1 Kasım 1922 Saltanatın Kaldırılması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Kasım 1922 Saltanatın Kaldırılması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2017 Cuma

"Kan Bağı"ndan, Yurttaşlık Temelli Yönetime Geçiş




"İtilaf Devletleri, 28 Ekim 1922 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'ni, İsviçre'nin Lozan kentinde toplanacak Barış Konferansı'na çağırdılar. Bu konferansa, aynı zamanda Osmanlı Hükümeti'ni de çağırdılar. İtilaf Devletleri, böyle bir çağrıda bulunmakla, Osmanlı Hükümeti'ni tanımayı sürdürdüklerini, anlatmak istiyordu."  Baki KURTULUŞ, Tarihsel Olaylarla SÖYLEV "NUTUK" sf: 229

Dolayısıyla...

İngilizlerin Lozan'a İstanbul saltanatını da davet etmesi üzerine hızla alınan bir kararla, 1 Kasım 1922'de SALTANAT KALDIRILMIŞTIR.  

Ancak hilafet yanlısı gelenekçi vekiller saltanatın kaldırılmasını istemiyorlardı. Bu nedenle aralarında "Atatürk'ün de bulunduğu seksen milletvekili imzalı bir önerge"yi meclis başkanlığına verdi.

"Başkanlığa, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkıldığını, yeni bir Türkiye Devleti'nin doğduğunu, Anayasa gereğince egemenlik haklarının ulusta olduğunu" belirten bu önergeye karşı olan iki kişi göründü. Bunlardan birisi Mersin milletvekili Salahâddin Bey, öbürü de, daha sonraları Atatürk'e suikast girişiminde bulunarak İzmir'de asılan Ziya Hurşit'ti." sf: 230


Hal böyleyken görüşmeler özetlenecek olursa;

"Hilafet saltanatsız olabilir miymiş, olamaz mıymış, saltanatı kaldırmak hilafet açısından caiz miymiş, değil miymiş..." 2 saat geçmesine rağmen daha önerileri incelemeye başlamamışlardı bile.

Ve...

"konuşmaları, bulunduğu köşeden izleyen Atatürk, "Bu biçim görüşmelerin, istenilen sonuca varmasını beklemenin boşuna" olduğunu anlar.

Karma komisyon başkanından söz alır. Önündeki sıranın üzerine çıkar. Kesin ve yüksek bir sesle, şunları söyler:" sf: 234

"Egemenlik ve saltanat, hiç kimse tarafından, hiç kimseye bilim gereğidir diye, görüşmeyle, tartışmayla verilemez. Egemenlik, güçle, erkle ve zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk Ulusu'nun egemenliğine el koymuşlardı.  Bu yolsuzluklarını altı yüzyıldan beri sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk Ulusu bu saldırganlara, artık yeter diyerek ve bunlara karşı ayaklanarak egemenliğini kendi eline almış bulunuyor. Bu bir oldubittidir. Sözkonusu olan ulusal egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız sorunu değildir.Sorun, olmuş bitmiş bir gerçeği yasa ile saptamaktan başka bir şey değildir. Bu, kesinlikle yapılacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes sorunu doğal bulursa, sanırım ki uygun olur. Yoksa yine gerçek, yöntemine göre saptanacaktır; ama, belki birtakım kafalar kesilecektir." sf: 234

Dolayısıyla saltanat artık kaldırılmıştır. Bu tarihi kararla hezimete uğrayan İngilizler Lozan'da Türkleri yok edeceklerinin hesabını yaparken, karşılarında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni buldular.

"Türk devriminin bu önemli gelişmesi karşısında, İstanbul'daki Osmanlı Hükümeti de dağılmış, böylece İstanbul içinde de Ulusal Hükümet yönetimi egemen olmuştur. (4 KASIM 1922)" sf: 235


Diyeceğim...

Saltanatın kaldırılmasıyla "kan bağı"na dayalı yönetim biçiminden, millet egemenliğine bağlı, yurttaşlık temelli yönetim biçimine geçtiğimizin   95. yıldönümü Yüce Türk milletine kutlu olsun...



Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 Kasım 2012 Perşembe

Saltanat



Bugün 1 Kasım...


Bundan tam 90 yıl önce saltanat kaldırıldı.



Mustafa Kemal Paşa, saltanatın kaldırılması müzakerelerinde şunları söyler:


"Efendiler! İçinde bulunduğumuz şartlara rağmen safsatayla, münakaşayla, nazariyatla vakit geçirdiğimizi görüyorum. Hakimiyet ve saltanat hiç kimseye ilim icabıdır diye münakaşa ile mügalata ile verilmez. Hakimiyet ve saltanat kuvvetle, kudretle, zorla alınır.Türk milleti de hakimiyet ve saltanatı bil fiil isyan ederek kendi eline almıştır.Bu olmuş bitmiş bir durumdur.Mesele, 'hakimiyet ve saltanatı bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız' Meselesi değildir.Mesele bu zaten olmuş bitmiş durumu ifade etmekdir.Bu herhalde ve mutlaka olacaktır. Burada toplananlar meclis ve herkes,meseleyi bu şekilde görürlerse fikrimce uygun olur. Aksi takdirde yine hakikat ifade olunucaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir." Nutuk



"Saltanatın Kaldırılması veya Padişahlığın Kaldırılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Kasım 1922'de kabul ettiği "Osmanlı İmparatorluğunun münkariz (çökmesi) olduğuna dair" 308 numaralı kararname ile gerçekleşmiştir."

Meclis kararıyla 1 ve 2 Kasım günleri millî bayram ilan edildi.

Saltanatın kaldırılmasının bir yıl sonrasında Cumhuriyet ilan edildi.

Cumhuriyet, halk yönetimidir... Ve halkın her alanda hayatın ortağı olmasıdır...

Öte yandan...

Saltanat sahiplerinin ayrıcalıklı yaşam sürmesi beraberindeki ezilen halk'a hükmetmesidir.


Cumhuriyetin önemine  vurgu yapan Fransız yazar Emile ZOLA'nın "Gerçek" adlı eserinden dikkat çekici bir alıntıyı izninizle buradan paylaşmak isterim:


"Bir zaman iki Fransa vardı. Ayrı ülkenin insanlarıymış gibi ayrı eğitimler uygulanıyor, bu yüzden de aynı ülkenin çocukları birbirlerini yiyor, birbirleriyle didişiyorlardı. Köy çocukları yalnızca ilköğrenimden yararlanabiliyordu, bütün bildikleri biraz okuma, yazma, biraz hesaptı. Kısaca, görebilecekleri kadar bir eğitim veriliyordu onlara.

Ama öte yandan burjuvazi, paranın ve iktidarın sahibi mutlu azınlık ortaöğretim ve yüksek öğretimin bütün imkanlarından bol bol yararlanıyordu. Bilginin ve iktidarın bütün ürünleri onlara sunulmuştu. Korkunç bir toplumsal eşitsizlik saltanat sürüyordu.

Yoksullar, dar gelirliler bilgisizliğin karanlık odalarına kapatılmışlardı. Öğrenmek, dünyayı tanımak, bilgin olmak, güçlü efendi olmak, yönetmek yasaklanmıştı onlara. Bazen tek bir kişi bu karanlık odadan kurtulup tırmana tırmana mutlu azınlıkların bulunduğu yere varabiliyordu.

Burjuvazi, hemen bu ender örneği genelleştirerek, "eşitlik var, herkese fırsat eşitliği veriyoruz, yetenekleri olan yükselebiliyor" diye yaygarayı basıyordu. Ve böylece yığınlar, ülkenin çocukları eğitimden yoksun bırakılıyordu.


Burjuvazi, halk çocuklarının gerçeği ve sosyal adaleti öğrenmesinden korkuyordu, halk çocukları eğitilirse, burjuvazi ülkenin zenginliklerini dilediği gibi çalıp çırpamayacak ve yığınlar, burjuvazinin canavarca hazırlıklarını süpürüp atarak, emeğin alın teriyle, dayanışma ve barış içinde kendisini, kurtaracaktı." Emile Zola, Gerçek, cilt:2 sf:392/393



Padişahlığı kaldırarak Cumhuriyet'i ilan eden...

Modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Büyük Atamıza sonsuz mimmet ve şükran borçluyuz...


Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)