29 Eylül 2015 Salı

Bardağı Taşırma...

Mustafa Kemal Atatürk Rize ziyaretinde Rize İskelesinde çoşkulu bir kalabalıkla karşılandı. (17 Eylül 1924)




" Rize'de Atatürk heykelinin 'meydan düzenlemesi' bahanesiyle kaldırılması, yerine ise çay bardağı konulması planlanıyor" 17 Eylül 2015

17-18 Eylül 1924 Atatürk'ün Rize'ye geliş tarihidir. Dolayısıyla, aynı tarihe denk gelen bu densizlik, gerçekten bardağı taşırır nitelikte

Zira Rizelilerin  Atatürk sevgisi tartışılmayacak kadar güçlü... 



"Bi tufeğum bi da ben..."

İstanbul’da savaş yılları. Birinci dünya savaşında galip gelen İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar İstanbul’u işgal etmiştir. Türk’ün ateşle imtihan edildiği bu zor dönemde ekmek karneyle dağıtılmaktadır. Ancak İstanbul’da biri vardır ki, milli mücadelecilere karnesiz ekmek sağlamaktadır. Bu kişi cesaretiyle Atatürk’ün dikkatini çekmeyi başaran Rizeli Mataracı Mehmet Efendi’dir. Atatürk, bir gün bu yürekli laz uşağını yanına çağırır. Bir süre muhabbet ettikten sonra can alıcı soruyu sorar: "Yarın cepheye gitsek, kaç kişiyle gelirsin?" Mataracı Mehmet Efendi, Rizeliye has keskin zekasını ve şivesini konuşturarak "Bi tufeğum, bi da ben senun emrundeyiz paşam" der.

"Tilkinin pazarda işi yoktur"

Kurtuluş savaşı yıllarında çetesiyle birlikte destanlaşan bir diğer isim de İpsiz Recep Reis’dir. Kuvay-i Milliye’ye asker ve silah taşımasıyla kahramanlaşan Recep Reis, Atatürk tarafından vatana olan hizmetlerinden dolayı ödüllendirilmek istenmiş, ancak vatan aşkı ağır bastığından parayı kabul etmemiştir. Grubuyla birlikte mücadelesini Sakarya dolaylarında sürdüren Rizeli Recep Reis, siyasete girmesini isteyenlere "Biz işimizi tamamladık efendiler. Savaşta dik duran başımızı siyasette eğmeyiz. Tilkinin pazarda işi yoktur" şeklinde cevap verir.




Atatürk 1923’de Rizeli oldu

Kurtuluş savaşı boyunca Anadolu’nun muhtelif bölgelerinde savaşan ve milli mücadelenin başarıya ulaşmasında katkıları olan Rizeliler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder M. Kemal Atatük’e hemşehrilik teklifinde bulunur. Atatürk, bu teklifi 20 Nisan 1923’te Rize Livası İdare Meclisi üyelerinden Hüseyin Bey ile arkadaşlarına gönderdiği bir yazıyla kabul ettiğini bildirir. 29 Nisan 1923 tarihli Hakimiyet-i Milliye Gazetesi ve Yenigün Mecmuasında haber olarak yer alan gelişme, genç Türkiye Cumhuriyeti’nde büyük yankı uyandırır.

Memleket sularında ıslandı

Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Rize’yi ziyareti, hemşeriliği kabulünden sonraki altıncı aya rastlar. 17-18 Eylül 1924 tarihinde Hamidiye zırhlısıyla Rize’ye gelen Atatürk, Rize halkı, vali Hurşit Bey, komutanlar ve heyetler tarafından karşılanır. Sahilde toplanan halk, Ata’ya ve eşi Latife hanıma büyük sevgi gösterisinde bulunur. Atatürk ve beraberindekileri Hamidiye zırhlısından alıp karaya ulaştırmaya çalışan motor denizin şiddetinden muvaffak olamayınca Müftü Mahallesinden 20 yaşındaki Hakkı Şentürk, dayanamaz ve öne atılır. Denize koşup Atatürk’ü sırtına alarak karaya çıkarmak ister. Atatürk, bu isteği “Bırakın ayaklarım memleketimin sularında ıslansın” diyerek geri çevirir. 

Sahilde Ata’yı görmek için toplanan Rizeliler, gemiden yapılan top atışına silahlarıyla karşılık vererek sevgi ve coşkularını dile getirir. Halılar serilen güzergah boyunca kurbanlar kesilir, aynı gün şehirde açılışlar gerçekleştirilir. Ardından Reisi Cumhur Mustafa Kemal Atatürk Hükümet Dairesini, Belediye’yi, Halk Fırkasını ve kumandanlık dairelerini temsil edenlerle görüşür 

Atatürk, istirahat için kurtuluş savaşı yıllarından tanıdığı Mataracı Mehmet Efendi’nin konağına çekilir. Mehmet Efendi, bu müstesna misafire Rusya’dan satın aldığı kalpağını hediye eder. Atatürk, İstanbul’a dönünce kalpakla çektirdiği fotoğrafı imzalayarak o günün anısına Mehmet Efendi’ye gönderir. Bu fotoğraf halen Rize’de Atatürk Müzesi’ne dönüştürülen Mataracı Mehmet Efendi’nin evinde sergilenmektedir. 


Mustafa Kemal Atatürk Rize Hükümet Konağından ayrılırken.

Rize’de hükümet konağını ve daireleri ziyaret eden Atatürk’e Rize Müftüsü Mehmet Hulusi Efendi ve Pazar Müftüleri bir dilekçe vererek medreselerin yeniden açılmasını isteyince Atatürk, “Medreseler kapanmıştır. Açılmayacaktır. Bize mektep lazımdır, mektepler açılacak, bu kanunu yapanlar sizden alim olanlardır. Artık bu milleti kendi haline bırakın, ulu nurunu mekteplerden alacaktır.” diyerek karşı çıkar. 


Atatürk, Rize ziyaretinde konuğu olduğu Mehmet Mataracı’nın kendisine hediye ettiği kalpakla bu fotoğrafı çektirmiş fotoğrafı imzalayarak o günün anısına Mehmet Efendi’ye gönderir. Bu fotoğraf halen Rize’de Atatürk Müzesi’ne dönüştürülen Mataracı Mehmet Efendi’nin evinde sergilenmektedir


Rizelilerin hemşehrisi M. Kemal Atatürk, Rize ile olan ilişkisini daha sonraki yıllarda da sürdürerek milli günler ve önemli hadiselerde kutlama mesajları gönderir. Çeşitli dönemlerde telgrafla haberleştiği isimler arasında Mektupçu Behçet Tuzcu, Halkevi Başkanı Oğuz Bey, Mataracı Mehmet Efendi ve Rize Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti yöneticilerinden Lazzade Mustafa Efendi yer alır." (rizepazar.com/ataturkun_rizeye_gelisinin_85_yildonumu-hbr00944.html)

Kurtuluş Savaşı kahramanlarımız, sayısız şehitlerimiz, isimsiz milli kahramanlarımız... İpsiz Recepler, Rizeli Mataracı Mehmet Efendiler... 

Onlar olmasaydı,  bu vatan kurtulur muydu?..


Rize Belediye Başkanı'na ithaf olunur...

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme