24 Ekim 2013 Perşembe

Tasma'sı Nerede Yaa?!












Batıda Magazin, Doğuda Hazin!


"İngiltere merkezli medya ajansı PDA’nın 18 yaş üstü kadınlarla yaptığı bir araştırmada kadınların pazartesi sabahları kendilerini çirkin hissettikleri ortaya çıktı...
Durumun sebebi olarak stres, motivasyon eksikliği ve haftasonunun bitmesinden kaynaklanan duygusal etkiler gösteriliyor..." 6 Ekim 2013, Milliyet


Batı'da kadınlar üzerinde değişik araştırmalar yaparak onların "duygusal etkiler"ini ortaya koyan sebepler incelene dursun... Doğu'da kadınların nasıl "canına okunur"u resmileştiren yasaların ardı arkası kesilmiyor... 

Batılı kadınlar için "en çirkin" gün...  Doğulu kadınlara en çirkin yazgı...

Hani ilgilenenlere arz olunur efendim... 


* "Yemen’de 15 yaşındaki bir kız nişanlısıyla evlenmeden önce görüştüğü için canlı canlı yakıldı. İşin belki de en acı tarafı ise baş zanlının genç kızın babası olması…" 23 Ekim 2013

* "40 yaşındaki bir adamla evlendirilen 'Ravvan' adındaki 8 yaşındaki çocuk gelin... kanama sonucu hayatını kaybetti. Olay Yemen'in Suudi Arabistan'a sınır olan Hardh bölgesinde meydana geldi." 12 Eylül 2013

"Yemen'deki kızların yüzde 25'i, 15 yaşın altında evlilik yapıyor.

Ülkede 2009 yılında evlilik yaşı yasal olarak 17 olarak belirlenmişti. Ancak düzenleme 'islami kurallara uygun değil' diyerek sonradan yürürlükten kaldırılmıştı."

* "Sudan'da şeriat yasalarını çiğneyerek akrabası olmayan bir kişinin otomobiline binen bir kadın yüzlerce kişinin önünde kırbaçlandı." 4 Ekim 2013

"Brunei şeriat kanunları gereği zina yapanlara recm ve uzuv kesme cezası verecek. Yeni uygulanacak kanunu bizzat Brunei Sultanı tanıttı." 22 Ekim 2013

Dünyanın sayılı zenginleri arasında yer alan petrol zengini 67 yaşındaki Sultan "Allah’ın inayetiyle bu yasaların yürürlüğe girmesiyle birlikte Allah’a olan görevimiz yerine getirilecek" dedi.

Öncelikle Allah aşkına... Allah, İslamiyeti kadınlar cezalansın diye mi gönderdi, bu birrrr.
Allah, kadınları, aşağılansın, zulüm çeksin, erkeklere köle'lik yapsın  diye mi yarattı, bu ikiiii.
Ve yine Allah, kadınları erkeklerin himayesine mi verdi, bu üçççç. 


Bu ne yaa... Cehaleti, karanlığı içinde barındıranlar, "din"i kullanarak zulmetmeyi kendilerine "hak" görüyorlar!!! Ki o sebeple bilime, uygarlığa, müsbet ilime düşman kesiliyor...

Şu vahşetlere bakar mısınız?!..

Öte yandan bebeleri bile "tahrik" unsuru olarak gören aklı evvel sapkınlar, "çare"yi onların başını örtmekte arıyor...

Dünyaya İslam'ı "alay" konusu ettirmekten öteye geçemeyen bu davranışları şiddet ve nefretle kınıyorum...

Ha... bu arada tahtını ve sarayını korumak için, insanları baskı altına almayı "İslam"la örtüştüren Sultan da, "Allah'a karşı görevini yerine getiriyor"muş, iyi mi!!!

Sen kimsin yaa? Kendini "peygamber" falan mı sandın, sen önce sömürdüğün halkının üzerinden sürdürdüğün salatanatının hesabını ver, bu da dörttt.



Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

21 Ekim 2013 Pazartesi

Kordon Boyu Seyrine Düştü






Bir bayram daha geride kaldı.. Dedim ya, büyüklerimin ellerinden öpmeye gidiyorum diye... Sevgili anneciğimin ellerinden öptüm.

Bayramda İzmir'deydim. Fırsat bulmuşken keyif de yapmak istedim...

Öncelikle gördüklerimi izninizle anlatayım: Yolculuk güzergahında  içim hep, "cızz" etti. Her yer betonlaşmış, betonlaşıyor... Canım İzmir'e baktıkça yüreğim daraldı.. Anlaşılır gibi değil! Bu kadar yapılaşma, bu kadar betonlaşma.. İnsan hiç kendi kalbine kurşun sıkar mı? Sıkıyor valla... Hem de intihar edercesine... İnsanların bu kadar "açgözlü" olmasına sebep nedir diye sorguluyorum.. O verimli topraklar bir bir yok ediliyor... Cennet ülkem Türkiye.. Her yerinden binbir türden yiyeceğin fışkırması mı, bizi bu kadar pervasız etti?!..
Kimseye muhtaç olmayacak, hatta kendi kendisine yetmekten öteye geçen bereketli topraklarımıza ihanetin bu kadarı nedendir, orasını bilemem ama, anlaşılan o ki, gördüğüm ve anladığım kadarıyla gözü dönmüşcesine verimli topraklarımızın üzerine beton dökmeye "ant" içmişiz vesselam!

Kısaca beton işgali altındayız!!!

Nereye baksan bina bina bina.. Kazara boş bir alan görsek orada da malzeme yığılı.. Belli ki inşaat için hazırlık var...

Ya... sahi, biz ne yiyeceğiz, ne içeceğiz? Hiç düşünülüyor mu? Zira ortada ne zeytinlik kalmış, ne üzüm bağı, ne de... Hepsi talan... Bunun tek bir sebebi var; AÇGÖZLÜLÜK! Sakın nüfus çoğaldı falan gibi sözlerle kendi kendimizi kandıracak "bahane"lerin arkasına sığınılmasın... Zira Üçer beşer ev almak "amaç" oldu. Dahası arsızca  en'lere eri$mek, eri$tikçe, eri$mek hem de hiç durmadan... Uğruna geleceğimizi ve doğayı hiçe saymaya varana kadar...


Gelelim güzelim Kordon'a...

Ah.. Bir içim su... Alsancak denildi mi akla ilk gelen, canım Kordon... Gelir gelmesine de öyle  oranın keyfini de sürmek kolay olmuyor. Yani kurulan hayallerde bu görüntüler yoktu. Çünkü hayallerdeki Kordon bu değildi! Anlaşılan o ki burada da Kordon hayallerini çıkarmak gerekiyor. Niye derseniz... Bir tarafta inşaat, betonlaşma, diğer tarafta  Kordon da  araba yığınıyla nasibini almış! Ve insanların yerine arabalar, denizi izler olmuş.. istif istif araba. Sahil arabalardan geçilmez halde...

Hani...

Kordon boyu seyrine düştü
Titret efem vur dizin üste
Boncuk gibi alnına düştü
Parlar tenin ter gözün üste

Kordon boyu! Çok yazık...

Neyse... yağmur falan derken, İzmir'e gittiğimin ertesi günü sanki beni karşılarcasına her taraf günlük güneşlik... Kordon'dayım... Güneşin parlamasıyla, İzmir'in aydınlığı her tarafı hem ısıtıyor, hem aydınlatıyor... Kordon cıvıl cıvıl.. İnsanlar alabildiğine özgürlüğün tadını çıkararak sahili coşturuyor... Malum özgürlük insana güven duygusu veriyor. O sebeple insan adeta kendinden geçiyor


Ama akşam güneş batımı, tam hayal ettiğim gibi oldu. Balığımı yedim, kahvemi içtim. Çok güzel... Yaşamın keyfi kısa sürede olsa damıtıldı. Mutluluk böyle bir şey... Her şey unutuldu.

Dedim ya.. bu bayram bana yaşamın ne kadar keyifli ve kıymetli olduğunu bir kez daha öğretti.

Ve bayramla birlikte tatil bitti. Şüphesiz ki bu mutluluklar sonsuz değil... Gördüklerimde hissettiğim  eziyetin aynısını yaşayarak, geri dönmenin burukluğuyla tatlı bir mutluluğu geride bıraktım. Bu da bana "yaşam sevinci" olsun...

Demem o ki... Bu kadar yapılaşma ve inadına artan betonlaşmanın bize ne kazandırdığını değil de, ne kaybettirdiklerine iyi bakmak gerekiyor...

Zira geride bıraktığımız hasar, öyle kolay tamir edilecek gibi değil.. Bilindiği üzere bir milim toprağın oluşması binlerce yılı gerektiriyor.. Varın o kadar verimli toprağın tekrar elde edilmesi için gereken zamanı siz hesap edin... Etseniz de ömür yetmez...

Dünya üzerindeki betonlaşma da tıpkı kanser virüsü gibi... Yığın yığın betonlar kimliğimizi, tarihimizi, kişiliğimizi ve de en önemlisi coğrafik dokuyu bozarak yaşam kaynaklarımızı yok ediyor... 

Umarım bu güzelliklerin kıymetini en kısa zamanda anlamış oluruz da, yaşamı kendi ellerimizle çekilmez etmeyiz.



Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

13 Ekim 2013 Pazar

Bayram Çünkü...













Bayram ne'ydi?

Büyükleri'mi say'mak, küçükleri'mi sev'mek...

Geleneğimiz, özümüz ve de inancımızın gereği...

Yok aslında farkı "ANDIMIZ"dan...

Ne diyor "ANDIMIZ":

"Küçüklerimi korumak",

"Büyüklerimi saymak"...

Kurban, Ramazan,

Özü ne?

İlke'm,

Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden...

Vallahi büyüklerimin ellerinden öpmeye gidiyorum,

Bayram çünkü...

Cümleten büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin de yanaklarından öperim.

Kurban Bayramı'mız mübarek olsun...


:))




Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

12 Ekim 2013 Cumartesi

Hepimiz İslam'ı Doğru Algılamak Zorundayız!













Yaklaşan Kurban Bayramı münasebetiyle İslam'ı istedikleri hedefe ulaşmak için ellerinde bir "araç" gibi kullanarak, adeta İslam’la alay eden, hatta İslam’ı aşağılayan kavramları ortaya atanlar ve onları destekleyenlere çok önemli, uyarı niteliğinde söylenen, milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un sözlerini bugünle kıyaslayarak hatırlatmak istedim.

Gösterişte, zulümde, baskıda,  sapkınlıkta, cehalette, sürü'leşmede... "önde giden" mi olduk derseniz...

Vallahi orasını bilemem... Ama "Elhamdülillah müslümanız" ya... 1,5 milyar müslüman dünyası söze gelince mangalda kül bırakmıyor ya...

Mehmet Âkif Ersoy söylüyor:

"Hani Müslümanlık bir uhuvvet(kardeşlik) husule getirecekti. Nerede?...

Her tarafta Müslümanlık cehalet, müslümanlar ise sefalet içinde mahvolup gidiyor...

Müslümanların hepsi cahil; Arap'ı cahil, Türk'ü cahil, Kürt'ü cahil, Arnavut’u cahil, hepsi cahil. Hepimiz igvaata (kışkırtmaya) kapılıyoruz...

İşte hep bizim cehaletimiz yüzünden."müslümanız o halde Allah bize tevfik(üstünlük) vermelidir" demek sen Müslümanlığınla Allah'ı minnet altında bırakmak istiyorsun. Ne kadar cüret, ne kadar ahmaklık. Doğrusu dünya dünya olalı gafletin, cehaletin, körlüğün, sağırlığın bu mertebesi ne görülmüş, ne işitilmiştir.

Biz cehaletimiz yüzünden dini bu hale getirdik. Din de bizi bu hale getirdi. İslam dini bir miskinlik dini oldu."


"İran'da...Babalar (üvey) kızlarıyla evlenebilir",

"Suudi Arabistan'da bir vaiz kızına tecavüz etti, öldürdü ve kan parasıyla kurtuldu..."

"Suudi Arabistanlı bir din adamı, küçük kız çocuklarına cinsel taciz olaylarının son dönemde arttığını belirterek, bütün kız bebeklere burka giydirilmesi gerektiğini söyledi."

"Çorum'da önce 4 inek, daha sonra 10 bin TL "başlık parası" karşılığında iki kişiyle imam nikahıyla birlikte yaşamasına izin verilen 12 yaşındaki kız"ın acı hikayesi

Bu türeden sapkınlık ve cehaletlerin dahalarını yazmaya gerek yok sanırım.

Ama daha vahim gelişmelerin yaşanacağına işaret olarak algıladığım bir haber de Suriye'den... "İslam Ordusu" adı altında oradan buradan toplanan lejyonerlerin oluşturduğu çeteler, ciğer yemeye, adam kesmeye... devam edecekler. Hem de kime karşı?

"Elhamdülillah müslümanım" diyenlere...

Sözü yine Millî Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un sözleriyle tamamlayalım:

"...Mısır'da 11 yıl kaldım fakat 11 saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane bir fikrimi söyleyeyim mi?
İnsanlık da Türkiye'de, milliyetçilik de Türkiye'de, Müslümanlık da Türkiye'de, hürriyetçilik de Türkiye'de.
Eğer varsa, Allah benim ömrümden alıp Mustafa Kemâl'e versin.".

Demem o ki...

Hepimizin topyekün görevi; yüce dinimizi doğru algılamak, doğru uygulamak ve hurafelerden arındırmak olacaktır!!!

O sebeple...

Allah'ım  ilim ve bilimin ışığından, akıl ve irade yoksunluğundan eksik etme bizi..

Âmin!

Bizlere topyekün vicdan ve merhamet eyle  yarabbim...

Âmin!  



Sevgi ve saygılarımla!

Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

7 Ekim 2013 Pazartesi

Diren İslâm, Diren Kadın





















"Müslüman olmadan önce insan olmak lâzım" Hadis

"Pakistan’dan tutun, Afganistan, Hindistan gibi özellikle İslam ülkelerini şöyle bir analiz edecek olursak Irak, İran, Suriye, Mısır, Fas, Tunus ve Cezayir tam bir yangın yeri. Buradaki insan onurundan bahsetmeye mecalimiz yok. Her gün televizyonlarda görüyoruz. Bir gün birisi canlı bomba oluyor bir tarafta patlamalar yaşanıyor. Bu nasıl bir kültürdür, bu nasıl bir inançtır? ’Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Bir insanı kurtarmış bütün bir insanlığı kurtarmış gibidir’ diyen bir öğretinin, bir inancın sahibi olan bu ülkelerde bu vahşeti ne diye izah edeceğiz? Eğer bu Müslümanlıksa ben Müslüman değilim. Böyle bir şey olamaz. Bir kilisenin içine girip orayı patlatıp, 80-100 insanın ölümüne sebep olmak dinin neresinde buna izin var. Kafası kesilen, koparılan, iç organları ellerinde gezdirilen böyle bir vahşeti, böyle bir insanlık dışı hareketi İslamla, Müslümanlıkla nasıl izah edebilirsiniz? Burada bir yanlışlık var. Herkesi bu yanlışlığa biraz eğilmeleri için dikkatini çekiyorum. Bu inancın insanlarının böyle bir şeyi yapmasına asla ihtimal vermiyorum, olamaz böyle bir şey ve bu hak ihlallerine baktığınız zaman İslam coğrafyasında görüyorsunuz."28 Eylül 2013, Haşim KILIÇ Anayasa Mahkemesi Başkanı



* "Sudan'da katliam: 100 ölü
Sudan'ın güneyinde bir köye saldıran silahlı kabile üyelerinin 100'den fazla kişiyi öldürdüğü bildirildi. AA" 22 Eylül 2013

* "Sudan'da şeriat yasalarını çiğneyerek akrabası olmayan bir kişinin otomobiline binen bir kadın yüzlerce kişinin önünde kırbaçlandı." 4 Ekim 2013

* "Filistin’de okul çağında evlilik" 2013

* "Uluslararası kamuoyu İran parlamentosunda 10 yaşın altındaki kız çocukların evlenmesinin önünü açan bir öneriyi tartışıyor."

* "İran'da çıkan yasaya göre yargıç uygun görürse "çocuk haklarını korumak için" babalar üvey kızlarıyla evlenebilecek" 29 Eylül 2013

* "Çorum'da 4 inek karşılığında babası tarafından satılan 12 yaşındaki kız çocuğu"

* Kadının hamile sokakta gezmesi "terbiyesizlik"

* Kenya'daki patlamada
Afrika’da sıtma tedavisi üzerine bilimsel çalışmalar yapan sekiz aylık hamile Elif YAVUZ .. El Kaide üyelerince katledildi...


Demek ki neymiş?

"İslâm adına" kadınla uğraşılıyor...

Demek ki neymiş?

Kadını sosyal yapmak birilerinin işine gelmiyormuş!

Demek ki neymiş?

