9 Aralık 2011 Cuma

Hepsi Yalan... Gerçek Bu!












"Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hepsi aynı ülkenin evlâtlarıdır ve aynı cevherin damarlarıdır..." Mustafa Kemal ATATÜRK



"İzmir 9 Eylül 1922'deki Büyük Taarruz sırasında Yunan Bayrağını indirip Türk Bayrağı'nı göndere çeken Diyarbakırlı Süvari Çavuş Kürt Reşo'nun İstiklâl Madalyası, 39 yıl sonra Ergani İlçesi'nde yaşayan oğlu Zülküf Nazlı'ya verildi. Garnizon Komutanlığı'nda yapılan tören sırasında gözyaşlarına hakim olamayan Nazlı, Türk-Kürt kardeşliğine değinerek, 30 yıldan beri devam eden kardeş kavgasının son bulmasını istedi.


Ergani Askeri Garnizon Komutanlığı'nda dün düzenlenen törenle madalyasını Garnizon Komutanı Yarbay Yurdakul Kazım Türkmen'den alan Nazlı, gözyaşlarına hakim olamadı. Burada yaptığı konuşmada Türk-Kürt kardeşliğine değinen Nazlı, 30 yıldır devam eden kardeş kavgasının son bulmasını istedi. Nazlı, şöyle dedi:


Memleketimizin düşman elinden hangi şartlarla nasıl kazanıldığını çok iyi biliyoruz. Bu bakımdan Kürt- Türk herkesin kurtuluş savaşı ruhunu taşıyarak kardeşçe ve barış içinde yaşamasını istiyorum. Rahmetli babamın şahsında, bu ülke için mücadele veren tüm şehit ve gazilerimizi saygıyla anıyorum. Artık bu topraklarda kan dökülmesini istemiyoruz. İzmir'de, Edirne'de İstanbul'da bu topraklarda, Kürt, Türk, Çerkez hep birlikte savaştı. Artık barış, huzur, demokrasi ve insan hakları çerçevesinde bir yaşam olmasını istiyorum." www.sinemada.com


Demek ki neymiş?

Kürt, Türk, Çerkez ... Hep birlikte bu vatan toprakları için kan dökmüşüz! Ve hep birlikte yaşamaktan gurur duymuşuz!

Duyurulur...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

5 Aralık 2011 Pazartesi

Minnettarız...


















"Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışması zikretmek imkânı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını “Ben, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim” diyemez." 1923, ATATÜRK’ün S.D. II, sf: 147-148


5 Aralık 1934, Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan Anayasa değişikliğinin kabulü.

Bundan 88 yıl öncesine kadar,


Bir tarafta şaşaalı hayat tarzlarıyla ve çevirdikleri entrikalarıyla Osmanlı döneminin saray kadınları...


Öte yanda ilmek ilmek dokuduğu kilimiyle, oyalarıyla, kucağındaki bebesiyle, elinin hamuruyla, tarlada üreten buram buram kokan Anadolu köylü kadını;


Ve vatan toprakları için çocuklarını bir yandan şehit verirken,

Öte yandan "vatan sağolsun!",


"Bir çocuğum daha var; onu da bu vatana feda etmeye hazırım" diyen Anadolu Türk kadını...


Kocalarını, çocuklarını, babalarını kaybetme korkusu altında...


Ve namusunu, tarlasını, ocağını koruma güdüsüyle...


Anadolu Türk kadını, Milli Mücadele'de kendiliğinden yerini almıştır!


Baş kaldırma nedeni budur başından beri

Bu duygu,

Bu mücadele,

Yedi düvele karşı onun başını dimdik tutmuştur...

Bu onurlu, başı dik Türk kadını için,


Bundan tam 77 yıl önce bugün;

Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınması üzerine Atatürk'ün, bir notu:


"...Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lâzım gelecektir. Türk kadını evdeki uygar yerini salâhiyetle almış, iş hayatının her safhasında başarılar göstermiştir. Siyasî hayatta Belediye seçimlerinde tecrübesini yapan Türk kadını, bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Uygar memleketlerin birçoğunda kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu salâhiyet ve liyakatle kullanacaktır. Bu notla en mühim inkılâplardan birini anmış oluyoruz."


Bu özel gün; Türk kadınına kutlu ve mutlu olsun...


Sevgi ve saygılarımla!
Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

3 Aralık 2011 Cumartesi

Burası Teksas mı?
















"Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir." Atatürk



İzmir'de geçtiği öne sürülen bir "haber" üzerine...

"Estetik ameliyat yaptırıp sonuçtan memnun kalmayan Dilan Kahraman, doktordan kendisini ücretsiz olarak yeniden ameliyat etmesini istedi. Kahraman'ın, teklifini reddeden doktoru, "Ben Tunceliliyim. Beni tekrar ameliyat etmezsen buraya PKK'yı yığarım" diye tehdit ettiği öne sürüldü." 2 Aralık 2011, Vatan

Bu söylem Türkiye Cumhuriyeti Devlet'ne başkaldırının uluorta yapılmaya çalışılmasıdır! Zira burada bir tehdit sözkonusu... Ve tehdit unsuru ise bölcülerin çetesi PKK...

Tabii, son zamanlarda "gündem" olan Tunceli ile bir başka koldan gelişen yara da cabası...


Tüm bunları birleştirdiğimizde yazıma konu ettiğim haber ortaya çıkmaktadır.


Peki, burası Teksas mı ki, bu kadar rahat bir şekilde tehdit savrulabiliyor?


"Ben Tunceliliyim"de ne demek oluyor?!..


Tunceli halkı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yürekten bağlı diğerleri gibi şerefli bir ilimizdir...

Ne zamandan beri Tunceli ilimiz, "çete" gibi tehdit unsuru yapıldı?

Doğrusu orasını anlayamadık!

Tunceliler ülkemizin bilinçli kesimidir!

O halde buradan yola çıkarak, "Tunceli'yi bir tehdit unsuru" gibi göstermek, Tuncelilere yapılabilecek bir ihanetten öteye geçemez!


"PKK'yı yığarım" milletimizi bölücü tedhişle tehdit ise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yönelik aleni bir saldırıdır.


Bu sebeple, ülkemizin hukuku devreye şüphesiz girer ve girmiştir de!


O halde bu durum karşısında bir hatırlatmaya ihtiyaç var:


Bilinmez midir ki; böylesi küçük kıvılcımlar devasa yangına sebebiyet verebilir...


Zira bu hassas durumdan istifade edebilecek kötü niyetlilerin, durumdan vazife çıkararak iş başı yapabilecekleri ortadayken, diğer taraftan da vatandaşlarımızı ayrıştırarak kin ve nefrete sevk etmenin yolu bu tür "haber"lerden geçtiğ aşikârken...

Bu sözü söyleyen densiz kişiye diyecek sözümüz olamaz; ama bu durumu basının üst manşetine taşıyarak, olaya pabuç bırakan basını"mız"a yazıklar olsun!


Ulusal bildiğimiz basınımıza duyurulur...


Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

28 Kasım 2011 Pazartesi

E Ne Olmuş Yani?














"Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez." Atatürk


"BDP'li Sakık ile Koşaner kapı komşusu olacak

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner ile birlikte BDP’li iki milletvekilinin de TOKİ’den ev aldığı ortaya çıktı. Birbirlerinden uzak duran komutanlarla BDP’lilerin gelecek yıl bitecek olan konutlarda oturması durumunda alışık olunmayan görüntüler yaşanacak. Işık Koşaner ile Sırrı Sakık aynı yürüyüş yolunu, yüzme havuzu ve otoparkı kullanmak zorunda kalacak." 28 Kasım 2011, Vatan


E n'oolmuş yani?!..


Bundan doğal daha ne olabilir ki?


Bu insanlar, bizim insanlarımız değil mi?


Yoksa düşmanca bir tavırla, komşu olmayı reddetmesi mi gerekiyordu?


Ya bunun tersi olsaydı?

Bunu gören halkımız da Allah korusun kendi aralarında aynı "tavır"ı takınmazlar mı?

...


İlk bakışta belki sıradan bir haber gibi gözüküyor olsa da...


Ancak benim algılamam hiç de öyle değil. Zira düşman millet miyiz de bu, haber yapılıyor?


Ne mutlu ki bu ülkenin vatandaşları istedikleri yerde oturabilme özgürlüğüne sahipler...


Anayasamızın vatandaşlarına tanıdığı özgürlükler içerisinde yer alıyor (Anayasamızın 23. maddesi'ne göre herkes, yerleşme ve seyahat etme özgürlüğüne sahiptir.)...

Kişi hak ve hürriyetler kapsamında...


Peki haberi "haber " yapan ne o zaman?


Bölücülerin arkasında duran milletvekilleri ile ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğünün savunması konumunda olan, en üst düzeydeki paşamızın aynı yerden ev almaları mı? Dolayısıyla komşu olmaları...


İyi de bu insanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatandaşları değil midir?


O halde olayı kişiselleştirerek basitleştirmek, oradan da "durumdan vazife çıkarmak" doğru bir davranış mıdır?


En önemlisi de sözü geçen milletvekillerimiz -ki her ne kadar da etnik kimlik üzerinden birilerinin sözcülüğünü yapıyor olsalar da- bu haberde de görüldüğü üzere istedikleri yerde istedikleri şekilde -ayırım gözetilmeksizin- yaşama haklarına sahipler...

Ve de görüldüğü üzere istedikleri mevki ve makama da gelebiliyorlar...


Ancak; bu "haber"le birlikte asıl görülmesi gereken şey; milletimize makamların üzerinden halkın ayrışmasına zemin hazırlamaya yol açabilecek tehlikeli söylemlerde bulunulması...


Bu yolla insanlarımız birbirlerine düşmanca bakmanın ötesinde, kimlik üzerinden ayrışmayla birlikteliğimiz ciddi anlamda tehlikeye girebilir...

Bu tür hassas ve bir o kadar da tehlikeli haberler, bize bir şey kazandırmaz...

Netice itibariyle; ayrışma otomatik olarak düşmanlığı getirir...

Düşmanlık ise Allah korusun...

Millet olarak kendi elimizle yaratacağımız felaketin altında topyekün yok olmamız demektir!

Bu vatan hepimizin!

Korumak ve kollamak da hepimize vazife...

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

27 Kasım 2011 Pazar

Kuzucuklarımdan Mektup Var :)



ONLARI ÇOK SEVİYORUM... ŞEKER ŞEYLER :)


















ANKARA'dan -bu yıl aramızdan ayrılan öğrencim- YAĞIZ FURKAN YILMAZ'Iın e-postası:

Öğretmenim bu şiir sizin için!


Öğretmenler Günü


Bir gün sizleri anlatmaya yetmez,
Sizin sevginiz asırlarca geçmez,
Hayatım sayfa sayfa eseriniz,
Nasıl unuturuz anıları biz.

Öğretmenim gününüz kutlu olsun,
Öğrendikçe bu millet mutlu olsun,
Defter, kitap, kalemler neye yarar,
Siz olmazsanız yetişmez dimağlar.


O zaman; devlet millet seni anar,
Çünkü her makamda bir öğrencin var.
Cumhurbaşkanı senin talebendir,
Başbakan hesabı senden öğrenir.

Yıllar geçmiş bir zat elinizi öper,
Ben Milli Eğitim Bakanıyım der.
Sizleri yazarken titrer ellerim,
Sanki gene imtihanda gibiyim.

Hatalı yazdıysam özür dilerim,
Satırlarda sınırlanmaz bu sevgim .
24 Kasım sonbahara rastlar,
Yapraklar döküldükçe sevginiz artar.

Gönlünüz ikinci baharı yaşar,
Tarih böyle mutlu günlerde dolar.
Öğretmenim, gününüz kutlu olsun,
Öğrendikçe bu millet mutlu olsun...

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun!


Öğrenciniz Yağız Furkan Yılmaz


Sevgi ve saygılarımla!


Beni Unutmayınız!...

24 Kasım 2011 Perşembe

Kara Tahtanın Başındayım























"Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister." Atatürk



Bugün Öğretmenler Günü...


Başöğretmenimiz Mustafa Kemal ATATÜRK


Ondan öğrendik yeni Türk alfabesini...


Onunla aydınlanıp özgürlüğü yaşadık...


Onunla bilimin ışığında çağdaşlığa kavuştuk...


Onun sayesinde ve devrimleriyle ben de bu kara tahtanın başına geçebildim...



Ve biz öğretmenler, Atatürk'ün çizmiş olduğu çağdaş uygarlık yolunda aydınlığın ve bilimin meşalesi olmaya devam edeceğiz...


Tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

21 Kasım 2011 Pazartesi

Rahat Bırakın Bu Milleti!



Cumhurbaşkanı Atatürk, 17 Kasım 1937 Pertek'te Singeç Köprüsü'nde dinlenirken



Cumhurbaşkanı Atatürk, Tunceli Pertek Halk Evi önünde (17 Kasım 1937)











17 Kasım 1937
Cumhurbaşkanı Atatürk,
Tunceli Pertek’de Singeç Köprüsünün açılış töreninde




"Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez." Atatürk



Valla inanılır gibi değil...

Dünyada gerek ekonomik alanda, gerekse siyasi alanda her geçen gün sular daha bir ısınadursun; biz içimizde hergün yepyeni bir konu ele alıp, evire çevire deşeleme peşindeyiz iyi mi?!

Bu defa konu; "Dersim" yani Tunceli...

Bu ne demek oluyor?

Milletimizi mezhepsel ayrıştırmaya ve çatıştırmaya götürecek gereksiz bir "tartışma"dan başka bir şey değil...

Zira bu tartışmanın bize yararı olmadığı gibi, dış güçlerin ülkemizi bölmek, biribirimize düşürmek için elini ovuşturarak beklediği bir araç.


Pekii bu maya tutar(!)sa şayet; yarın bir başka konuyu daha "tartışma" konusu yapan birileri olabilir mi?

Hiç kuşkum yok!


Öte yandan üzerinden onlarca yıl geçmiş bir olayın tartışması bize ne sağlayacak ki? Televizyonlarda ulusal yayın yapan kanallardan bazıları her işi bırakmış bunun üzerine hücum ediyorlar!!!


"Dersim'in Kayıp Kızları"ymış...

Daha neler... Yuh artık...


Bir bakar mısınız, "Dersim'in kayıp kızları" diye belgeseller hazırlanıyor, yöre halkının 7 sülalesi araştırılıyor, acılar tazelenip üzerinden yeni yeni "kin" oluşturulmaya zemin hazırlanıyor!!!


Bütün bunlar niye yapılır?

Bu halkı ayırmaktan öteye geçemeyecek "nefret" neden inşa edilir ki?!

Bu halk birbiriyle gerçekten barışık ve birbirlerini seviyorlar...


Biz Türk, Kürt, Arap, Çerkez... Alevi, Sünni vs. Hepimiz, birlikte yaşamaktan mesut bahtiyarız... Birbirimizle barış içerisinde yaşamayı bin yıllardır sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz...


Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)