25 Ağustos 2010 Çarşamba

Aaa, Cambaza Bak!















"Yalnız işsiz olanlar değil, daha iyi işler yapabilecek olanlar da başıboştur." Sokrates


Kemalettin TUĞCU; çocuklarımıza önemli eserler bırakan ve özellkle kitaplarında duygu ve sevgiye ağırlık veren usta kalemlerden birisidir. Onu tanımayanımız yoktur herhalde... Kitaplarını okuduğumuz zaman Karacaoğlan'ın,

"üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm." diye, belirttiği üzere kendinizi yaşamın bu acı gerçeklerinde bulursunuz...

Her biri insanın yüreğinde, ayrı bir sızıdır...

Yani, insan olduğumuzu hissederiz.

Aslında da insan, yaşadığı sürece, yaşamdan alabileceklerini almasını bilmesi gerekmez mi? Ve tabii bu aldıklarıyla ayrıca, hayatın mutluluk ve acılarla birlikte sürdüğünün bilincine erişir... İşte aynı zamanda sevginin de hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğuna, yakından tanıklık ederiz. Zira bu duygunun kaybedilmesiyle ya da ne bileyim, bu kavramı, hiç algılayamadan yaşayanların sebebiyet verdiği acıları kalplerimizde hissetmek gibi...


Bu yazımda Kemalettin TUĞCU'yu aratmayacak kadar duygulu bir yaşamın haberini buradan sizinle paylaşmak istedim. Zira bu haber gerçekten insanı anlatıyor...


"Ömer ÇETİN, 22 yaşındaydı. Üniversiteyi geçen yıl kazanmıştı. Kitap alacak parası yoktu. İnşaatlarda amelelik yaparak geleceğini inşa ediyordu. Ama dün iskeleden düştü. “Fakülteli Ömer” artık yaşamıyor" 25.08.2010, Bülent AYDOĞDU / Vatan İstihbarat


Haberin ayrıntısını okuduğum zaman kendimi Kemalettin TUĞCU'nun yazmış olduğu kitaplarla başbaşaymışım gibi hissettim. Yani ömer ÇETİN'in talihsiz dokunaklı hikayesi yoksullukla birlikte onurlu bir yaşamı anlatıyor... Uff, hem de hayatın ta gerçeği işte!!!


Haberin devamı şöyle:
"Onun hikayesi Ağrı’nın Tutak İlçesi’ne bağlı Daldalı Köyü’nde başladı. Beş çocuklu bir ailenin tek erkek çocuğuydu Ömer Çetin. İki ablası kocaya verilmişti ama kendisinden sonra gelen iki kızkardeşini okutacaktı. Kendi de okuyacaktı. Yoksulluğa inat geçen yıl Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Edebiyatı bölümünü kazandı. Başarıyla geçen bir yıl sonunda yaz tatilinde yine çalışacaktı. Babası Adem Çetin’in gözleri çok az görüyordu ama yine de inşaatlarda çalışıyordu. İki yıl önce köydeki sel felaketi nedeniyle evleri yıkılmış, evsiz kalınca köylülerinden birinin verdiği eve sığınmışlardı. Bu kadar zorluk bile onu durduramamıştı. Okul bitince hemen memleketine döndü iş baktı ama bulamadı. Çalışmak için İstanbul’un yolunu tuttu."

Yine Vatan'ın haberine göre, Ömer'in kaymakam olan amcasının çocuğu yaşanan acı haber karşısında bakınız, neler söylemiş:

“Ömer çok gururlu bir çocuktu. Yaşlı babasına yardımcı olmak amacıyla geçen yıl İstanbul’a çalışmaya gitmek istemişti. Biz onu engelledik. Cebine harçlık koyup gezmesini istedik. Ancak o ailesine yardımcı olamadığını düşünüyordu. Bu yıl onu tutamadık. Bizden habersiz İstanbul’a çalışmaya gitmiş. O sadece yaşlı babasına yardımcı olmayı istiyordu. Ölümüne çok üzüldük”


Hergün gazetelere manşet olan haberler, bize, yaşamın neresini anlatıyor?!

Yaşamdan almamız gereken hangi insani haberlere yer veriliyor?

Bize insan olduğumuzu hatırlatacak bunun gibi, kaç tane haber okuyoruz?

O halde bizim hayatı sorgulamamız, anlamamız ve yaşamamız halkın duyuş, düşünüş ve gerçek özelliklerinden oluşan hayatın ta gerçeği olmalıdır... Aslında bizi mutlu ve kederli yapan, yaşamdan aldıklarımız da, buna bağlı değil midir?


Yani kısaca hergün kocaman kocaman başlıklarla topluma zerre kadar faydası olmayan yaşamları bize sunanlara ilişkin diyorum ki; bize ne magazin haberlerinden, futbol dünyasından!!!

Anlata anlata, öve öve bitirilemedi bu renkli (!) hayat... Çok küçük azınlıktan birileri, "zevki sefa" sürsün... Büyük çoğunluktan sayılan ötekiler de, "ağzı açık bakadursun" öyle mi? :(

Bu mudur hayatın gerçeği?

Yoksa onurlu bir hayat mücadelesi veren Ömer ÇETİN'in yaşamı mı?


Ekranların ve bir dizi yazılı basının hokkabazlık yapan, şarlatanların pervasız yaşamına bizi bağımlı kılarak adeta sanal bir hayatı dayatmak, asıl Ömer ÇETİN gibilerin dünyasını yaratanların ve yaşatanların gizlenmesi çabasıdır!!! Dolayısıyla gerçek yaşamdan bizim uzaklaşmamızı sağlamak içindir...


Bu durumda da sorgulamadan uzak, bilgisiz, tüketime odaklı hantal bir toplum yaratılmak istense de, Kemalettin TUĞCU'nun geride bıraktığı ve sımsıcak sevgiyle beslenen, duygu dolu çocukları, bugünler için dimdik ayaktalar!.. Ve şimdilerde onlar, bütün kalplere yarınlar için sevgi tohumu ekmekle meşguller... :)


Sevgi ve saygılarımla!

3 yorum:

  1. ne diyebilirim ki sözün bittiği yer .
    elif.

    YanıtlayınSil
  2. çok güzel yani kusursuz mısra yenice

    YanıtlayınSil
  3. Rabbim gittiği yerde eminim çok güzel bir yer hazırlamıştır ona...Mekanı cennet olsun!Rabbim bizede yardım etsin bunun hesabını nasıl vereceğiz bilemiyorum...

    YanıtlayınSil