14 Ağustos 2010 Cumartesi

Avusturya Lisesi... Bu Ne Hâl?












"Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur." Hyman Rickover



"Gazeteci Tuncay ÖZKAN’ın kızı Nazlıcan’ın, Avusturyalı öğretmenin uyguladığı baskı sonucu okulundan ayrıldığı anlaşıldı. Nazlıcan’ın annesi Arzu Durukan Özkan, kızının okuldan ayrılmasına neden olan olayları şöyle anlattı: “Okul idaresi tarafından git denmedi ama mobing uyguladılar. Nazlıcan’ın okuldan gitmesi için her şeyi yaptılar. Bir gün Nazlıcan yine babasını ziyaret etmek için okuldan ayrılıp Silivri’ye gittiğinde Avusturyalı sınıf öğretmeni, Nazlıcan’ın çantasını ve kitaplarını arkadaşlarının önünde çöpe atmış. Yine bir gün Bilgisayarlı Muhasebe dersinin Avusturyalı öğretmenine Nazlıcan soru sormak isteyince ona “Soru sormana gerek yok çünkü nasılsa seni bu dersten geçirmeyeceğim” demiş. Önceleri bunlardan haberimiz olmadı. Nazlıcan anlatmadı. Kendisi Rehberlikle çözebilirim diye düşünmüş ama ne yazık ki onlar da yardımcı olmamışlar. Ama artık dayanamayacak duruma gelince isyan noktasına geldi ve ‘Artık Avusturya lisesinde okumayacağım’ dedi.” 14.08.2010, VATAN


Evet; bu haberi şimdi biz eğitimci gözüyle bir değerlendirelim ve buradan bu Avusturyalı sözümona "öğretmen"lere de bazı sorular yöneltelim istiyoruz! Ha, bu arada pedagojik formasyon diye tanımlanan ve Türkçe açıklamasıyla eğitim, öğretim verebilmek için sahip olunması gereken biçimlenme, oluşum anlamına gelen eğitimden, ne derece nasiplenmişler? Ona da ayrıca bakmak gerekecek herhalde.


Öncelikle ben öğretmenim; ve çocuklara nasıl davranılması gerektiği konusunda az çok bilgi sahibiyim. Üstelik bu bilgimi deneyimlerimle birleştirip işte bu türden olayları değerlendirebilecek kadar da geniş çapta kafamın çalıştığı kanaatini taşıyorum!.. Ki bu haberi okuduğum zaman tüylerim diken diken oldu... İlk aklıma gelen de bizim eğitim sistemimizin bu gibi davranışlara asla izin verilmeyecek kadar HASSAS ve DUYARLILIK anlayışı içerisinde olmasıdır!!!


Peki böyle bir olayı tersinden düşünerek varsayalım ki bu davranış, Avusturya'da Türk Okulunda, bir Türk öğretmen tarafından Avusturyalı bir öğrenciye yapılsaydı... Allah korusun!.. Basına ve dünya kamuoyuna nasıl manşet olurduk sormayın!!! Bırakın suçu işleyen öğretmeni, Türklerin nasıl aşağılanarak horlandığına bir bir tanık olurduk!



Öte yandan kendi ülkesinde yabancı birisi tarafından bu şekilde bir davranışa maruz bırakılmak da neyin nesi oluyor? Hangi kanunun verdiği yetkiyle bir öğrencinin çantasını ya da onu temsil eden bir objeyi çöpe lâyık görebiliyorsunuz? Üstelik bunu kendi arkadaşlarının önünde yaparak bu çocuğun kişiliğini mi ezmeye çelışıyorsunuz? Ya da psikolojik bir baskıyla kafanızın bir kenarındaki hastalıklı duyguları mı harekete geçirmeye çalıştınız?! Eğitimin neresinde bu şekilde aşağılama ve horlamaya yer verilmiş?

Bir zahmet açıklayın da eksik (!) bilgilerimizi sayenizde tamamlayalım!!!


Yine hangi dayanaktan esinlenerek bir öğrencinin koşulu ne olursa olsun öğrenme hakkını elinden almaya kalkıyorsunuz? Siz orada hangi görev ve vasıfla bulunduğunuzu unuttunuz mu yoksa? Göreviniz orada bulunan çocukları bilgilendirmek, öğretmek ve eğitmektir! Ha, bundan sonrası değerlendirme ile öğrencilerin bilgileri doğrultusunda sınıfı geçip ya da kalmalarına vesile olacaktır! Ama önce öğretmen dersinde öğrencisinin kendisine yönelttiği soruları cevaplandırma ve bilgilendirmekle birinci derecede görevli olduğunu unutmamalı!


TEHDİT ve psikolojik baskıyı hiçbir koşulda ve hiçbir şartta bir öğretmen öğrencisine UY-GU-LA-YA-MAZ! Ve bu şekilde el altından öğrenciyi FİŞ-LE-YE-MEZ!!! Varsa ortada bir problem, bu okulun bir disiplin kurulu ve bir idare kadrosu vardır, oraya sorunu resmi yoldan sevkeder gereği üzerinde hem müdahil, hem de takipçisi olursunuz...

Anlaşılacağı üzere keyfe keder yöntemler değil, kurallara bağlı disiplin anlayışı ülkemizde geçerli olanıdır!



Diğer yandan Avusturya Lisesi üstün başarılı çocuklarımızı bünyesinde barındırarak, herhalde olağanüstü eğitim veriyor olsa gerek ki basında yer alabiliyor!!! Zira bu şekilde övgüler okuyoruz! O zaman bu davranışları okuduğumuzda, ki henüz bunun aksi yönünde bir habere rastlamadım; valla bu durumda bu okulun eğitimi yerlerde sürünüyor dersek yalan olmayacak! Bu mudur, seçkin çocuklarımıza lâyık görülen, seçkin okulun öğretmenleri?!


Öyleyse çocuklarımıza geçmiş olsun!!!


Demem o ki... konu şu ya da bu çocuğun adı değil! Benim ilgilendiğim ve sizlerle paylaşmayı uygun gördüğüm nokta, bir çocuğa yapılan yanlış davranışı göstermek ve öğretmenlikle hiç alakası olmayan tutumu eleştirmektir! Şayet böyle bir olay gerçekleşmişse, ki umut ediyorum yalan olsun bu haber; o vakit söz konusu masum olan öğrencilerimizin, ruh hallerinin sarsıntı görmemesidir! Zira bu olayda o çocuğun ne suçu var? Kaldı ki suçlu bile olsa, bu şekilde bir yaptırımı hak ediyor mu? Ve öğretmen olarak siz, üzerinize hangi hakla bu davranışı vazife saydınız? Yoksa durumdan vazife çıkararak olaya el koymak mı istediniz?

Söyler misiniz dünyanın hangi ülkesinde ve okulunda böyle bir uygulama var?


Kuzum siz, Türkiye'yi ne zannediyorsunuz?! Üzerinize elzem olmayan işleri bırakınız lütfen ve haddinizi aşmayınız! Siz görevinizi yapmakla mükellefsiniz, hele de yabancı bir ülkede olduğunuz için daha bir itinayla davranmasını da bileceksiniz! Ötesi sizi hiç mi hiç âlâkadar etmez!


O hâlde bizim ülkemizde hiç ama hiçbir zaman bu şekilde bir davranışa izin verilmez! Zira bizim eğitim sistemimizin temel unsuru insana değer vermekten geçer! Verilen habere göre, yapılan bir SUÇTUR! Ve inanıyorum ki okul idaresi ve yetkililer de, şayet bu olay doğruysa o vakit ivedilikle gereğini yapacaktır!


Avusturya Lisesi ilgililerine seslenirken onların, benim samimi ve içten duygularıma en kısa süre içerisinde kendilerinin de hassasiyet göstereceklerine yürekten inanarak, dikkatlerine sunmak isterim!


Sevgi ve saygılarımla!


7 yorum:

  1. Ağzınıza, yüreğinize sağlık. Bir eğitimcinin bu yorumu içimi daha da rahatlattı. Kızımın doğru karar verdiğini zaten biliyorum, onun bu zulüme maruz kalmasına biz de ailesi olarak göz yumamazdık zaten ama olanları, kızıma yaşatılanları anlayabilmek mümkün olmadı. Tekrar teşekkürler... Arzu Durukan Özkan

    YanıtlayınSil
  2. sizinle gurur duyuyorum ne mutlu sizin gibi eğitimcilerimiz var elif

    YanıtlayınSil
  3. Bu olay doğru ise çok ciddi bir şekilde üzerine gidilmeli ve adı geçen okul kapatılmalıdır. Benim memleketimde benim öğrencim eziliyor. Canım ATATÜRK'ÜM yaşıyor olacaktı. Bununla ilgili meşhur bir hikaye varya(İsveç'de Parka alınmayan Türk öğrencilerle ilgili). Atam mükemmel bir cevap vermiş. Ama şu an bırakın bunlara müdahaleyi neredeyse TÜRKÜM demek suç oluşturacak. Yaşadığımız ülkede garip kaldık. "Sarı saçlım mavi gözlüm neredesin dost". Bu güzel yazı ve yorumunuz için teşekkürler. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil
  4. Hepsini kapatmak lazım.

    YanıtlayınSil
  5. Bir eğitimci olarak tüylerim diken diken yazını okudum...Çocuk herşeyin dışında ve çok kutsal bir varlık...Bu bakış açısına sahip olan tüm zihniyetleri şiddetle kınıyorum!Biz ''Yaradılanı hoş gördük, Yaradan'dan ötürü...''bu bakış açısıyla Bin Ladin'in torunuda gelse kim olursa olsun okula almak ve çocuk kalbini mutlu etmek ile yükümlüyüz.Tabi birde Dağda ki gelmiş Bağdakini kovma olayı var burada bu okula ve idaresine''HADDİNİZİ BİLİNİZ''diyorum Selam ve saygılarımla...

    YanıtlayınSil
  6. Sevgili tulay hanim,
    Ben avusturya lisesinden bir ogrenci olarak yaziyorum. Nazlicana bunlar uygulanmismis. Kendisinin ogretmenlerini taniyoruz bizim de hocalarimiz hatta. Nazlicana yapilan hareketlerin hakaretlerin kac katini her gun biz yasiyoruz. Neler neler. Anlatilmaz yasanir ve bu boyle. Begenmeyen nazlicanin yaptigi gibi okuldan ayrilir gider bu kadar basit. Okulu hicbir fikriniz olmadan boyle yorumlamaniz hic hos degil. Biz de bu davranislari her gun cekiyoruz misliyle hem de psikolojik baski tahmin bile edilemez. Yani lutfen bunlar sirf nazlicana yapiliyormus gibi gostermeyin ve emim olnadiginiz seyler hakkinda boyle yorumlar yapmayin!

    YanıtlayınSil