vergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Haziran 2017 Perşembe
Müjde...
"Tabela ve yön levhalarında iki dil kullanılabilecek ancak Türkçe kelimeler, görünür şekilde büyük olacak. Kullanılacak yabancı dildeki kelimeler, Türkçe kelimeden en az yüzde 25 daha küçük olacak." 19 Haziran 2017, Milliyet
Dahası, bundan böyle,
"Türk Ticaret Kanunu kapsamında faaliyet gösteren şirketler, Türkçe tabela kullanmak durumunda olacak. Kullanmayanların daha fazla vergi ödemesi gündeme gelecek. Teşvik başvurusunda bulunan şirketlerin de Türkçe tabela kullanıp kullanmadığını incelenecek." Milliyet
Demek ki neymiş; etrafımızda görüntü ve zihin kirliliği kargaşası yaratan bu aymazlıklara son verilecek doğru ve olumlu adımlar atılmaya başlanmıştır, nokta.
Dolayısıyla, bundan böyle tabelalarda Türkçe kullanımı yaygınlaşacak...
Hal böyleyken,
Çevremizde yaşanılan görüntüler, son derece rahatsız edici ve onur kırıcı... Zira hem "Batılılara tuvaleti biz öğrettik" cümleleriyle ahkam keselim, hem de "medeniyetsizlikle suçladığımız" bu insanların diliyle tuvalet yazalım.
Yani, "water closet" açılımıyla "wc"... Onların ülkesinde de aynı tabela, bizim ülkemizde de aynı tabele... Dolayısıyla o yazıyı görenin aklına "tuvaleti icat eden" biz değiliz de onlarmış gibi gelir. Bu nasıl bir şey! Yok "evrensel"miş.. hadi oradan ne evrenseli kardeşim...
İkincisi, ingilizcesi "water closet" olarak geçen ve su dolabı anlamına gelen "wc", İngilizce dilinin ve kültürel yayılmacılığın tanınmasına ve gelişmesine hizmet eden baş sembollerinden birisidir... Biz tuvalet diyoruz, ama yazılı olarak "su dolabı"nı kabul ediyoruz, öyle mi?
Hal böyle olunca da, "su dolabı"nda ihtiyaç gideriyormuşuz, doğrusu bu mu?
Demem o ki...
Okululumuzun yanı başında bulunan camii yakınındaki tuvalet, bakınız nasıl bir levhayla işaret ediliyor:
Üstte "WC", altında Arapça!!!
Yuh artık!..
Bu kadar ezilmişlik, bu kadar kendi dilini aşağılamak, dolayısıyla yok saymak...
Kısaca...
Bu ülkenin bir yasası, muhteşem bir dili, köklü bir medeniyeti, şanlı bir tarihi var!
Bunları gözardı etmek, unutturmak, ezmek, aşağılamak kimsenin haddine değildir, bu bir!
Bu ülke ne İngiliz sömürüsü altındadır, ne de Arap sömürüsüne teslim edilmiştir, bu da iki!
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
8 Ocak 2016 Cuma
Seç, Beğen...
Dolce & Gabbana İtalyan modacılar Domenico Dolce ve Stefano Gabbana tarafından kurulan bir moda evinin adıdır. Bu iki erkek, Hollanda'da evlenmiş (daha sonra ayrıldılar) dünya modasının devleri arasında yer alıyorlar.
Vergi borçları yüzünden önce birkaç mağazasını kapatan, daha sonra markayı kapatacakları söylenirken, vergi kaçakçılığı davasından beraat ederek yollarına devam eden Dolce ve Gabbana.
5-6... bin liralık çantaları, 2 bin liradan başlayan ayakkabıları, binlerce liralık gözlükleri ve adeta insanın gözünün içerisine sokarcasına markasını (D & G) teşhir eden Dolce ve Gabbana...
Evet...
"İtalyan lüks moda evi Dolce & Gabbana ilk tesettür koleksiyonunu hazırladı.
İlk olarak "Style.com" moda sitesinin Arap edisyonunda tanıtımı yapılan koleksiyonun gelecek Ekim ayından itibaren Birleşik Arap Emirlikleri'nde satışa sunulması bekleniyor.
Gabbana,bir açıklamasında "Orta Doğu beni büyülüyor" diyor.
Ve...
"Yayımlanan bir raporda, 2013'te Müslüman tüketicilerin giyim ve ayakkabı harcamalarının 266 milyar doları bulduğu, bu miktarın 2019'da 484 milyar dolara ulaşmasının beklendiği belirtiliyor." 06 Ocak 2016,BBC Türkçe
Hâl böyle olunca...
İştahı kabaran,
"Dolce & Gabbana’dan ilk kez tesettür koleksiyonu
Arap dünyasının kalbini fetheden bu koleksiyonda, limon görselleri, güller, gül kurusu tonları, sarılar ve yeşiller; siyah çarşafları renklendiriyor." BBC Türkçe
Dolayısıyla...
İslâm'ı kendilerine göre şekillendirerek isimlendiren Haçlı güçler, bunu yaparken dünyayı parmaklarında oynatan silah sektörüyle, moda sektörünü kullanıyor.
O sebeple;
"Radikal İslam" dediler,
IŞİD, El Kaide... tedhiş örgütlerini yarattılar,
"Ilımlı İslam" dediler,
Gösterişe dayalı binlerce dolarlık tesettürlü "dini'darlar"a yok alkolsüz şampanya, yok helal ruj... ve daha niceleriyle ucube bir anlayış yarattılar.
Demem o ki...
"Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir." Yunus Suresi, 100. Ayet
Dolayısıyla, yüce dinimizi bunca tahribat ve tahrifatla getirdikleri ve dayattıkları nokta,
Kırk katır mı, kırk satır mı!!!
Cehenneme çevrilen İslam coğrafyasında,
Bir yanda vahşetle ölüm, kan, gözyaşının arkasındaki kazanç..
Yani çarşaf'a, sakal'a dolanmış silahlar.
Diğer yanda şatafatın içerisinde fing atan görgüsüzlerin sayesindeki kazanç..
Yani çarşafa bulaşmış "D & G" gözlüklerle, ojeli tırnaklar.
İkiye böldüler...
Radikal İslam,
Ilımlı İslam
Seç, beğen...
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
Dolce Gabbana,
Domenico Dolce,
Milano-İtalya,
Moda evi,
rapor,
sektör,
Stefano Gabbana,
şampanya,
tahribat,
tahrifat,
Tesettür,
ucube,
vergi,
Yunus Suresi 100. ayet
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