Kadın eve kapandıkça cehalet hızla yayılıyormuş!

Demek ki neymiş?

Kadın şiddet gördükçe, kadına baskı arttıkça, Orta Çağ karanlığının zulmü çoğaldıkça toplum zifiri karanlığa sürükleniyormuş!

Demek ki neymiş?

Cahiliye Dönemi'ni aratmayacak boyuta ulaşan akıl almaz olaylar İslâm topraklarının "vazgeçilmez"i olmuş!

Ya inanılır gibi değil...

Allah aşkına... kadını kapatmak, onu yok saymak, onu aşağılamak, ona zulüm çektirmek, bilimden ilimden uzaklaşmak, akıl kullanmaktan yoksun kılmak, iradeyi birilerine teslim etmek, sürü halinde yaşamak, zorba olmak, şekli yaşamak, ilkel yaşamak, dünya işlerini "din"le karıştırmak, insanları "din"le korkutmak, baskı altına almak, sorgulamayı, eğitimi reddetmek, çocuk yaşta evlendirmek...

Ne bunlar ya?!...

Kadını kırbaçlamak...

Bu mu Allah korkusu?!

:(

N'oluyor...

İleri çağdaş ülkelerde bunlar var mı?

Yok.

O sebepledir ki, onlar modern çağı yaşıyor, uzaya çıkıyorlar..

Bu zihniyete sahip olanlar ise, hâlâ Cahiliye Dönemi'ni yaşıyor, kadınlarla uğraşıyor, iyi mi?!

Demek ki neymiş?

Bu dünyada  el âlem refah yaşarken, akıl ve bilimin ışığında uzaya... 

"Bu zihniyet"e de cehalet ve karanlığın içinde, eli kırbaçlı "insan"ların himayesinde  el âleme uşaklık ederek, cehennemi yaşa(t)mak düşüyormuş...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

5 Ekim 2013 Cumartesi

Oath... Ant












Millet; aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, duygu, gelenek ve görenek birliği olan insanların oluşturduğu topluluk.

Bir topluluğun "millet" ya da "ulus" olarak adlandırılabilmesi için,

O toplulukta ortak bir dilin konuşulması, tarihsel birliğin olması, ortak duyguların paylaşılması, kültür birliğinin bulunması, kederde ve tasada birlik olması gerekir.

Bir bakalım şimdi: 

Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkı yani Türk milleti,  tüm bu özelliklerin bizzat sahibi değil mi? 

Beraber kurdukları bu CUMHURİYET için ŞEHİT vermedi mi? 

Tüten her ocağın bir şehidi yok mu? 

Peygamber ocağı saydıkları o büyük orduya, asker vermedi mi? 

Aynı ağıt'la ağlayıp, aynı türküyle eğlenmiyor mu?

Pekii...


Amerika kıtası'nın 15. yüzyılın sonlarında Kristof Kolomb tarafından keşfedilmesinden önce bu topraklarda yüzyıllar boyunca sadece Kızılderililer yaşamaktaydı. Keşiften sonra başta İspanya, Fransa ve Britanya olmak üzere aralarında Hollanda, İsveç ve Portekiz'in de dahil olduğu birçok Avrupa ülkesi buralarda sömürgeler kurdular. Bu sömürgeler arasında Britanya'ya ait on üç Koloni de vardı. Günümüzdeki ABD 18. yüzyılda Britanya İmparatorluğu'na ait bu sömürgelerin bağımsızlıklarını kazanması sonucu oluşmuştur.


O vakit...

Binlerce yıllık geleneğiyle millet olma özelliğini, haklı gururuyla üzerinde taşıyan büyük Türk milletinin çocukları da, en az diğer milletlerin ve de sadece iki yüz yıllık geçmişiyle var olan Amerikalıların evlatları gibi; kendi andını okumasında ne gibi bir sakınca olabilir ki?

Şimdi ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, "Andımız" ın kaldırılması konusunda " Biz daha çok özgürlük ve insan haklarının gelişmesinden yanayız... Takipçisi olacağız" (05 Ekim 2013) demiş...

Sayın Büyükelçi... 

And okuyan diğer pekçok bağımsız ülkelerin de "takipçisi olacak mısınız?

Mesela Fransa... Dahası o çok "demokratik" İngiltere...

Zira İngiltere'de İngiliz kraliçesine bağlılığını belirten yeminler havada uçuşurken... 


Ve de kendi ülkenizde...  

Hani bize gelince, "demokratik" saymadığınız andımızı, siz 100 yıldır hem de ana sınıfından liseye kadar okutuyorsunuz ya...

Bunlar ortada sırıtırken... 

Hangi hak ve cüretle bizim "takipçi"miz olacaksınız?!

Yoksa...

"Ne mutlu Türk'üm diyene" ifadesi mi zorunuza gitti?!

Sakın bu duruma sebep, köklü bir geleneği olmayan, sadece 2 yüz yıllık bir maziye sahip devlet oluşunuzdan kaynaklanıyor olmasın?!


Amerika Birleşik Devletlerinin ana okullarından lise son sınıfa kadar okunan and aynen şöyle:

"OATH

I pledge allegiance to the flag of the United
States of America, and to the Republic for which it stands:
one Nation under God, indivisible, with Liberty and Justice for all."

Yani...

"Yemin (Ant)

Amerika Birleşik Devletleri’nin bayrağına
Ve o bayrağın simgelediği cumhuriyet'e
Bağlılık için and içiyorum.
Herkes için özgürlük ve adaletle, Allah'ın
gözetiminde, bölünmez, tek vatan için." Afyonhaber.com

!!!

Varlığım Türk varlığına 
Armağan olsun.
Ne mutlu Türk'üm diyene!


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


2 Ekim 2013 Çarşamba

Duydunuz mu? New York Times'den Haber Var'mış!













"New York Times gazetesi yazarlarından Robin Write, Ortadoğu'daki gelişmeleri değerlendirdiği yazısında Ortadoğu'da 5 ülkenin gelecekte parçalanacağını ve 14 yeni devlet ortaya çıkabileceğini" ve "Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Libya ve Yemen'in bölüneceğini öne sürdü."

Dahası "en büyük parçalanmayı Suudi Arabistan yaşayacak"mış iyi mi...

Demek ki neymiş? 

Böl, parçala, yönet!


Hani kendilerinden hariç kimsede görmeye tahammül edemedikleri ulus devlet modelinin yerine,  önemle destekledikleri ve de küçük küçük parçalara ayırarak cemaatlerin, kabilelerin hüküm sürdüğü kukla devletçikler var ya... 

İşte  şimdi bu anlamda "Ortadoğu"da yani Arap Yarımadasında bir bir  parçalanmaların yaşanacağının ve yeni yeni "devlet"cikler olacağının haberini vermiş New York Times...

Şimdi bir de olayı içeriden değerlendirelim:

"Allahuekber" nidalarıyla kimler boğazlanıyor?

Salavat getiren müslümanlar! 

"Allahuekber" ne demek?

En büyük Allah.

Salavat ne demek?

"Eşhedu En La İlâhe İllâllah Ve Eşhedu Enne Muhammeden Abduhu Ve Resuluhu."

Allah birdir ve Hz. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.

Eee.. n'oldu şimdi?

Olacağı... kardeşi kardeşe kırdırarak, hazımı kolay lokmaların oluşmasının yolu açılacak...

Ha... bu arada İran'ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad için, "Kurt postu içinde bir kurttu" demiş İsrail başbakanı Netanyahu, iyi mi?

Allah aşkına...

Kendileri Allah için kuzu (!) ya...

Dahası  Hasan Ruhani’yle ilgili de, "koyun postuna bürünmüş bir kurt" ifadelerini kullanmış Netanyahu.

Tabii asıl dikkat çeken cümle,

Amerika'yı eleştiren Netanyahu'ya gelen cevapta:

Amerika Başkan Yardımcısı Joe Biden, "Amerika'nın İsrail'e olan desteğinin sarsılmayacağını" ve  "Eğer bir İsrail olmasaydı, çıkarlarımız için bir İsrail üretirdik" demiş.

Valla adamlar açıkça söylemiş!

Ne diyor Amerika Başkan Yardımcısı bir kez daha vurgulayalım:

"Eğer bir İsrail olmasaydı, çıkarlarımız için bir İsrail üretirdik"

Vallahi pes...

2. Dünya Savaşı niye çıkarıldı dersiniz?

Amerika'nın "çıkarları" için "üretilen" İsrail için değil miydi?!


Evet, sözün bittiği yer... bunlar çıkarları için dünyayı yıkarlar! 


Yıkıyorlar da zaten...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)