7 Mayıs 2015 Perşembe

Darağacı'nda "Üç Fidan"...







Bizim Deniz

En uzun koşuysa elbet
Türkiye’de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez luverin namlusundan fırlayarak...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun...

Can YÜCEL




Evet, 6 Mayıs 1972... 

Bundan tam 43 yıl önce darağacında asıldılar...

"Biz Mustafa Kemal Gençliği olarak, Türkiye'nin istiklâlinin zedelendiğini, elden gittiğini görüyorduk. Onun için atılması gereken devrimci adımın  "İstiklâli tam Türkiye" için olacağına, gerçekleştirilmesi gereken ilk amacın "Tam bağımsız Türkiye" olduğuna inanıyorduk" diyen Deniz Gezmiş ve arkadaşları...

Haklarında yazılanları okuduğumda neredeyse hıçkırarak ağladığım Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan...

Bu gencecik evlatlar hayatlarının baharında can verdiler...



İnfaz anında söyledikleri  en can alıcı sözlerini, HALİT ÇELENK'in kaleminden izninizle paylaşmak isterim:

"İnfaz savcısının işareti üzerine, masanın üzerinde duran bir kağıt paket açılıyor. Paketten çıkan, patiskadan yapılmış, dar, kolsuz ve ayak topuklarına kadar uzanan beyaz bir ölüm gömleği, başından geçirilerek Denize giydiriliyor. Arkadan bağlı kolları ölüm gömleğinin içinde kalıyor.


Deniz, ayağındaki bağları çözük postallarını bize göstererek, görevliye sesleniyor.

- Postallarımın bağlarını bile bağlamaya vakit bırakmadan beni apar-topar buraya getirdiler. Postallar bu hali ile sehpada ayağımdan düşecek. Düşmelerini istemiyorum. Onları bağla da düşmesinler.

Görevli postallarını bağlıyor.

Ayağa kalkıyor. İdam sehpasına doğru yürürken bize dönerek:

- Allahaısmarladık. Cezaevindeki bütün devrimcilere selâm. Onları benim için tek tek öpün, diyor. ve metin adımlarla avluya doğru yürüyor.

Sehpanın önüne geliyor. Sehpanın altında normal yükseklikte bir masa ve üstünde bir tabure var. Elleri arkasında bağlı, topuklarına kadar inen ve ayaklarına hareket olanağı vermeyen dar gömlek giydirilmiş bir insanın kendi başına masanın üzerine çıkması olanaksız. Gardiyanların yardımı ile masanın üzerine çıkyor. Masanın üzerinde bulunan tabureye kendi kendine çıkarak, tepesinde duran ilmiği başına geçirmek istiyor...


Deniz, gecenin derinliklerine dalga dalga yayılan gür sesiyle, şunları söylüyor:

"Yaşasın tam bağımsız Türkiye,

Kahrolsun Emperyalizm
...

Deniz, ayağının altındaki tabureyi tekmelemek isterken, cellât arkadan tabureye vuruyor. Tabure yere düşüyor..." Avukat Halit ÇELENK, İdam Gecesi Anıları, sf: 83-84



"Hüseyin İnan bulunduğu odadan getiriliyor. Aynı sandalyeye oturtuluyor. Sigara içer misin, diye soruyoruz Hüseyin'e:

- İçmeyeyim, diyor. Sonra da ayağındaki lastik spor ayakkabıları bize göstererek ve gülerek:

- Babam yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görünce, oğlumun doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye üzülecek. Ayakkabımı bile giyemeden beni apar-topar buraya getirdiler. Babama söyleyin, ayakkabım yoktur diye üzülemsin. Ayakkabılarım cezaevinde kaldı. Onlara hediyem olsun, diyor.

Beyaz ölü gömleğini İnan'a giydiriyorlar. İnan avluya doğru yürüyor. Gülerek bize dönüyor:

- Hadi eyvallah, Şakibe ablaya selam, diyor.

Sehpanın önüne geliyor. Masanın üzerine çıkıyor ve duruyor.

-Taburaye çık! diye bağırıyor...

İnan..

- Sabırlı ol, çıkacağım, diyor.

Tabureye çıkmadan, masanın üzerinde yürekli ve yüksek sesle son sözlerini söylüyor:

"Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm."

Sözlerini bitirdikten sonra tabureye çıkıyor. İlmiği boynuna takıyorlar. İnan tabureye bir tekme sallıyor. Düşemiyor. Bir tekme daha vuruyor ve deviriyor tabureyi. İnfazı kendi kendine yapıyor." Avukat Halit ÇELENK İdam Gecesi Anıları, sf: 91-92

Ve son sözler...

"Yaşasın tam bağımsız Türkiye"...




6 Mayıs 2015...

Deniz, Hüseyin, Yusuf...

Sizi unutmak mı?

Aşk olsun...


Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S

2 yorum:

  1. Ölüler unutulunca ölürler. Onlar hiçbir zaman unutulmayacak ve kalplerimizde aynı gençlikleriyle kalacaklar. Aynı yılları yaşayanlar ve şimdi hırslarıyla bir yerlere baş olmaya çalışanlar, üzerlerine atılan son topraktan sonra yok olup gidecekler.

    YanıtlayınSil
  2. Merhabalar.

    "Darağacı'nda "Üç Fidan"..." Başlıklı yazınızı okudum. Emperyalizme karşı savaş açmış ve bunun mücadelesini vermiş bu Üç Fidan'a Cenab-ı Hakk'tan rahmetiyle muamele eylemesini niyaz ederim.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil