21 Ağustos 2013 Çarşamba

"Sizden Talep Ediyorum. Lütfen!"




İçinde yaşadığımız bin bir güzelliğe ev sahipliği yapan mavi dünya'mızla ilgili ve bizi çok yakından ilgilendiren sorunları dile getiren küçük bir kızın, kocaman kocaman etiketlere sahip ilgili kişilere hitaben yaptığı  muhteşem  konuşmasını buradan paylaşmak istedim.

İşte o konuşma:


Geleceğini kaybetmek, seçimi kaybetmek gibi bir şey değil... ya da hisse senedinde birkaç puan.

Artık güneşe çıkmaya korkuyorum, çünkü ozon tabakamızda delikler var. 

Soluk almaya korkuyorum, çünkü içinde hangi kimyasallar var, bilmiyorum.

Balık tutmaya giderdim babamla, Vancouver'da evimde.

Ta ki, birkaç yıl evvel kanserli bir balık bulana dek.

Ve şimdi hayvan ve bitki türlerinin soyunun tüketildiğini duyuyoruz gün be gün... sonsuza dek yok olarak.

Şu hayatımda büyük vahşi hayvan sürülerini görmeyi hayal ediyorum... vahşi ormanları ve yağmur ormanlarını, kuşlarla ve kelebeklerle dolu olan.

Ama şimdi merak ediyorum çocuklarımın bile görmesi mümkün mü diye. 

Benim yaşımdayken böyle şeyler için endişelendiniz mi?

Bunların tümü gözlerimizin önünde oluyor, yine de... istediğimiz kadar zamanımız var ve tüm çözümlerimiz varmış gibi davranıyoruz.

Ben yalnızca bir çocuğum, tüm çözümlere sahip değilim.

Ancak farkına varmanızı isterim ki, siz de sahip değilsiniz.

Ozon tabakamızdaki deliği nasıl onaracağınızı bilmiyorsunuz.

Akarsudaki somon balığını nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.

Soyları tükenen hayvanları nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.

Ve şimdi çöl olan yerdeki ormanı geri getiremezsiniz.

Eğer nasıl düzelteceğinizi bilmiyorsanız, lütfen bozmayı bırakın.

Sizler burada, hükümetlerinizin temsilcileri olabilirsiniz... işadamı, organizatör, muhabir ya da politikacı da olabilirsiniz.

Ama aslında, sizler, anne, baba, kardeş, abi, hala ve amcasınız.

Ve hepiniz, birilerinin evladısınız.

Ben yalnızca bir çocuğum, yine de 5 milyarlık bir ailenin fertleri olduğumuzu bilyorum.

Aslında, 30 milyon tür. 

Sınırlar ve hükümetler bunu asla değiştiremeyecek. 

Ben yalınıza bir çocuğum, yine de hepimizin aynı teknede olduğunu biliyorum.

Ve tek bir amaca giden, tek bir dünya olarak davranmamız gerektiğini.

Öfkem, kör olmadığım için.

Ve endişem, nasıl hissettiğimi dünyaya anlatmaya korkmuyor olmam.

Ülkemde çok fazla israf var

Satın alıyoruz ve atıyoruz. Satın al ve at

Yine de kuzeydeki ülkeler yoksulluğunu paylaşmıyor. 

Yeterince fazlasına sahip olsak bile, paylaşmaktan korkuyoruz.

Varlığımızın birazı gidecek diye ödümüz kopuyor. 

Kanada'da bizler ayrıcalıklı bir hayat yaşıyoruz, bol gıda, su ve barınak.

Saatlerimiz, bisikletlerimiz, bilgisayarlarımız ve televizyon setlerimiz var.

Liste iki günde saymakla bitmez.

İki gün önce, şurada, Brezilya'da... sokakta yaşayan çocuklarla vakit geçirirken, çırpılmışa döndük. 

Bu, bir çocuğun bize anlattığı.

"Keşke zengin olsaydım. O zaman, tüm sokak çocuklarına... yiyecek, giyecek, ilaç, barınak, sevgi ve yakınlık verirdim."

Hiçbir şeyi olmayan bir sokak çocuğu bile paylaşmaya razıysa... neden her şeyi olan bizler, hâlâ bu kadar açgözlüyüz?

Düşünmeden edemiyorum, bu çocuklar da benimle aynı yaşta.

Ve doğduğumuz yer yüzünden, aramızda muazzam bir fark var. 

Ben de, Rio Favalas'da yaşayan o çocuklardan biri olabilirdim.

Ben de Afrika'da açlıktan ölen bir çocuk olabilirdim. 

Ya da Orta Doğu'da bir savaş kurbanı

Veya Hindistan'da bir dilenci.

Ben yalnızca bir çocuğum ve biliyorum sorunsa harcanan onca para... çevresel cevaplar bulmak için... yoksulluğun bitmesi ve anlaşma yolları bulmak için... harcansa, dünyanın nasıl bir yer olabileceğini.

Okulda, hatta anaokulunda... bize dünyada terbiyeli olmayı öğretiyorsunuz. 

Bize işlerin yürümesi için, diğerleriyle didişmememizi söylüyorsunuz.

Diğerlerine saygı göstermeyi. Kendi pisliğimizi temizlemeyi.

Diğer yaratıkları incitmememizi. Paylaşmamızı, açgözlü olmamayı.

Madem, neden yapmamamızı söylediklerinizi... kendiniz yapıyorsunuz?

Neden bu konferanslara geldiğinizi unutmayın.

Bunu yapmak için,

Biz, sizlerin çocuğuyuz.

Nasıl bir dünyada yetiştiğimize siz karar veriyorsunuz.

Ebeveynler, şöyle diyerek çocuklarını rahat ettirebilir:

"Her şey çok güzel olacak."

"Bu dünyanın sonu değil."

Ve, "Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz."

Ama artık söyleyebileceğinizi sanmıyorum.

Sizin öncelikler listeniz de bile var mıyız?

Babam her zaman der ki, 

"Sen yaptığın şeysin, söylediğin değil." 

Sizin yaptıklarınız beni geceleri ağlatıyor.

Siz yetişkinler, bizi sevdiğinizi söylüyorsunuz.

Ancak, sizden talep ediyorum. Lütfen"

Hareketleriniz, sözlerinizi yansıtsın.

Teşekkür ederim.



Sevgi ve saygılarımla!

Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 yorum:

  1. Merhabalar.

    Bu duyarlı küçük kızımız gibi aynı duyarlılığı bizler de dile getirmedik mi? Kimin umurunda... Onlar sadece paralarını ve kendilerini düşünürler. İsterse bu dünya batsın. Bu dünyayı batırdıktan sonra nasıl olsa yaşayabilecekleri bir kırmızı gezegen buldular. Onlar oraya yerleşeceklermiş.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil