Sudan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sudan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2015 Cumartesi

6 Gün Savaşı










"Husilerin Yemen işgali ve sonrasında yaşananlar Arap ülkelerini harekete geçirdi. Arap dışişleri bakanları, bu tür tehlikelerle karşı karşıya kalmamak için ortak bir Arap ordusu kurulması konusunda prensipte anlaştı." 

Bu haberi duyduğumda nedense, "Arapların askerlik tarihine geçmiş büyük hezimeti" aklıma geldi..

İşte o hezimet:

Altı Günün Savaşı veya Haziran Savaşı, 5 Haziran 1967'de İsrail ile Arap Savaşı.  Arap İttifakı'na Suudi Arabistan, Irak, Sudan, Tunus, Fas ve Cezayir  asker ve silah yardımıyla katılmıştır. 6 gün süren bu savaş, "6 gün savaşı" olarak da anılmaktadır.

O tarihteki Arap birliğinin bozulmasıyla neticelenen savaştan sonra İsrail'in, Arap ülkelerine ayrı ayrı milliyetçilik yayma oyunlarıyla bölge, arapsaçına dönmüş durumda..

ve...

48 yıl sonra bugün tanık olunan manzara ise, "6 gün savaşı" ile  yeni savaşların temeli olarak sonuçlandığının ortaya çıkışıdır.

Dün Arap Birliği'nin girdiği savaşta ve  6  günün sonunda:

"Mısır 11.000, Ürdün 6.000, Suriye de 1.000 askerini kaybetmiştir; İsrail'in ise sadece 700 askeri ölmüştür."

Bugün mü?

Zaman gösterecek,

Tarih yazacaktır..



Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

7 Ekim 2013 Pazartesi

Diren İslâm, Diren Kadın





















"Müslüman olmadan önce insan olmak lâzım" Hadis

"Pakistan’dan tutun, Afganistan, Hindistan gibi özellikle İslam ülkelerini şöyle bir analiz edecek olursak Irak, İran, Suriye, Mısır, Fas, Tunus ve Cezayir tam bir yangın yeri. Buradaki insan onurundan bahsetmeye mecalimiz yok. Her gün televizyonlarda görüyoruz. Bir gün birisi canlı bomba oluyor bir tarafta patlamalar yaşanıyor. Bu nasıl bir kültürdür, bu nasıl bir inançtır? ’Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Bir insanı kurtarmış bütün bir insanlığı kurtarmış gibidir’ diyen bir öğretinin, bir inancın sahibi olan bu ülkelerde bu vahşeti ne diye izah edeceğiz? Eğer bu Müslümanlıksa ben Müslüman değilim. Böyle bir şey olamaz. Bir kilisenin içine girip orayı patlatıp, 80-100 insanın ölümüne sebep olmak dinin neresinde buna izin var. Kafası kesilen, koparılan, iç organları ellerinde gezdirilen böyle bir vahşeti, böyle bir insanlık dışı hareketi İslamla, Müslümanlıkla nasıl izah edebilirsiniz? Burada bir yanlışlık var. Herkesi bu yanlışlığa biraz eğilmeleri için dikkatini çekiyorum. Bu inancın insanlarının böyle bir şeyi yapmasına asla ihtimal vermiyorum, olamaz böyle bir şey ve bu hak ihlallerine baktığınız zaman İslam coğrafyasında görüyorsunuz."28 Eylül 2013, Haşim KILIÇ Anayasa Mahkemesi Başkanı



* "Sudan'da katliam: 100 ölü
Sudan'ın güneyinde bir köye saldıran silahlı kabile üyelerinin 100'den fazla kişiyi öldürdüğü bildirildi. AA" 22 Eylül 2013

* "Sudan'da şeriat yasalarını çiğneyerek akrabası olmayan bir kişinin otomobiline binen bir kadın yüzlerce kişinin önünde kırbaçlandı." 4 Ekim 2013

* "Filistin’de okul çağında evlilik" 2013

* "Uluslararası kamuoyu İran parlamentosunda 10 yaşın altındaki kız çocukların evlenmesinin önünü açan bir öneriyi tartışıyor."

* "İran'da çıkan yasaya göre yargıç uygun görürse "çocuk haklarını korumak için" babalar üvey kızlarıyla evlenebilecek" 29 Eylül 2013

* "Çorum'da 4 inek karşılığında babası tarafından satılan 12 yaşındaki kız çocuğu"

* Kadının hamile sokakta gezmesi "terbiyesizlik"

* Kenya'daki patlamada
Afrika’da sıtma tedavisi üzerine bilimsel çalışmalar yapan sekiz aylık hamile Elif YAVUZ .. El Kaide üyelerince katledildi...


Demek ki neymiş?

"İslâm adına" kadınla uğraşılıyor...

Demek ki neymiş?

Kadını sosyal yapmak birilerinin işine gelmiyormuş!

Demek ki neymiş?

Kadın eve kapandıkça cehalet hızla yayılıyormuş!

Demek ki neymiş?

Kadın şiddet gördükçe, kadına baskı arttıkça, Orta Çağ karanlığının zulmü çoğaldıkça toplum zifiri karanlığa sürükleniyormuş!

Demek ki neymiş?

Cahiliye Dönemi'ni aratmayacak boyuta ulaşan akıl almaz olaylar İslâm topraklarının "vazgeçilmez"i olmuş!

Ya inanılır gibi değil...

Allah aşkına... kadını kapatmak, onu yok saymak, onu aşağılamak, ona zulüm çektirmek, bilimden ilimden uzaklaşmak, akıl kullanmaktan yoksun kılmak, iradeyi birilerine teslim etmek, sürü halinde yaşamak, zorba olmak, şekli yaşamak, ilkel yaşamak, dünya işlerini "din"le karıştırmak, insanları "din"le korkutmak, baskı altına almak, sorgulamayı, eğitimi reddetmek, çocuk yaşta evlendirmek...

Ne bunlar ya?!...

Kadını kırbaçlamak...

Bu mu Allah korkusu?!

:(

N'oluyor...

İleri çağdaş ülkelerde bunlar var mı?

Yok.

O sebepledir ki, onlar modern çağı yaşıyor, uzaya çıkıyorlar..

Bu zihniyete sahip olanlar ise, hâlâ Cahiliye Dönemi'ni yaşıyor, kadınlarla uğraşıyor, iyi mi?!

Demek ki neymiş?

Bu dünyada  el âlem refah yaşarken, akıl ve bilimin ışığında uzaya... 

"Bu zihniyet"e de cehalet ve karanlığın içinde, eli kırbaçlı "insan"ların himayesinde  el âleme uşaklık ederek, cehennemi yaşa(t)mak düşüyormuş...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

13 Şubat 2011 Pazar

Sevgin Kaç Para?














"Sevgide güneş gibi ol,
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
Hataları örtmede gece gibi ol,
Tevazuda toprak gibi ol,
Öfkede ölü gibi ol,
Her ne olursan ol,
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol." MEVLANA



Batı kaynaklı Hıristiyan geleneği "Sevgililer Günü"; kapitalizme hizmet olarak günümüzde tüm dünyaya medya ve reklam vasıtasıyla dayatılıyor...


Yarın "sevgililer günü"ymüş ya...


Bu düzmecenin sahibi Hıristiyan emperyalistlere hatırlatmak istediğim bir kaç nokta üzerinde izninizle durmak isterim:


Allayarak pullayarak insanlığın en kutsal duygusunu bir güne sıkıştırıp, üzerinden sömürmeye çalıştıkları "sevgi" var ya...
Aslında onların gözüyle ben bu duruma "kral çıplak" diyerek yanıt vermek istiyorum.

Niye mi?

Sevgili diye bakılan vatan topraklarından insanları koparıp, yaşama haklarını ellerinden bir bir aldıkları için.

Bak! Irak halkı kan ve gözyaşı arasında sıkıştı bile...

Sevgiliye eş değer kardeş olanları etnik köken ve inanç üzerinden önce ayrıştırıyorlar...

Hemen ardından tırnağın etten ayrılması ne kadar can yakarsa, o kadar acı duyacak kadar kardeşi kardeşe kırdırtan, insan kıyımına sebep oldukları için.

Bak! Daha dün Sudan'ı önce parçaladın, hemen ardından kardeş halkı birbirine kırdırtmaya başladın bile...

Sonuç; şimdilik 139 ölü!

Sevgili dedin; ve üzerinde "gün"ler tertiplediğin o sımsıcak duyguyu hiçe sayarak, sevgili annelerin, sevdalıların yüreklerini dağlıyorsun.

Ardında gözü yaşlı anaları bırakarak, oluk oluk kanların akmasına durmak bilmeksizin vesile oldun!

Dünyanın dört bir tarafında kargaşa ortamı hazırlıyor, savaşlar çıkartıyorsun...

Cephelere hiç durmadan ana kuzularını yine analarının, eşlerinin gözyaşına bakmaksızın sürüyorsun!!!

Bak! Afganistan, Arap Yarımadası, Balkanlar, Kafkaslar, Afrika ülkeleri...

Sayende bütün analar, acı içinde kıvranıyor!

Gerida kalan eşlerini, kızlarını hiç acımadan fuhuş batağına sapladın bile...

Bak! Iraklı on binlerce Müslüman kadın, sayende bedenlerini satar oldular!

Öte yandan;

Bak!..

İnsanlığın hatta yeryüzündeki tüm canlıları birbirine çeken o en güzel duyguyu, yani aşkı, tek taşa sen bağladın...

İnsanlığınla (!) gurur duy...

Zira o insanlığı devam ettirecek duyguların hiç birisi sen de yok...

onun için ki...

İşte böyle GÖSTERMELİK ve bir o kadar da İÇİ BOŞ günleri ortaya atarak, olmayan duygularını varmış gibi gösteriyorsun!


Ve bu sayede insanlığı bitirdiğini hatırlatarak, senin "sevgi" dediğin, aslında sevgisizliği insanların ruhuna işlemekten öteye geçemeyecek bir süreçten ibaret.

Ve bütün bunları maddi menfaatlerin uğruna yapıyorsun!

Kısaca kabul et ki sahte duygularla bezenmişsin!

Ve insanların duygularıyla açıkça oynuyorsun işte!

Gel istersen sana sevgi abidesi Mevlana'nın bir sözünü hatırlatarak, sözümüze nokta koyalım:

"İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır."


Sevgi ve saygılarımla!



4 Ocak 2011 Salı

"Yeni Bir Ülke Doğuyor" (!)



















Günlerden bir gün ormandaki toplantıda bütün hayvanlar bir araya gelmiş.
Konuşuyorlarmış.
Kendini beğenmiş bir ayı söze karışmış.
"Ben insanların dostuyum. Sırtlanlar gibi onların ölülerini yemem" diyerek böbürlenmiş.
Tilki bunu duyar da sözünü esirger mi?..
Hemen atılıp:
"Evet ölülerini yemezsin ama keşke ölülerini yesen de dirilerine dokunmasan. Herhalde böylesi daha iyidir. Değil mi?.." demiş.

Sudan'da Hıristiyan kesim ayrılmak için referanduma gidiyor...

"Dünya 2011 yılı ile birlikte yeni bir devletin doğuşuna hazırlanıyor. 2 milyon kişinin katledildiği iç savaştan sonra Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrılan Sudan’da Güney kesimde yaşayan Hristiyan halk, referanduma gidiyor..." 02.01.2011, Vatan


Bu haberin içeriği, gerçekten hepimizi çok yakından ilgilendiriyor. Zira Batılı güçlerce ülkeler, çeşitli bahanelerle önce karıştırılıp ardından hiçbir şeyden "habersiz" gibi görünerek milletlerin bölünmesini sağlıyorlar. Hemen ardından da iç savaşlar kendisini baş gösteriyor... Bu sayede parçaladıkları milletlerin yeraltı ve yerüstü toprak zenginliklerini kontrolleri altına almayı başarıyorlar. Ve böylece de küresel zenginliklerine zenginlik kattıklarına, işte bu şekilde hep birlikte tanık oluyoruz...

Öte yandan hep bir çifte standart ortaya çıkıyor... Aynı toprakların kardeş insanlarını işlerine geldiği şekilde isterlerse ayırıyorlar; işlerine gelmezse birbirleriyle hiç âlâkası olmayan iki ayrı milleti birleştirmeye gidiyorlar!


Mesela Kıbrıs'ı ele alalım: Her bakımdan birbirleriyle hiç uyuşmayan iki ayrı toplumu ısrarla birleştirme yönünde baskıya maruz bırakmak ta neyin nesi oluyor?!.. Kuzey Kıbrıs Türk kesimi üzerinde uyguladıkları "ambargo" ile Güney Kıbrıs Rum kesimini birleştirmeye zorlanması bu düşüncemi açıkca doğrulamaz mı? Zira nasıl oluyor da dilleri, inançları, kültürleri, ırkları ayrı olan bu milletleri birleştirmeye çalışılır? Vallahi hiç anlayamıyorum! Zira istedikleri bu "birliktelik" tarihte defalarca uygulanmaya çalışıldı! Ama her dafesında ortalık kan gölüne döndü...

E o zaman, bu istekler ve dayatmalar kimin işine yarıyor diye sormadan geçemiyoruz!

Kıssadan hisse; durum çok vahim!.. Ve bir o kadar da millet olarak hepimizi yakından ilgilendiriyor! Yani hayat memat meselesi işte... Zira hesaplarında bizi de bölerek parçalamak var...

Oysa bir elmanın yarısı gibiyiz... Şayet elmanın doğal yapısı içerisinde bir yüzü kırmızı, diğer yüzü beyaz olma özelliği taşıyabiliyorsa...

O halde bizim de millet olarak temel noktada o kadar çok beraberliğimiz var ki... Ortada birbirimize düşecek önemli hiç bir sorun yok! Olamaz da! Birileri istiyor diye birbirimize "düşman" olmanın hiç birimize faydası olmayacağı gibi...

Demem o ki... Üzerimizde plânladıkları oyunun çok kirli ve çok acımasızca olduğunu farketmek için, daha ne olmalı?!..

Sevgi ve saygılarımla!