Suudi Arabistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Suudi Arabistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2016 Salı

Her Şey Çok Daha Güzel Olacak...











Suudi Arabistan'da "kadın insan mıdır?" tartışması süredursun...

Bizde de her geçen gün yaşanılanlara baktıkça, aynı yörüngeye girer miyiz endişesi hat safhaya ulaştı...

Dolayısıyla...

Güzel ülkemde her gün hunharca işlenen kadın cinayetleri, okulda olması gereken minicik çocuklarımızın gelin yapılması... Ve de cehalete teslim edilerek ezilen kadınların yüreğimizi dağlayan hayat hikâyeleri...

Bu şartlar altında...

Atatürk Cumhuriyeti'nin sımsıcak aydınlığı altında,  yaşadığımız özgürlüğün bilinci ve kıymetiyle yarınlarımızın daha da güzel olacağından kuşku duymaksızın bugün için buruk da olsak, Dünya Kadınlar Günü'müz  kutlu olsun...




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 Mart 2016 Salı

"Kadın İnsan mıdır?"...




"500 yıl önce 4. Papa Innozenz Anno tarafından kurulan Engizisyon'un "Avrupa'da Aydınlanma" dönemine kadar yürüttüğü kanlı dönem, arşivlerin açılmasıyla tüm yanlarıyla gözler önüne serilecek. Tahminlere göre, bu insanlık dışı uygulamalar 10 milyon insanın ölümüne, hatta bazılarının canlı canlı toprağa gömülmesine yol açtı. Kötü bir tümör gibi asırlar boyunca Hristiyanlık aleminde Engizisyon uygulamaları yaygın hale geldi. Yine yapılan tahminlere göre 1450 ile 1750 yılları arasında 1 milyondan fazla kadın Tanrı adına infaz edildi. Alınan her karar Tanrı adına alındı, Tanrı adına uygulandı. Engizisyon uygulamalarında davalının hiçbir hakkı yoktu. Davacı, kilisenin görevlisi aynı zamanda hem savcı hem de hakimdi. İşkenceye sadece izin verilmemişti, bu aynı zamanda bir emirdi. Kilisenin kararları doğrultusunda yapılan kıyımlara karşı durabilecek, vazgeçirebilecek hiçbir kurum yoktu." Alman Der Spiegel Dergisi, Kadinlaricin.net sitesinden


Dolayısıyla...



Bugün Suudi Arabistan'da sözde "İslâm" adına dünyayı "Orta Çağ" anlayışında gördüklerini gösteren o haber:

"Suudi Arabistan'da düzenlenen bir seminerde, "Kadın insan mıdır" tartışmasının konu edildiği öğrenildi."

Hani CUMHURİYET KADINI olarak Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ümüze sonsuz minnet ve şükran duygularımla, 

"Orta Çağ" zihinyetinden uzak aydınlık yarınlara...



Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

5 Ocak 2016 Salı

Türkiye Cumhuriyeti'ni Kuran Türkiye Halkına Türk Milleti Denir



"Suudi Arabistan'da yeni yılın ikinci gününde çeşitli terör suçlarından hüküm giyen 47 kişi başları kesilerek idam edildi. İdam edilenler arasında Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr'in bulunmasına İran'dan büyük tepki geldi. İran meclis başkanı Suudi Arabistan'ın bedel ödemek zorunda kalacağını söyledi." Hürriyet, 02 Ocak 2016



Allah'ın buyruğunu bir yana bırakmış, insanların geleneğine uyanlar, dünden bugüne birbirleriyle boğazlaşmaya  devam ediyorlar.

Zira bu yaşananlar "din" mi, gelenek mi, inanç mı, ezelden gelen alışkanlık mı? Yoksa kültür mü? Bunlara kim yanıt verebilir bilemiyorum...



Bildiğim, bu yapılanların bir mezhep (ki bilinen o ki Sevgili Peygamberimiz zamanında böyle bir ayrışma, dolayısıyla mezhep filan  yoktu) savaşı ve sözde "din" adına, İslam adına yapılıyor olması...

O halde buyurun bakalım, bu duruma Kur'an  ne diyor?

"Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz."Âl-i İmran Sûresi 103. Ayet



Öte yandan...

Halk nedir?

Ulus nedir?

Millet nedir?

Ülkü nedir?

Bu olguların eksikliğini yaşayan bölgedeki kabilelerin, yığınların geldiği nokta cehennemin dibi oluyor...

Hal böyleyken,

"Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti" denir felsefesiyle kurduğumuz cumhuriyetimizde  yıllarca huzur-güven içerisinde yaşadık, yaşamaya da devam edeceğiz.. O sebepledir ki bugün bölgede etnik mezhep ve etnik köken savaşlarından koşarak ülkemize yani Atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyete sığınıyor milyonlarca insan. 

Ve Atatürk Cumhuriyetine hakaret edenlerin baskısı altında batı illerimize göç ediyor on binlerce vatandaşlarımız. Dolayısıyla şayet doğu illerinde yaşayan vatandaşlarımız gerçekten cumhuriyetimizle bir sorun yaşasalardı, gidecekleri yer buralar olmazdı...

Ağalık ve feodal sistem altında insanlarımıza sözde "barış" ve "demokrasi" diyenler,  bugün bölgeyi mezhep savaşlarına çevirmek isteyen Batılı emperyalist güçlerle işbirliği içinde.



Kardeşin kardeşi boğazlayarak cehenneme çevrilen İslam coğrafyası içerisinde, hayatın anlamı, insanlığın anlamı, dinin anlamı, ruhun anlamı... her şey, evet her şey çöktü. Bununla birlikte coğrafyamız da çöküyor...

Dolayısıyla...

Emperyalistlerin ekmeğine yağ sürenler ve bunların goygoycuları  "ne kadar mükemmel!" demeyegörsünler, vallahi bundan sonra akan sular duruyor... O sebeple  bundan böyle ortada artık ne "iyilik" kalır, ne de "kötülük". "Mükemmel" ve "mükemmel olmayan" kalır sadece. Mükemmel olan iyidir, mükemmel olmayan rezil!


Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed,  Mevlana, Yunus Emre, Sevgili Ata'm... bize bıraktığınız emanetler, o kültürel miraslar, o güçlü insan sevgisi, Anadolu'nun kadim dostluğu ve kardeşliği, tasada ve kıvançta birlik olduğumuz değerlerimiz hepsi ama hepsi bugün  tehdit ve tehlike altında.. 

Ülkemizde bir KÜRT-TÜRK çatışmasını başaramayanlar, mezhep çatışmasının fitilini dışarıdan ateşlediler bile...

Yanıyoruz...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

7 Kasım 2015 Cumartesi

DEPREM










"Şili'de 6.8 büyüklüğünde deprem" 7 Kasım 2015

"Pakistan'da 7,7 şiddetinde deprem" 26 Ekim 2015

"Rusya'nın doğusundaki Kuril Adaları'nda 6.3 büyüklüğünde deprem" 14 Ekim 2015

"Şili'de 8,3 büyüklüğünde deprem" 17 Eylül 2015



Dünyanın çeşitli bölgelerinde son iki ayda  jeolojik anlamda  ölçeği büyük depremler kaydedildi.

Şüphesiz ki ülkemizin de  deprem fay hatları üzerinde olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

Dolayısıyla... 

Bizde  deprem olmuyor mu!..

Oy oy oyy!.. 

Her alanda deprem üstüne deprem yaşıyoruz...










Mesela...

"Diyarbakır'da 2013 yılında 14 yaşındaki Z.B.'yi başına taşla vurup, bayıltarak tecavüz eden ve hamile kalmasına yol açan 22 yaşındaki Y.T.'ye duruşmadaki saygın tutumu nedeniyle indirim uygulanarak 11 yıl 8 ay hapis cezası verildi." 4 Kasım 2015,  Hürriyet

Öyle işte.. 

Hukuk depremi böyle bir şey olsa gerek. Zira bu gibi sonuçların dünyada emsallerini ancak geri kalmış çağ dışı yığınlarda görebiliriz...


Örnek:

"KENDİ KIZINI ÖLDÜREN DİN ADAMINA "YOK" DENECEK CEZA

Suudi Arabistanlı bir din adamı, küçük kız çocuklarına cinsel taciz olaylarının son dönemde arttığını belirterek, bütün kız bebeklere burka giydirilmesi gerektiğini söyledi. Öz kızına tecavüz edip öldüren bir başka din adamına verilen hafif ceza ise tepkilere neden oldu.

Lama, Aralık 2011’de kafatası, kaburga kemikleri ve bir kolu kırılmış, vücudunun çeşitli yerleri yara ve yanıklarla kaplı halde hastaneye getirilmişti. Hastane görevlisi kızın bel kemiğinin kırıldığını ve “her şekilde” tecavüze uğradığını söylemişti." 4 Şubat 2013, Hürriyet



Dolayısıyla... bu anlamda yaşanılanların izahı ancak "deprem" olarak izah edilebilir.

Demem o ki...

Evrensel anlamdaki hukukun ve konunun iyi anlaşılabilmesi ve de ayırt edilebilmesi için;

 Batı'dan bir  örnekle sözlerimi noktalamak istiyorum:


CEZA

İngiliz yargıç, gece yarısı parktan geçen kızı korkutan adama 7 yıl 7 gün hapis verince, şaşıran gazeteciler sormuşlar:

"Adam kıza elini bile süremedi. Kaçan kızın çığlıklarına yetişenler de adamı yakaladılar. Bu 7 yıl, 7 gün çok değil mi?"

Yargıcın yanıtı hukuk tarihine geçecek düzeydedir:

"Kızı korkutmanın karşılığı 7 gündür. 7 yıl, İngiliz kızlarının gece yarısı parkta dolaşma özgürlüklerine saldırmanın cezasıdır."
12 Aralık 2010 Hürriyet, Şükrü KIZILOT




Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

28 Ekim 2015 Çarşamba

"40 Bavul"a Sığdırılmış...



"Lübnan’da 2 ton uyuşturucuyla yakalanan Suudi prense gözaltı

Abdül Muhsin Bin Welid Bin Abdülaziz ile dört Suudi Arabistan vatandaşı havalimanı polisi tarafından gözaltına alındı.

Suudi Arabistan’a uçması planlanan jette yapılan aramada 40 bavula saklanmış 2 ton sentetik uyuşturucu madde “amfetamin” türü olan Captagon bulundu." Sözcü, 27 Ekim 2015


Hani biz de 92 yıl önce padişahlıkla yönetiliyorduk ya... 

Hani... hanedanlık, saltanat filan...

Hani şaşaanın zirve yaptığı, halkın devletten, devletin halktan kopuk bir şekilde yaşadığı yönetim şekli...


İşte yukarıdaki haberi okuduğum zaman Büyük Önder ATATÜRK'ün 92 yıl önce kurmuş olduğu ahlâk temelli Cumhuriyet rejimi aklıma geldi..



Ne bileyim... 

Padişahlık, krallık...

Prensler, şehzadeler, cariyeler, bilmem kaç eş'lilikler filan...

Dolayısıyla...  

Allah'tan başka birisine kulluğun, 

Kula kulluk dayatmasının, 

Kulun kulu ezmesidir bu haber..

O sebeple..

Hâlâ Atatürk Cumhuriyeti'ne laf söyleyen, burun kıvıran varsa,

Önce dönüp -aklını kullanmadığından başına pislik yağan (Yunus Suresi 100. Ayet)- Arap coğrafyasına bir baksın,

Sonra da dönüp Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne baksın...

Baksın ki... 

Bu toprakların başına gelen en güzel şeyin 

LAİK temelli CUMHURİYET olduğunu görsün.



Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

28 Mart 2015 Cumartesi

6 Gün Savaşı










"Husilerin Yemen işgali ve sonrasında yaşananlar Arap ülkelerini harekete geçirdi. Arap dışişleri bakanları, bu tür tehlikelerle karşı karşıya kalmamak için ortak bir Arap ordusu kurulması konusunda prensipte anlaştı." 

Bu haberi duyduğumda nedense, "Arapların askerlik tarihine geçmiş büyük hezimeti" aklıma geldi..

İşte o hezimet:

Altı Günün Savaşı veya Haziran Savaşı, 5 Haziran 1967'de İsrail ile Arap Savaşı.  Arap İttifakı'na Suudi Arabistan, Irak, Sudan, Tunus, Fas ve Cezayir  asker ve silah yardımıyla katılmıştır. 6 gün süren bu savaş, "6 gün savaşı" olarak da anılmaktadır.

O tarihteki Arap birliğinin bozulmasıyla neticelenen savaştan sonra İsrail'in, Arap ülkelerine ayrı ayrı milliyetçilik yayma oyunlarıyla bölge, arapsaçına dönmüş durumda..

ve...

48 yıl sonra bugün tanık olunan manzara ise, "6 gün savaşı" ile  yeni savaşların temeli olarak sonuçlandığının ortaya çıkışıdır.

Dün Arap Birliği'nin girdiği savaşta ve  6  günün sonunda:

"Mısır 11.000, Ürdün 6.000, Suriye de 1.000 askerini kaybetmiştir; İsrail'in ise sadece 700 askeri ölmüştür."

Bugün mü?

Zaman gösterecek,

Tarih yazacaktır..



Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

26 Eylül 2013 Perşembe

Helalinden!






"Tunus’ta iktidardaki İslamcı Ennahda Partisi’nin lideri Raşid Gannuşi, damadını yolsuzluk ve evlilik dışı ilişki yaşamakla itham eden bazı belgeler yayınlayan blog yazarının kırbaçlanmasını istedi." 30 Aralık 2012



Suudi Arabistan'da Vahhabi müftü Muhammed El Arifi Suriyeli muhalifler adına, kadınlara cennete girmek için... militanların isteklerini karşılamanın cennete gitmek için yerine getirilmesi gereken bir görev olduğunu iddia etti. 02 Ocak 2013



"Japon belediye başkanı: Seks köleliği gerekliydi

Osaka Belediye Başkanı Toru Haşimoto, İkinci Dünya Savaşı sırasında 200 bine yakın kadının "seks kölesi" yapılmasının haklı nedenleri olduğunu savundu.

1995'te eski Japon Başbakanı Tomiiçi Murayama, seks kölelerinden özür dilemiş "Savaşın trajedisi içinde, bu kadınlar rızaları dışında seks kölesi haline getirildi. Biz şimdi bu eski konfor kadınlarına özür borçluyuz” demişti." 15 Mayıs 2013


"Tunus kızlarının kandırılarak Suriye’de islamcı savaşcıların seks ihtiyacını karşılamak üzere seks cihadı yaptıklarınının ortaya çıkması..." 26 Eylül 2013


İddia edilen bu haberleri bir araya getirdiğimizde, koşullar ne olursa olsun, niyetler zaman ve mekan gözetmeksizin hiç değişmeden ortaya aynen çıkıyor... Üstelik adına da "sistem" diyerek...

Ve bu utanmazlığa ortak olanlara ve hedefe ulaşmak için dün neyse  misliyle aynı şekilde üstelik din sömürüsüyle  bugün de tüm hızıyla sürdürdüklerine ibretle tanık oluyoruz...

Irak'da haçlıların tecavüzüne uğrayan yüz binlerce müslüman kadın...

Bugün de oradan buradan toplama haçlı adına çalışan lejyonerlerin tecavüzüne "cennet vaadiyle" mahkum edilen yine müslüman kadınlar...

Ha Iraklı kadınlar... Ha Tunuslu kızlar...

Yani Japon Belediye Başkanı, "seks köleliği gerekliydi" dedi; Suudi Müftüsü de "Cennete girmek için sevişin"...


Milliyetçi Japon Diriliş Partisi kurucularından Haşimoto, geçen yıl, "Japonya’nın diktatörlüğe ihtiyacı olduğunu söylemişti."

Ya bunlar?..

Bunlar da mevcut diktatörlüklerini korumak adına, din baronluğuna soyunarak, 

Her yol mübah, diyorlar...

Yuh...

Sevgi ve saygılarımla!

Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

8 Mart 2013 Cuma

Cümleten "Gün"ünüz Kutlu Olsun




















"Şiddetsiz yolun yolcusu olmayı öğrenmek zorundayız."


Son 8 ay içerisinde, yurttan ve dünyadan birkaç  haber:


"Ağrı’da 3 yıl boyunca kocasından şiddet gören kadın, akli dengesini kaybetti. Döve döve delirttiler!" 21 Temmuz 2012


"Erzurum'da akrabasının tecavüz ettiği 13 yaşındaki kızın babası, nikâh kıyılması 6 hayvan ve tecavüzcünün kız kardeşinin oğluyla evlenmesi karşılığında zanlıyı affetti. Tecavüzde bedel 5 koyun, bir sığır bir de berdel" 24 Ağustos 2012


"Tunus’ta hazırlanan anayasa için "Kadınlar erkeklerin tamamlayıcısıdır" diye bir ifade önerildi." 15 Ağustos 2012


"Zonguldak'ta, kendisinden kaçarak mahalle bakkalına sığınan eşini yumruklayıp, saçından tutarak yerde sürükleyen koca, güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntüde, yanına sığınan kadını döven kocaya müdahale etmeyip, yerinden kalkmayan ve televizyon izleyen işyeri sahibi... Bakkala sığındı bakkal seyretti!" 12 Aralık 2012


"Hindistan'da  genç bir kadının toplu tecavüze uğramasını protesto eden Hindistan yeni bir şokla sarsıldı. Ülkede bir kadının daha 10 kişinin tecavüzüne uğradığı haberi geldi. Hindistan'da 2. tecavüz..." 28 Aralık 2012


"Suudi Arabistan'da 90 yaşındaki bir adamla evlendirilen 15 yaşındaki çocuk gelin kendini yatak odasına kilitleyerek kurtuldu." 08 Ocak 2013


"12 yaşındaki N.Ç. 24 kişinin tecavüzüne uğradı. 10 yılda yerel mahkemenin verdiği kararı Yargıtay kısmi olarak bozdu. Dava tekrar görüldü. N.Ç.'nin rızası var diye sanıklara yine en alt sınırdan ceza verildi. 12 yaşındaki çocuğu fahişe  ilan ettiler!" 17 Ocak 2013



" Hindistan’da yine tüyler ürpertici bir saldırı yaşandığı ortaya çıktı.

Yaşları 6 ile 11 arasındaki üç kız kardeş, tecavüz edilip öldürüldükten sonra cesetleri bir köy kuyusuna atıldı." 20 Şubat 2013

...

Ve...

Emperyalizmin saldırdığı ve de işgal ettiği ülkelerde yüz binlerce kadının uğradığı tecavüzlerin yanı sıra,

Açlıktan, sefaletten, şiddetten nasibini alarak "gün" yüzü görmeyen  tüm kadınlar...

Cümleten, 

"Dünya Kadınlar Günü"nüz Kutlu ve Mutlu Olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


4 Temmuz 2012 Çarşamba

Mübarek Günde "YARA"lara Dokunduysam, Aff'ola...



















"Suudi gelin Bodrum'da böyle çarşaf attı

Şeriatla yönetilen Suudi Arabistan'da kadınlar peçesiz, çarşafsız ve yanlarında erkek olmadan sokağa çıkamazken Tallal Ailesi'nin kadınları Bodrum'da diledikleri gibi geziyorlar." 3 Temmuz 2012



Suudi Arabistan ve Dubai gibi ülkelerde aşırı zenginliğin yarattığı bir lüks ve şatafat vardır. Bu ülkenin kadınları, kapkalın duvarlar arasında kalmış lüks evlerin, villaların camlarından kocaman kocaman garip şekildeki binaları ve onun yarattığı şımarıklığın, görgüsüzlüğün verdiği ihtişamı seyretmekle meşguller...


Zaten seyretmekten başka da yapacak bir şeyleri yok ya...

Zira buralarda şeriat yönetimi söz konusu...

Kadınlar tekbaşlarına dışarı çıkamazlar...


"Tek başına taksiye binmek ahlaksızlık"

Kadınlar, yasal olarak araba ya da bisiklet kullanamazlar...


Oy veremezler...

Ve dahalarını yapamazlar...

Kadınların, en kötü şartlara mahkûm edilerek yaşatıldığı yerlerin başında,

Malumunuz Suudi Arabistan geliyor.


İyi de...

Suudi hapishaneleri "Yara" kadar şanslı (ki Yara, eşinin siyasi gücü sayesinde serbest kalır) olmayan kadınlarla dolu iken...


Ürdün asıllı Amerikalı iş kadını Yara, erkek iş arkadaşı ile Starbaks'da oturduğu için başına gelmedik kalmıyor...


The Times gazetesinin haberine göre, kablosuz internet kullanmak için bulunduğu kafede, din polisine durumunu anlatsa da, Yara yakayı kurtaramaz...

Zavallı Yara...

Önce cep telefonuna el konulur, ardından zor kullanılarak doğru hapishaneye götürülür.

Orada başına gelenler ise...


"Ayaklarından bağlayıp suçlu olduğunu kabul eden bir ifadeyi zorla imzalatıp,ardından bir banyoya sokup elbiselerini çıkartarak pislik içindeki suya batırıp tekrar giydirirler."


Ve Yara, hâkim önüne çıktığında...

"Günah işledin ve cehennemde yanacaksın!"

(Tabi ayrıca da bu hakim, maşaallah kendisini Allah'a şirk koşmaktan da geri bırakmıyor...)

Sözleri beynine kazınır!


Mahkemece tescilli bu söylem ortadayken...


Valla Suudi Arabistan Kraliyet Ailesi'nden, 57 yaşındaki Prens el Velid bin Tallal ve ailesi özel uçağıyla,

Hoop uçtular...

Hoop Bodrum'a indiler...


Sonra mı?

E her şey gözler önünde...


Çarşaf çarşaf, "çarşaf"lar atıldı...

Aaaa!

Bunlar da kim?

Kim olacak, hani ülkesinde kadınları kıskıvrak modern hapishanelere mahkum edip, onlara sosyal anlamda hayat hakkı tanımayan, toplumsal yaşama eşit bir şekilde katılımından men eden Suudi yönetiminin ta kendisi...


Kendilerine mübah...

"Yara"lara haram!

Oh! Ne âlâ memleket...


Yara, "günah işliyor"da

Tallal ailesi günah işlemiyor mu?


Yara "cehennemde yanacak" da

Tallal ailesi cennetten mi "yer ayırmış"?


Dolayısıyla...


Bu mübarek günde, derin YARA'lara dokunduysam , aff'ola...

:)

Berat Kandili'niz mübarek olsun...



Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)