3 Ağustos 2013 Cumartesi

Hem Karıştır, Hem de Uyar...






"Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ATATÜRK


Dünyayı karıştırmakla baş mükellef... kendi vatandaşlarını uyarmış:


"ABD'den uyarı: Buralara gitmeyin!
ABD, terör tehdidi nedeniyle dünya genelinde seyahat uyarısında bulundu"

Anladık; sizinkiler gitmesinler.. 

İyi de... "buralar"dakiler ne yapsın?!


"Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD vatandaşları, özellikle Ortadoğu ile Kuzey Afrika'daki ülkelerde olası terör saldırıları konusunda uyarıldı." 02 Ağustos 2013, Milliyet

Niye uyarmış olabilir "efendi" derseniz, 

Son bir haftada bölgede "neler olmuş"la ilgili basında çıkan birkaç habere hemen bir bakalım izninizle:


"Irak'ta Kanlı Temmuz

Irak, kanlı bir Temmuz'u geride bıraktı. Ülkede son bir aydaki saldırılarda toplam 989 kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı. Şiddet olayları, saldırı ve suikast olaylarından dolayı ülke 2008’den bu yana en kanlı ayını geçirdi. Ülkenin, son beş yılın en büyük can kaybını yaşadığı belirlendi." 02 Ağustos 2013


"Ortadoğu'da yine saldırı
Afganistan'da operasyondan dönen askeri konvoya Taliban üyelerince düzenlenen saldırıda 100'e yakın kişinin öldüğü bildirildi." 02 Ağustos 2013, Hürriyet


"Irak'ın Selahattin iline bağlı Tuzhurmatu İlçesi sahur saatlerinde kana bulandı. İlçenin Askeri bölgesindeki Seyit Mehdi camisinde meydana gelen patlamada 4 kişi öldü, 3'ü çocuk 6 kişi yaralandı. DHA" 31 Temmuz 2013, Akşam

"Irak'ın batısındaki Felluce şehrinde Irak ordusuna bağlı güvenlik güçlerini hedef alan saldırıda, 1 asker öldü, 1 asker yaralandı." 30 Temmuz 2013, Habertürk


Ve bir "uyarı" da  bölgemizin bir  ülkesinin liderinden geldi.  

Bu haberi  dün gazetelerden endişe ile okuduk:

"Ahmedinejad, "Türkiye tehlikededir. Irak, Ürdün, Suudi Arabistan, Körfez ve Kuzey Afrika ülkeleri tehlikededir. Emperyalistlerin tüm bu ülkeler için planları var" dedi.

Bölge devletlerinden Batılılara güvenmemelerini isteyen Ahmedinejad, bu güçlerin vefasız olduğunu bölge ülkelerini kullandıktan sonra kullanılmış bir mendil gibi kenara atacaklarını ifade etti. (DHA)" 02 Ağustos 2013, Hürriyet

Görünen o ki..

*Irak ne yazık ki mezhepsel bir iç savaşın içine çekilmiş... Ve nihayet Arap, Sünni, Şii, Kürt birbirini boğazlıyor... Buna mukabil, birbirinin kanını içenler "Elhamdüllilah müslüman"lar!!!

Suriye, Mısır ve bölge.. hızla aynı çatışmanın eşiğine gelmek üzere... "Elhamdülillah müslüman"lar onlar da vesselam.


"Ve Allah'ın izni olmaksızın, bir kimsenin (bir nefsin) mü'min olması (mümkün) olamaz. Ve (Allah), akıl etmeyen kimselerin üzerine ceza (azap) verir." Yûnus Sûresi, 100. Ayet.


Ve bu acıyla kaygı dolu ortamda...

Mübarek Kadir Gecemiz, ülkemize ve İslam dünyasına cümleten hayırlar getirsin inşaallah...

ÂMİN!

Bu gece, inanıyorum ki bütün mü'min kardeşlerimiz her şeyi bir kenara bırakıp, bireysel olmayan toplumsal aclarımız için öncelikli olarak yürekten el açıp, YÜCE ALLAH'a dua edecekler'dir.

Bu kutsal beklentiyi Yüce Allah'tan diliyorum...

Bu dualarımı Kabul eyle Allah'ım...

ÂMİN!


Sevgi ve saygılarımla!

Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 yorum:

  1. Merhabalar Tülay Kardeşim.

    Bu aralar hem blog yazma, hem de blog ziyaretlerimi aksattığımın farkındayım.

    Din, insana kainatın varlık kaynağı Vacibül-vücud'a, yani en yüce hayır olan Cenab-ı Hakk'a bağlanmayı ve sonra işlerini en iyi ve güzel şekilde nasıl yöneteceğini öğretir.

    Bu öğretiden nasibini almayan ülkelerle de (bu gruba ülkemiz de dahildir.) işte böyle kedinin fare ile oynadığı gibi oynanır.

    Müslümanların ilerleyebilmeleri ve sorunlarını çözebilmeleri için bu geleneksel din anlayışından kurtulmaları gerekir. Bu ise, ancak Kur'an'a dönüp onu çağa hem uygun, hem de yön verecek bir şekilde yorumlayarak yeni bir din anlayışı getirmekle mümkün olabilir.

    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

    YanıtlayınSil
  2. Ne güzelmiş o eski bayramlar

    Şehrin hamamları sabaha kadar açık olurmuş; bir de şekercileri. Temizlik, bayrama tertemiz ve kokulanmış olarak girmek bayramın ilk şartı ise şeker sözlerle, şeker sofralarla, şeker tadında ruhlarla tatlı yiyip tatlı konuşma da ikinci şartı imiş.

    Iyd-ı Fıtır (Fitre/iftar bayramı) ismiyle müsemma fitreler verilir, bir ay imsak edildi diye sevinç içinde iftar edilirmiş. Sevgilinin fermanına, dertlinin dermanına koşulur, borçlunun borcu, suçlunun suçu bağışlanırmış. Ayak takımından eşrafa, zenginden dilenciye en mütevazı çatılardan kaşanelere kadar ihtiyar genç, kadın erkek herkes bir bayram ruhuyla harman olur, bayramı ağız tadı diye sofralara koyup lezzet bulurmuş. En gariban insanın bile bayramlık bir urbası bulunur, bu urbayı bayramın ruhu gibi giyinir ve artık zamanın bayram olduğu bilinciyle oturur, yürür, konuşur, yaşarmış. Mehmet Akif diliyle “Pür handedir âfâk, cihan başka cihandır / Bayram ne kadar hoş, ne şetaretli zamandır”.

    Ne güzelmiş o eski bayramlar!..

    Şehrin hamamları sabaha kadar açık olurmuş; bir de şekercileri. Temizlik, bayrama tertemiz ve kokulanmış olarak girmek bayramın ilk şartı ise şeker sözlerle, şeker sofralarla, şeker tadında ruhlarla tatlı yiyip tatlı konuşma da ikinci şartı imiş. Bayram, bir namaz ile başlarmış, şimdiki gibi. Minarelerden yükselen lahuti sedaların ardından, abdest nuru ile parlayan yüzlerin sokakları bir şafak aydınlığı gibi doldurduğu rahmani bir namazmış o. Başların kulluk için eğildiği, alınların kulluk için yere değdiği bir namaz. Kalpleri coşturan tekbir ve tehliller ile pırıl pırıl yüzlerin biriktiği bir namaz… Şimdiki gibi…

    Ne güzelmiş o eski bayramlar!..

    Bayram namazından sonra kabristana gidilip önce atalar ve dedelerin ruhlarıyla bayramlaşılır, belki derinden derine Yasinler ve Fatihalar ile zaman aşılır, selvilerin hazin hışırtıları altında titreşen yanık sadalar ile evlere ulaşılırmış. Evde bir telaş, bir telaş… Ailenin en kıdemli evinde kahvaltı yapılacak ve ailenin bütün fertleri burada birbiriyle buluşacak. Küskünler barışmaya, çocuklar bahşiş kapıp yarışmaya gelmişlerdir mutlaka. Az sonra bekçi baba ve tulumbacı takımına mendiller sunulacak, amir-memur ziyaretleri için uygun hediyyeler bulunacak. Şimdi olmadığı gibi…

    Ne güzelmiş o eski bayramlar!..

    Önce şeker ikram edilirmiş, ardından kahve… Ama kahve mutlaka sade olacaktır. Güler yüz ile herkesin gönlü yapılacak, elbette ayak da yorgana göre uzatılacaktır. Hatırlı bir ziyaretçi geldiyse -aman ha- diğerlerini küstürmeyeceksiniz, zor da olsa mihman mihman üstüne ağırlamayı bileceksiniz. Çekinmeyin, teşrifat kaideleri zaten birinci derecede kıymetli misafirleri ilk gün, diğerlerini kıymetlerine göre ikinci veya son gün ziyarete imkan tanımaktadır. Birinci gün gelenlerle sarmaş dolaş olmayı, ikinci gün gelenlere ayağa kalkıp bir adım geride durmayı ihmal etmeyiniz. Üçüncü gün gelenlerin de hediyesi nispetinde kıymeti vardır demeyin sakın, onlar hakiki bayram çiçekleridir, belki Nedim’den bir beyit ile gönüllerini almanız gerekebilir: “Pek umar teşrîf-i ıydın ah ikinci gün Nedim / Gündüzün olmazsa akşam olsa da mani değil (Nedim bayram ziyareti için ikinci günde teşrif etmeni ne kadar umar, ah bir bilsen; hatta gündüzünde olmazsa akşamında olsa da razıdır)”.

    Ramazan-ı şerif günleri gidiyor, şevval-i mübarek ile bayram geliyor. Sahi ne güzelmiş o eski bayramlar!... Allah bayramı ümmet-i Muhammed’e, bütün İslam ülkelerine uğurlu, kademli eylesin.

    Berceste

    El vereydi nimet-i vaslın eğer bayramda

    Gam yemezdi sâim-i hicranın ol eyyâma dek

    (Şeyhülislam Yahya)

    Ey sevgili! Senin ayrılık orucunu tutan âşıkın, eğer vuslat nimetine bayramda ulaşacağını bilseydi o güne kadar gam yiyerek orucunu bozmazdı.

    Selam ve dua ile hayırlı bayramlar......

    YanıtlayınSil