
Sımsıcak sevgileriyle, sonsuz şefkatleriyle anneler! Bu kutsal duygunun yerini hiç bir şey dolduramaz. Ruhlarımızı, ilk anne sevgiyle doldururuz. Bu duygunun altında korunmayı ve korumayı öğreniriz. Şefkat sözcüğünün en anlamlı yeri burasıdır. Anaların sevgi ve saygıyla anıldığı ve dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiç bir sevginin olmadığını hatırladığımız gündür "Anneler Günü."
Deniliyor ki, bütün uygar ülkelerde, her yıl mayıs ayının 2. pazar günü "anneler günü" olarak kutlanır. Ne kadar güzel bir duygu! Üstelik bu duyguyu, evrensel olarak yaşatıp yaşayabilmek. Bu anlamlı günün çıkış noktası Amerika / Flederfiya eyaletinde yaşayan "Jarvis" isimli kızın talebiyledir. Amerikan senatosu talebi kabul edip, resmileştirerek, tüm dünyanın kabul gördüğü "Anneler Günü". Uygar dünyaya, kendilerini uygar niteleyenler ve tanımlayanlar ne yazık ki, dün olduğu gibi bugün de savaşları çıkartan zihniyetin hakim olduğu milletlerdir. Nasıl anlamalıyım diye kendimi zorluyorum. Bir yandan anneliğin kutsallığını, sevgisini anlayıp, evrensel bir günle taçlandıracaksın, bir yandan da bu kutsal varlıkları, acılara büründürerek, vurdum duymazlık içerisinde dünyayı kan gölüne çevireceksin! Yürekleri dağlayan, insanlık dramını yaşatacaksın! Ne kadar sahte bir anlayış değil mi? Bakınız bugün, sürmekte olan savaşların içerisinde ANNELER bulunmakta.
O yüce varlıklar, kaybettikleri çocukları, eşleri, kardeşleri için ağlıyorlar. Yitirdikleri yuvaları, evleri için ağlıyorlar! Yüreklerinde taşıdıkları fakat artık bir daha yeşeremeyecek sımsıcak sevgilerinin yok oluşuna ağlıyorlar. Bir o kadar da, kutsal olan vatanlarının işgali için ağlıyorlar. Evet onlar için "anneler günü" yerini yüreklerinin ağır yaralandığı, insanlığın kaybolduğunun günleri olarak yaşanmaktadır. En doğal hakları olan yaşama haklarının ellerinden alındığının kara günleridir.
Ya, bizim analarımızın! eli öpülesi analarımızın, haklarını nasıl öderiz? O analar ki, gözlerinden sakındıkları fidanlarını seve seve vatan uğruna şehit vermeyi şeref, onur, namus saymayı bilen analarımız! Onların bu özel gününde, toplum olarak yanlarında olmayı bilecek miyiz? Onların acılarını hafifleteblecek miyiz? Yaşatma arzusunu yaşama arzusundan üstün kılan şehitlerimizin anaları! Onları uzakta değil yakınlarımızda aramamız gerekliliğini, yüreklerinde ki acılarına ortak olmayı, ellerini öpmeyi, gözyaşlarını silmeyi ve bizlerin onlara minnet borcumuzu yavrularımıza anlatmayı düşünmek ister miyiz?
Evet, Amerika'lı yetimin acısını, bugünlere taşıtarak, evrenselleştirenler, aynı zamanda kendinden olmayan diğer anaların acısını kaderleri gibi göstermeyi bir insanlık suçu olarak tarihe yazdıklarını biliyor ve umursuyorlar mıdır acaba? Tüm bu sorgulamalarla birlikte, bütün dünyada ki annelerin ve yürekleri acıyla dolu analarımızın "Anneler Günü"nü sımsıcak duygularımla kutluyor, haklarını ödeyememenin ağırlığıyla, ellerinden öpüyorum. Sevgi ve saygılarımla!