21 Şubat 2009 Cumartesi

Neden Recep İvedik?











Gazeteler, internet sayfaları, reklam panoları her yer; evet her yer, bu filmi reklam ediyor ve insanları teşvik ediyor. Tüm zamanların en çok izlenen Türk filmi unvanını da taşıdığı iddiası ile ”Recep İvedik" milyonların takipçisi olmuş. Bu rakamları ve ardından bıraktığı sesleri duydukça ibret ve endişe ile toplumumuza yapılmak istenen tahribatı eğitimci gözüyle anlamaya çalışıyorum.
*
*****
*
Bu filmin bol argolu ve küfürlü olduğu üzerinde herkes hem fikir. O halde bu film o yüzden mi gişe rekorları kırıyor? Yoksa bu tipleme yani "Recep İvedik" kimilerine göre beyaz Türkler veya elit Türkler diye bizleri kendi aramızda bölmek ve birbirimize düşman etmek niyetinde olanların bir tezgahı mı? Evet; ben bu gözle bakarak olayı ne yazık ki içler acısı olarak görüyorum. Zira bazı köşe tutmuş yazarların da buna destek verdikleri çok aşikar. Niçin mi? Onların gözüyle insanların gülmeye ve eğlenmeye de ihtiyacı varmış. Hele bu içinde bulunduğumuz gergin dönem için neredeyse ilaç olarak görüyorlar. Yine "herkesin içinde, açığa çıkmadık bir Recep İvedik" varmış; işte bu film de onun için ayrıca çok tutulan bir filmmiş, falan falan. Bu gözle bakıldığında, saymakla bitiremeyecekleri pek çok neden çıkartabilirler.
*
*****
*
Yazık!.. Hem de çok yazık. Şimdi sadece bu bir kaç önemli saydığım nokta üzerinde durmak isterim. Bir defa bizlerin arasına, "kin" üzerinden düşmanlığa sevk edecek elit ya da diğer adıyla "beyaz Türkler" tanımlamasına şiddetle karşı çıkıyorum. Zira bakınız, bu tanımlama aslında nasıl da çarpıtılarak bir ihanete dönüştürülüyor. Elit diye anladığım, yani seçkin diyeceğim tanımlama aslında "benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, üstün, mümtaz, güzide mutena" anlamı taşımaktadır. Demek ki, bu niteliklerin, insanın beynindeki ve kişiliğindeki kalite olarak anlaşılmasıdır. Yoksa yaşantısında gözle görülür, maddi anlamda ayırt edici nitelikleri anlamında değil. Halkımıza vurgulanması gereken asıl ince nokta burasıdır. Oysa burada olay çarpıtılarak sanki "sırça köşk"te yaşamak ve kendini bu anlamda halkın üzerinde görmek anlamıyla saygınlığın gerçek anlamı olan yüksek ahlak ve onurlu kişiliğin birbiriyle karıştırılması ön plana çıkarılmaktadır . Bu anlamdaki ayrım yani kişinin gösterişe dayalı yaşam biçimi; tam bir görgüzsüzlük ve gerçekten kendini halktan ayırmak anlamı taşımaktadır.
*
*****
*
Öte yandan kişinin, kendini yetiştirerek kültürel ve ahlâki anlamda bir nitelik taşıması her insanın özlemini duyacağı vazgeçilmez bir üstünlüktür. Üstelik bu seçkin olma hali, Osmanlı (ENDERUN; osmanlılar zamanında sarayın içinde bulunan okul, şehzadelerin eğitiminin yapıldığı yerdir.) döneminde de hayat bulmuştur. Mesela; bu anlamda, sarayda yetişenler ayrıcalıklı bir eğitimden geçerlerdi ki bu eğitimi almış kişiler daha sonra devlet kademesinde görev alırlardı. Bu tüm dünya üzerindeki devlet anlayışı hemen hemen aynıdır. Cumhuriyet döneminde ise üniversite ve yüksek eğitimle bu kültür devam etmektedir. O halde her alanda yönetim bir ciddiyet ve ahlâki eğitimin en üst düzeyde olmasıyla başarı kazanacağı kesindir. Bu demek değildir ki, halkı aşağılayalım, küfürlü argolu konuşarak sanki halktan biri olduğumuzu gösterelim. Ne alâka? Bu tamamen toplumun kalitesini düşürmek ve gerçek anlamda örnek olmakdan uzaklaşmaktır! Bunun sonucuda FELAKET ve YIKIMDIR!
*
******
*
Şimdi bir bakalım; yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed'in örnek ahlâkı, üstün niteliklere sahip değil miydi? Davranışları ve huyları seçkin ve örnek teşkil etmiyor muydu? Bununla ilgili olarak Allah Kur'an-ı Kerimde:
«Andolsun Allah'ın elçisinde sizin için uyulması gereken güzel örnek vardır.» buyurmuş ve O'nun yaşayışını örnek almamızı istemiştir.
Bunu nasıl değerlendirmemiz gerekiyor sizce? Demek ki gerek ahlâki, gerekse davranışlarıyla insanlara örnek model olmak mecburiyetimiz var. Bunun neresi elitlik oluyor? İşte olaylar çarpıtılarak ve sade halkımıza cehaleti örnek tutarak, onların cahilliğinden doğacak bir takım davranışları tüm topluma sunmak, o milletin sonunu hazırlamaktan başka bir şey olamaz! Bu filmde bunun bir teşviki ve gayretinin göstergesidir. Toplumumuza yapılan bir ihanettir!
*
******
*
Ülkemizde insanların sadece "kollektif din" ve sanata odaklandırılarak düşüncenin diğer faktölerinden felsefe ve bilime ise "fikir tercümesi" olarak bakılmıştır. (Hemen belirtmek isterim ki gerçekte, dinimiz akıl ve bilimin kullanılmasını hedef göstermektedir.) Düşünce yasağıyla dolu bir geçmişe sahip olduğumuz düşünülürse bireysellik "sanat"la yer bulmaktadır.
Ayrıca çocukluktan beri bu insanlara, özellikle 1980 sonrası, sanat diye magazin seyrettirilmektedir. Bu kültür daha sonra "televole" adıyla yaygınlaştırılarak toplumumuzun gerçek anlamda kalitesizliğe doğru itilmesi gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Diğer taraftan söylenildiği üzere "her insanın içerisnde bir Recep İvedik var" tanımlamasına katılımıyorum. O halde her insanın içerisinde bir de vahşet vardır. Bunu nasıl yapacağız? Hadi o zaman, seri katiller, sapıklıklar filmlerini izleyerek bu duygularımızı açığa çıkaran olanakları işletelim! "Nasıl olur?" demeyin, bakınız "Recep İvedik" tiplemesiyle oluşabiliyor.
Görüldüğü gibi sağlıklı toplumları oluşturmak için insanlar eğitim ve örnek model yoluyla hep iyiye ve en güzele ulaşmanın hedefini yaratmak zorundadır.
*
****
*
"ERİCH FROMM, toplumun yapısı ve dinamiğinin kendi üyelerini nasıl biçimlendirdiğini ve bu üyelerin toplumsal karakterlerinin nasıl toplumun değerleriyle uyduğunu tartışmıştır.İnsan sevmeyi öğrenerek yeniden diğer insanlarla birleşir ya da toplumun otoritesine uyarak güven kazanabilir.
Fromm, insanın her türlü toplum yapısını denediğini tartışmıştır. Bütün bunlar insanın kurduğu ve kendi kendini idare edebilmesi için geliştirdiği toplumsal yapılardır. İnsan tümünü sınamıştır ancak hiçbiri insan kişiliğinin özelliklerine tam olarak yarar sağlamamıştır. Yine de demokratik yapının insan kişiliğinin gelişimine olanak sağladığını savunmuştur. ( Ancak insan, daha iyi bir toplumsal yapı geliştirmeye hep çalışacaktır. )"
*
*****
*
Kısaca; "Recep İvedik" tiplemesi argo ve küfürleriyle gerçek anlamda insanlarımıza kötü örnek model oluşturmaktan başka bir şey olamaz! Bir zamanlar Kurtlar Vadisi'nin -Polat Alemdar- oyuncusunu büyük küçük herkes taklit ederek kendine örnek model alıyorlardı. Şimdi de yeni modelimiz (!) "Recep İvedik"... Ne diyelim; "hayırlı uğurlu olsun!" Sevgi ve saygılarımla!

2 yorum:

  1. tüm dizilerde gayri meşru ve evlilik öncesi ilişki nasıl meşru olarak gençlerimizin beynine kazınıyorsa bu tarz argo içeren konuşma ve hareketler de aynı şekilde sinsice işlenmekte...
    ne yazık ki şimdi güldüğümüz hal ve hareketler aslında ağlayacağımız şeyler...
    bunun adı ne özgürlük ne gelişmişlik ne de medeniyet olmamalı...

    YanıtlayınSil
  2. Maalesef toplum bu tip filmlerle daha da kötüye gidiyor. Ama birileri bunu sanat kabul ediyor. Bu düşünceye sahip insanların ülkenin geleceği ile ilgili endişeleri yok. Çünkü bunlar satılmıştır ve çıkarları peşinde koşmaktadır. Yazıklar olsun. Yazınızı çok beğendim. Teşekkürler. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil