15 Şubat 2017 Çarşamba

"Zor Sorular"




"Diyanet İşleri Başkanlığı ile Kredi Yurtlar Genel Müdürlüğü yetkilileri geçen hafta Antalya’nın Alanya İlçesi’nde "KYK Manevi Rehberlik Semineri"düzenledi. Seminerde üniversite öğrencilerinin en çok sorduğu sorular raporlaştırıldı." 13 Şubat 2017, Habertürk

"Doğa hakkındaki bilgimizin azlığının, Tanrı hakkında daha da az şey bildiğimiz anlamına geldiği kanaatindeydi. Evrenin ihtişamı ve onun trilyonlarca -eğer sonsuz sayıda değilse- Dünya'nın evrimini yönlendiren nefis kanunlarının ancak bir zerresine vâkıf olmayı başardık. Yeni edindiğimiz azıcık bilginin verdiği vizyon, Dünya'yı yaratan Tanrı'yı ister istemez bölgesel kılmış, dar zaman hesapları içine almış, yanlış algılamalara yol açmış ve bizleri eskimiş görüşlerin ("Tevrat'ın Dünya'yı tepsi gibi düz, altı bin yıllık geçmişi olan bir yer olarak niteleyişine" T.G.) peşine düşürmüşe benziyor." Carl SAGAN, Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim sf:8

Dolayısıyla...

Üniversitelilerin en fazla sorduğu sorular,

- Kopya çekmek kul hakkı mıdır?

- Kendimizi manevi olarak eksik hissediyoruz, neler yapmalıyız?

- Şans oyunları, satranç, bilgisayar oyunları oynamanın hükmü nedir?

- Cinlerle irtibat kurulur mu?

- Büyü tutar mı?

- Kız-erkek arkadaşlığının sınırı nelerdir?

- İslam’da örtünme nasıl olmalıdır?

- Eğlence yerlerine giderek müzik dinlemekte dinen sakınca var mıdır?

- Sosyal medyadan gelen dini mesajı şu kadar kişiye göndermezsen... türü mesajların bir hükmü var mıdır?

- Üniversitelerde bazı dersler cuma namazı saatine denk geliyor, bu durumda ne yapmalıyız?

- Müslüman gencin üniversite hayatı nasıl olmalı?


Eyy gençler...

"Evreni anlamaya çalışmak tevazuya ihanet sayılır mı acaba? İnanıyorum ki evrenle karşı karşıya kaldığımızda tevazu en doğru yoldur ama hayranlıkla temaşa ettiğimiz evrenin yapısını öğrenmekten bizi alıkoyan bir tevazu olmamalı. Eğer o yapıyı öğrenmenin peşinde gidersek işte o zaman  sevgi gerçekle bilgilenebilir ve böylece sevgi cehalet ya da kendini aldatma temeline dayanmaktan kurtulur. Tanrı... hiçbir şey bilmeden ve anlamadan tapan kalın kafalı birini tercih eder mi? Yoksa taraftarlarının gerçek evrene bütün giriftliğiyle hayranlık duyanını mı tercih eder? Bence bilim, hiç olmazsa kısmen, bilgiye dayalı tapmadır... Evreni ve kendimizi keşfetme tutkusunu bastırarak bahşedilen bu armağanları takdir etmekten âciz duruma düşeriz... Dolayısıyla öğrenme müteşebbisliği bilimle uyum içindedir; dinle de uyum içinde olmalıdır ve bu insan türünün gelişip iyileşmesi için şarttır." Carl SAGAN, Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim, sf:29

Evet, geleceğimizin teminatı dolayısıyla da bilimsel çalışmalarıyla toplumumuzun gözbebeği olan genç beyinlerimiz!

Toplumumuzda her gün tecavüze uğrayan çocuklarımız, genç kızlarımız, şiddete maruz kalan kadınlarımız ortadayken,

Bilimde ve kitap okumada dünyanın geri kalmış ülkeleri arasında yer bulurken,

Ve

Bütün canlılarda ve her sağlıklı toplumda olduğu gibi kadın erkek ayrımcılığı üzerinden, bir hesap yapılmaması gerekliliği bilinirken, 

"Oku" emri ile başlayan kutsal kitabımızın inananları olarak,

 Neden Allah'ın bize verdiği beyni ve aklı, "dünyamızdaki yaşamın enfes dokusunu korumaya yönelik en büyük umudun, doğanın sırlarının bilimin önermeleri doğrultusunda çözümlenmesi gerektiğini içimize sindirmek olduğuna"  yönelik kullanmaktan imtina ederiz?

Dolayısıyla, bu sorularla ortaya çıkan görüntü,

Orta Çağ zihniyetiyle eşdeğer değil midir? 



Sevgi ve saygılarımla!


NOT:

"Ne Mutlu Türküm Diyene!" blog sahibi Sayın Mehmet Bilgehan MERKİ'nin okuyucularını ödüllendirmesi kapsamında şahsıma (tercihimi dikkate alarak) göndermiş oldukları, Emile ZOLA'nın Claude'un İtirafları adlı kitabı aldım. Bu nazik yaklaşımlarından dolayı kendilerine, huzurlarınızda bir kez daha teşekkürlerimi iletmekten, onur duyarım. Saygılarımla...






"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

4 yorum:

  1. Cok güzel bir yazı olmus.. Kırşehir de hem diyanetin hemde Kyk il Mudurlugunun personeliyim. Bizede de ogrencilerden bu tarz soruar soruldu bizde güzel bir degerlendirme yaptik..Yaziniz icin tesekkur ederiz

    YanıtlayınSil
  2. Yazınız bu hafta paylaştığım "Pisa Sınav Sonuçlarının Değerlendirilmesi" yazısı ile ana fikirde paralellik gösteriyor. Sebep-sonuç ilişkisi gibi.

    YanıtlayınSil
  3. Aslında Carl SAGAN,ın söylemleri bunun için yeterli..Öğrencilerin özellikle de dini yöndeki bu soruları,aslında toplumsal olarak bir karmaşıklığın içinde olduğumuzun da bir kanıtıdır..Toplum bilimden kopmuş ve dogmatik unsurlara doğru kaymışsa,doğal olarak özellikle de genç nesillerde bilimle alakası olmayan dini/din dışı retüeller/fenomenler de bu şekilde ön plana çıkabilmektedir..Yani buradan şunu anlıyoruz..Toplum henüz dogmatik unsurlardan kendini kurtarabilmiş değildir..Dolayısıyla genç nesilde bunun etkisi altında,doğruları bilimle alakası olmayan din /din dışı retüellere doğru kayarak bulmaya çalışmaktadır..Toplumun aile yapısı bozuksa,bireylerin bilime yönelmesi de o kadar zor olur..Elinize sağlık Tülay hocam..

    YanıtlayınSil
  4. Merhabalar.
    Sorulan soruların, orta çağ zihniyetiyle eşdeğer olduğu görüşünüze katılmakla birlikte bu soruları çıkaran üniversite gençliğine de acıdım doğrusu. Cenab-ı Hakk'ın bize verdiği beyni ve aklı kullanmaktan aciziz. Çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil