16 Temmuz 2010 Cuma

"Oh!" Dedirten İzlenimler
















Hava çok sıcak ve bunaltıcı... Bu mevsim Bursa için, Arap turistlerin yoğun olduğu ayları içeriyor. Şimdilerde Bursa'da nereye baksan, Arapları görürsün. Ne bileyim... onlara baktığımda içimden "acı çeken ve yaşam mücadelesiyle boğuşan diğer çoğunluk Araplar"ı geçiriyorum. Zira bu düşünce tamamen bilinç altı olarak, zihnimde yer alıyor işte...


Neyse, çay içmek için uğradığımız bir mekanda, hem Bursa'nın o doyumsuz güzelliğini izliyor, hem de mevsim koşullarına rağmen güzel bir havayı teneffüs etmenin keyfini sürmeye çalışıyorum... Gittiğimiz mekanda çoğunluk olarak Araplar mevcuttu. Aslında bu durumdan mutlu olmamak mümkün değil. Zira malum, turist demek ekonomimizin canlılığı demek...


Bir ara üniformalı (hizmet eden şahısları çağrıştıran), oldukça zayıf ve koyu tenleriyle Arap olduğu izlenimini uyandıran iki bayan gözüme ilişti. Zira bu kişileri, mekanın çalışanları mı acaba diye düşünürken, diğer taraftan rahmetli Necdet Tosun'u andıran kiloda, Arap kadınların bu hanımlarla konuştuklarını gözlemledim :)


Bu arada bu şişman hanımların giyimleri çarpıcıydı. İşte başları değişik şekilde süslenerek kapatılmış; ama ayaklarda dekolte tarzı sandaletler var.


Ben, bu kişileri bir yandan izlerken, bir yandan da İslâm dinini aklımdan geçiriyorum. Zira Emevi döneminden süre gelen halifeliği saltanat haline dönüştürerek, saraylarda lüks içerisinde yaşamayı "islâm"la bağdaştırmayı ve yine parayla satın aldıkları toplumun en alt sınıfı olarak kabul edilen köle anlayışının, günümüze yansımalarını hatırladım. Diğer taraftan Arap coğrafyasında bitmek tükenmek bilmeyen "kan-gözyaşı" ve dahaları... Bu insanlarla birlikte zihnimde, tarihsel bağlantılarıyla günümüzdeki gelişmelerin üzerinde düşünülmesi gereken önemli çağrışımları uyandırdı...


Daha sonra üniformalı kişilerin, bu "şişman" grubun hizmetli yardımcıları olabilir mi, düşüncesi aklıma geldi. Dolayısıyla oradan ayrılırken, bu kişlerin konumunu mekan çalışanlarından birine sormak ihtiyacı duydum. Onlar da aynen üniformalı kişler için "köleleri" diye bir açıklama getirdi...


Bu arada üniformalı zayıf hanımın beklediği üzere, bir paket aldı; ve devasa jiplerine doğru yöneldi. İşte bu esnada paketi gözucuyla takip ettim; ve beni hayrete düşüren, o pakette, mekanda yenilen yemeğin artığı olan, belki, iki parça etden ibaret olmasıydı... Dahası tesadüfen aynı anda mekandan çıkışımız münasebetiyle gördüm ki, bu zayıf "köleler" jipin arkasına, yani bagaj kısmına adeta tepilerek bindiler. Diğer tarafta malum, "efendiler" yerleşti ve hareket edip gittiler...


Uff, bu gördüklerim karşısında inanılmaz rahatsızlık hissettim. Bir yandan da büyük önder Atatürk'ün, bizi, kulluktan yurttaşlık mertebesine yükselten devrimleriyle, kurduğu Cumhuriyet'in kıymetini bir kez daha hatırlayarak derin bir "oh" çektim! :)

İşte; çok kısa bir anda gördüklerimle, zihnimde "nereden nereye geldiğimizi" canlandırdım. Evet, öte yandan içimden hayıflanarak; Müslümalık bu olamaz diye düşündüm. Zira bir tarafta köle zihniyeti, diğer taraftan "sen haddini bil" babında giydikleriyle, yedikleri adeta insan olmaktan uzak bir muameleyle karşı karşıya kalan "köle"ler! Yani... insanın insana bu şekilde davranması, "kula kulluk" demektir... Peki İslâm'ın neresinde "kula kulluk" var?!..

"Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir." En'am Sûresi, 159. Ayet

Yüce Allah, insanoğlunu yaratırken başkalarına kulluk yapsın diye değil! Allah'a kulluk yapsın diye yaratmıştır. Ne yazık ki bunun bilincine henüz ermemiş Müslümanlar, kula kul olma anlayışına hizmet etmektedirler. İşte bu anlayış, bizleri Kur'an'ın anlayışından çok uzaklaştırmıştır. Kur'andan uzak olmak demek, Yüce Allah'tan uzak kalmak demektir...

"Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar, hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Onlar farkına varmaksızın, ancak kendilerini helak ediyorlar." En'âm Sûresi, 26.Ayet



Demem o ki... Arap toplumuna özenerek, onların yaşam tarzlarını Müslümalıkla eş değer kılmak tamamen Arap emperyalizmine hizmetten başka bir şey olamaz!!! Öte yandan bu duruma, el altından destek olan Batılı emperyalist güçler ise, hedefledikleri Atatürk Cumhuriyeti'ni karalatarak, ulus bütünlüğümüzü parçalama gayretlerini böylelikle daha da hızlandırmış oluyorlar.


Arapların bu şekildeki yaşamları, bizim, ne inancımızla, ne yaşam biçimimizle ve kültürümüzle, ne de devlet anlayışımızla uzaktan yakından alâkası yok! Hele hele bu şekilde İslâm'ı, uydurma anlayışa oturtamak... O halde bu yaklaşımın tek gayesi Emevi kültürü ve anlayışından gelen Arap emperyalizminin, Batı emperyalizmine uşaklığıdır!


Sevgi ve saygılarımla!

2 yorum:

  1. Evet dinimizde kula kulluk yoktur ama maalesef bu anlayış birileri tarafından desteklenmektedir. Uzağa gitmeye gerek yok. Güzelim memleketimde bile bu anayışı destekleyenler yok mu? Dilerim bu zihinyet yok olur. Bu güzel ve anlamlı yazınız için teşekkür ederim. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil
  2. sözün bittiği yer...hem cinslerime acıyor allah ile aldatanları allaha havale ediyorum elif

    YanıtlayınSil