10 Eylül 2010 Cuma

Çocukluğumu Gördüm...














"Gözyaşları, insan ruhuna yağan yaz yağmurlarıdır."





Bayramlarımızın en güzel taraflarından birisi de sevdiklerimizle ve yakınlarımızla bir şekilde görüşme olanağına vesile olmasıdır. Ah, bu, harika bir duygu... İşte bu bayram sevdiklerimle birlikte yaptığım bayram kahvaltısı benim için inanılmaz güzel ve keyifliydi... Bu duyguyu yaşamamdaki en önemli etken, hiç şüphesiz ki bayram heyecanının verdiği coşkudur...


Öte yandan bayramı bahane edip, Bursa'nın daha önce hiç görmediğim bir mekanına gitme fırsatım oldu.

"Haflinger At Çiftliği"...

Bu mekan, at binmenin yanında, insanı doğayla meşgul etmek için çeşitli etkinlikleri de içeren bir takım faaliyetleri de ayrıca hizmet olarak sunuyor.
Neyse yakınlarımla birlikte bu mekanda bir kaç saat hoş ve güzel bir zaman geçirdim. Mekanın ev sahipleri arasında kazlar da vardı. :) Ne yalan söyliyeyim, bu ortam çocukluğumda yaşadığım bir olayı gözümün önünde canlandırdı.


Kozaklı'da tek katlı bir evde oturuyorduk. Hatırladığım kadarıyla o zamanlarda evimiz, şimdilerde olduğu gibi beton yığını bir ortamda değildi (ki öyle olmasa çevremizde kaz sürüsü olmazdı herhalde). Neyse... sevgili annemin çamaşır asmak için bahçeye indiği bir sırada ben de kazları kovaladığımı hatırlıyorum. Zira bu olay, henüz okula gitmediğim bir dönemi (3-4 yaşlarında olabilirim) kapsıyor... Lafı uzatmıyayım, hiç unutamadığım şey ise, sevgili anneme doğru koştuğum anda kazın beni ısırmasıdır... :(


İşte benim hayvanlarla yakın temasım bununla başladı... Ve yine Kozaklı'da rahmetle andığım sevgili babamın, bilemiyorum, belki kendince yetiştirmek için aldığı civcivleri sahiplenmem vesilesiyle olsa gerek ki, bir sabah kalktığımda karton kutudaki sarı civcivimin öldüğünü gördüğüm andaki yaşadığım duyguyla bu temas sonlanmış oldu. Zira kendimce sahiplendiğim cicivimin cansız bedenini gödüğüm andaki duyduğum acı, gözümün önünden hiç gitmiyor! Yani kalbimin bir köşesi bu acıyı, hep canlı tutuyor gibi... O an ki duygularımla, belki saatlerce kendimi kaybedercesine ağladığımı da hiç unutamam...


Bu iki olay, benim o günden sonraki yaşamımda hiçbir hayvana, elimi dahi süremeyecek kadar ürkek olmama neden oldu. Bilemiyorum; sarı civcivimin cansız bedenine tanıklık etmem beni, belki bu ruh haline sürüklemiş olabilir... Kozaklı'da yaşadığım bir yılın ardından, başka yerlere tayinle gittiğimizi hatırlayarak itiraf ederim ki; bundan sonra yaşamım hep apartman katlarında geçti ve ben, hiçbir hayvanı yakından görme ve temas etme olanağına sahip olamadım.


Haflinger At Çiftliği'nde çay içerken kazların yanıma gelişi, beni hem ürküttü, hem de çocukluğumu tekrar yaşattı. Sanki kazlar da, benim duygularımı hissedercesine etrafımda bağıra bağıra dolaştılar...


Ürkekçe ve neredeyse korkarcasına duyduğum heyecanla birlikte geçirdiğim hoş saatleri, buradan sizinle paylaşmak istedim. Çünkü burası gerçekten çok güzel bir mekan... :) Doğayla içiçe olmak... Belki beni bir süreliğine de olsa, çocukluk yaşamımda derin iz bırakan önemli anılarıma götürmüş oldu. Doğrusunu isterseniz, günlük olayların telaşesi içerisinde, çocukluk anılarıma en sıcak şekilde hiç bu kadar yakın olmamıştım...


Eminim ki herkese anılarını çağrıştırarak yaşatacak pek çok güzel ve değişik mekanlar vardır. Ama ben, tesadüfen bulunduğum bu mekanda anılarımı sımsıcak duygularla yaşayabileceğimi hiç düşünmemiştim. Ayrıca mekan sahiplerinin sevecen ve güler yüzleriyle bayramın havasına uygun konukseverlikleri de, bu duyguları yaşamamda katkı sağladıkları kesin. Onlara da bu katkılarından ve Türk konukseverliğine uygun davranışlarından dolayı, teşekkür etmeyi de kendime borç sayıyorum.


Bunu en kısa zamanda tekrar yaşamak isterim... :)


Sevgi ve saygılarımla!



2 yorum:

  1. evet , kazların ısırması nasıl bir şey ben de öğrenmiş oldum :)
    doğayı çok sevmeyen biriyim alerjilerimden dolayı ama ben cile çok sevdim burayı..
    en güzel bayramımdı. ellerine sağlık çok güzel olmuş.
    EgeSu.

    YanıtlayınSil
  2. insanın geçmişindeki güzel anıları yeniden yaşamasına vesile olacak anları yaşaması ne güzel. böyle anlarımız çok olsun...elif

    YanıtlayınSil