçi "Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir görüşmede Hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi" der. Odada buz gibi bir hava eser. Ata, Büyükelçiye bir şeyler daha ikram eder ve iki dakikalığına odadan ayrılır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır. Doğruca masasına gider, manyetolu Telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve Çakmak'a:

" Paşa, İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlarmış. Hazır mıyız" der. Fevzi Çakmak durumu anlar ve "Biz hazırız Paşam" diye yanıtlar... Ata Büyükelçiye döner ve: "Biz hazırmışız. Hükümetinize söyleyin, isterlerse gelip Hatay'ı alabilirler" der..."

Demem o ki...

"ABD personelinin Noel'ini kutlamak" (!) üzere İncirlik'e gelen ABD Genelkurmay Başkanı ve ekibi savaş kıyafetiyle...

Dolayısıyla, ABD Genelkurmay Başkanı personelin "Noel'ini kutlamak" için geldiyse...

O vakit bu generalin ve ekibinin üzerindeki savaş kıyafetleri de neyin nesi oluyor?.


Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

30 Aralık 2015 Çarşamba

İncil'ini Bir Daha Oku!













"Papa Francis, yıllık Noel konuşmasında dünyaya, tüketim ve hazcılık nedeniyle kendini kaybetmeme çağrısı yaptı
Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Şehri Devlet Başkanı Papa Francis, içinde yaşanılan dünyanın, tüketimcilik, hazcılık, zenginlik ve savurganlık içinde olduğunu söyledi." 25 Aralık 2015

Eyyy Papa!..

2015  "kavimler" göçüyle bitti.

Zira...

Dünyanın en büyük enerji bölgesine sahip Müslüman coğrafyası "ölüm, vahşet, kin, nefret" bataklığına dönüştü.

2015 cinayetlerle bitti.

Sahile vuran cansız bedeniyle Aylan bebeklerin,  Afgan kızın kumlar üzerinde bıraktığı, pembe lastik tokayla at kuyruğu yapılmış, ağırlık yapmasın diye kesilmiş saçlarının yürek burkan görüntüleriyle bitti 2015.








Ve...

Tüm bunlar yaşanırken sen oradan öylece sessiz sedasız izledin...

Dolayısıyla...

Bence İncil'ini bir daha oku... 

Mesela, Matta 5:1-20

"İnsanı kirleten nedir?

 İsa, halkı yine yanına çağırıp onlara, "Hepiniz beni dinleyin ve şunu belleyin" dedi. "İnsanın dışında olup içine giren hiçbir şey onu kirletmez. İnsanı kirleten, insanın içinden çıkandır." sf:91

"Dıştan giren, insanın yüreğine değil, midesine gider, oradan da ayakyoluna atılır.

İsa şöyle devam etti: "insanı kirleten, insanın içinden çıkandır. Çünkü kötü düşünceler, ahlaksızlık, hırsızlık, cinayet, zina, açgözlülük, kötülük, hile sefahat, kıskançlık, iftira, kibir ve akılsızlık içten, insanın yüreğinden kaynaklanır. Bu kötülüklerin hepsi içten kaynaklanır ve insanı kirletir." Müjde İncil, sf:92


Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

23 Ekim 2012 Salı

Yaratan'a Kurban












Bu hafta kısmetse millet olarak millî ve manevî bayramlarımızı ard arda yaşayacağız...


Bundan önce izninizle değinmek istediğim küçük bir ayrıntı olacak. Zira yıllardır insanlarımızı aşağılamaya, bayramımıza gölge düşürmek istenen bir söylentiye dikkatinizi çekmek isterim:

Nedir o fısılıtı?

Kurban kesmekle hayvan katliamı (!) yapıyormuşuz!

Peki o vakit...

Bu söylentiyi çıkaranlara ve yayanlara sormak isterim:

Noel diye "şükran günü"nde  kesilen hindiler neyin nesi oluyor?

Bizim ki katliam (!) oluyor'muş da, onların ki  katliam değil mi?

Ayrıca onca katledilerek ziyan edilen, "noel" çam ağaçları n'oluyor?

Demek ki olay hayvan sevgisi, doğaya saygı  falan değil, bilakis müslümanların o manevi gününe açık bir saldırıdan başka bir şey değilmiş!

Keza bir de müslümanları aşağılamak, onları gizli olarak "barbar" göstermenin hesabı yatıyor bu zihniyetin (ki bir kısmı da bizim entellektüel geçinen sözde "aydın"larımızdır) altında.


Ama biz inadına bayramımızı hem birlik ve beraberlik içinde gururla kutlayacağız, hem de keseceğimiz kurbanların,  etlerini ihtiyaç sahiplerine, eşe dosta dağıtarak birliğimize güç katacağız!


Kurban Bayramı'mız yüce Türk ulusuna ve tüm inananlara mübarek olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

8 Nisan 2011 Cuma

Cümleten Geçmiş Olsun...
















Misyonerlik...




"İlk kez misyonerlik faaliyetleri anlamında "misyon" kelimesinin kullanılması, Cizvitlerin XVII. yy.'da tarikatın kuruluş tüzüğünde Türkleri Hıristiyanlaştırmak üzere Papa III. Paul’dan özel izin ve görevlendirme istekleri ile ortaya çıkmıştır. Bu da Türkler’in Hıristiyanlaştırılması projesinin, "misyonerlik" müessesesinin özel anlamda kurulmasının temelinde yer aldığını göstermektedir." Alıntı- Vikipedi


Bugünlerde sıkça duyduğumuz ve kimilerine göre "misyonerlik"in serbest, kimilerine göre ise sakıncalı olduğu yönünde üzerinden sürdürülen bir tartışma var. Şüphesiz ki bunların üzerinden çeşitli bahanelerle kendimize haklılık payı çıkartıyoruz... Bu yolla da avunuyor, avundukça da gözümüz hiçbir olguyu görmez oluyor...


Biz, asıl açıktan "misyonerlik" faaliyetinin gözümüzün içine baka baka yapıldığından niye bahsetmeyiz ki?! Zira bu yolla kocaman bir millet yok olup, erime noktasına çoktan geldi bile...

Bakınız televizyondan izlediğimiz diziler, filmler, reklamlarla hiçbir tereddüte yer bırakmadan biz zaten her açıdan değişime girmedik mi?

Nasıl mı?..

Düğün törenlerimiz ne yazık ki kilise nikahlarını aratmayacak nitelikte aynısı taklit edilerek, kültürümüzün bir parçası çoktan oldu bile... Ayakta nikah kıymalar, geçiş merasimi... falan.

Bir nesi eksik?

Pa-pa-zı!!!

Hiç şaşırmayalım...

Ve bilinmelidir ki bu uygulamanın en tutucu ailelere bile sirayet ettiğine bizzat şahitim!


Biz değil miyiz ki, çam ağacı, "noel"i ve "noel baba"yı kabul görüp "olsun bu evrensel" diyerek hep birlikte bu sembolleri, mutlu mesut benimseyen?


Biz değil miyiz ki, başlarımızı rahibeler gibi örtüp, öte yandan tırnağına oje süren, dikkat çekici giyinen ve yüzünü gözünü boyayan?

Ki bu anlamda ya Arapların etkisi altına giren, ya da bu yolla Hıristiyanlığı taklit eden?

Biz değil miyiz ki, ana okulundan başlayarak üniversitelere kadar "kep töreni" adı altında onların taklitlerini bir bir uygulayan?

Ve onların dilini öğrenmek için çırpınıp duran?

Biz değil miyiz ki, üniversite baş yöneticisine bizzat "papaz" anlamı taşıyan "rektör" sıfatını kullanan?

Bizim çocuklarımız değil midir ki, el açıp Allah'a yalvarma yerine, ellerini çene altında birleştirip diz çökerek dua eden?

Kendi radyolarımızdan bizzat "Ahmet, Mehmet... isimleri banal.." diye "aşağılayarak", harıl harıl söyleşiler yapan?

"Haç"ı kolye olarak bilinçsizce bizim insanlarımız büyük bir özenle, göstere göstere takmıyor mu?

Caddelerimiz, sokaklarımız yabancı harfler ve yabancı isimlerle, hatta yabancı cümlelerle istila edilmedi mi?

Ruhlarımız yabancı müziklerle coşmuyor mu?

Sözde "dini bütün" kanallarımız dahi, Hıristiyanlık propogandası yapan (Tutku gibi) filmleri, en kutsal bildiğimiz günlerimizde bile bizlere sunmuyor mu?

Ve dahalarıyla kucaklaşan milletimiz yeterince Batının inancı ve kültürüyle zaten şekillenip yoğrulurken,


Ve elin hıristiyanı hem kültürünü, hem de inancını göstere göstere bize benimsetirken,

Ve ortada bu kadar açık misyonerlik faaliyetleri yürütülürken,

E söyler misiniz, daha neyin tartışması yapılıyor ki?


Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)