19 Nisan 2014 Cumartesi

Aradaki Fark; 500 Işık Yılı




"Sevgi insanları birleştirir, nefret ise uzaklaştırır, İnsanlar için geçerli olan bu kural, tüm varlıklar için de geçerlidir." Böylelikle  sevgi ve nefret gibi iki psikolojik etken felsefi kavram olarak karşımıza çıkıyor.


Müdahale edersen doğa intikamını alır... Bu teşhisin doğru olduğu aşikar. Zira yaşadığımız afetlerin çoğu,  insanların doğaya çılgınca müdahalesinden kaynaklanıyor. Bir düzen'in neticesinde var olduğumuzu unutarak her şeye müdahil olmak sanki en doğal "hakkımız" gibi kabul ediliyor. Zira İnsan nedir? sorusunun yanıtını arayan felsefecilerin verdiği bir cevapla düşüncemi pekiştirmek istiyorum:

"İnsan, kendi kendini sorun yapmaktan vazgeçmeyen varlıktır." Ord. Prof. Ernst pon Aster

Demek ki insan kendini sorun yapmakla kalmıyor, bir de sorunun ta kendisi olarak doğaya ve de doğanın özüne aykırı yapaylık yaparak hem kendine, hem doğasına, hem de çevresine böylelikle zarar vermiş oluyor.

Sözü buradan başlatarak somut örneklerle demek istediğimiz noktaya getirelim:

Lise çağındaki çocuklara "Kız öğrencinin yanına niye oturdun dayağı" atılıyor. Dahası
‘Siz orada ne yaptınız’, ‘Siz niye yan yana oturuyorsunuz’ gibi insanın zihnini ve ruhunu  tarumar edecek anlamsız ve de cehaletin dibini gösteren gerekçelerle, çocukların ruhuna ayrıştırıcı, kinlendirici düşünceleri yerleştirme gayretleri aleni ifşa ediliyor...

Yetmiyor...

Bir başka cehalete örnek daha televizyon ekranlarından insanlara aktarılıyor:

"Jiletle traş haramdır"


Bu kadara kadar insanı ortaçağ'ın ötesine götürecek bir yaşam tarzını sözde "İslam"ın emirleri gibi gösterip, aslında İslam'la "alay" edilmesini sağlayanlara yuh olsun...

O sebeple... bu tür müdahalelerin neticesinde kapalı toplumlar ortaya çıkıyor! Yani burada da doğa intikamını alıyor!!! Bunu ortaya saçılan haberlerle örneklemek mümkün:




Öte yandan...


Biz, bu tür işlerle uğraşırken kadın, erkek yan yana oturur mu, oturmaz mı, günah mı, değil mi diye  tartışa duralım...

El alem Allah'ın verdiği aklı kullanarak bırakın dünyayı, uzayın derinliklerini keşfediyorlar...

"Dünya’ya en çok benzeyen gezegen keşfedildi

Bilim dünyasında çığır açan bir keşif yapıldı. Gökbilimciler, ilk kez Dünya ile aynı boyutlarda ve bilinen yaşama uygun nitelikte bir gezegen gözlemlendiğini duyurdu.

NASA’nın ‘gezegen avcısı’ uzay teleskopu Kepler, 500 ışık yılı mesafedeki (1 ışık yılı = 10 trilyon km) gezegenin, kendi yıldızına olan uzaklığı sebebiyle ‘yaşanabilir bölge’ içerisinde bulunduğunu tespit etti. Bu da yüzeyinin ne çok fazla sıcak ne de soğuk olduğu anlamına geliyor. Üzerinde deniz ve okyanuslar yer aldığı düşünülen gezegene ‘Kepler-186f’ adı verildi." 18 Nisan 2014

Demem o ki.. 

Elin Hıristiyanı Dünya'dan 500 ışık yılı uzaklıkta yeni bir gezegen keşfederken, bizim sözde "Müslümanlar" bir kızla bir erkeğin yan yana oturmasının "günah olduğunu", sakalın jiletle kesilmesinin "caiz olmadığı"nı keşfetmekle meşguller...

Kısaca... Akıldan yola çıkarak bilimle uğraşan ülkelerle, akıl ve bilimden uzaklaşan ülkeler arasında ki fark, "500 ışık yılı" imiş... 

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme