Jeanne D'Arac etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jeanne D'Arac etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2015 Perşembe

Vıcık Vıcık Ünlü Olmak













23 Temmuz 1995 yılında, iki kızıyla bilikte bir annenin Kumkapı'da alkollü bir lokantada eğlenirken bir grup kendini bilmezlerin tacizine uğrarlar. Kızlardan birisi lokantanın mutfağına girerek bulduğu bir bıçakla saldırganlardan bir tanesini orada öldürür... Derken olay bizim şahane  basının 3. sınıf haberleriyle adını duyuran  gazete, televizyon muhabirleri ve meşhur olmaya çalışan basit kadınların cinayet, arabesk tadında gelişen olaylar silsilesidir hafızalarda kalan meşhur "Kumkapı cinayeti" olayı.

Olayın baş kahramanı, Zeynep ULUDAĞ neredeyse kadınların Jeanne D'Arc'ı gibi gösterilmeye çalışılması da  ayrıca başlı başına bir olaydır...



Neyse...

 Z. Uludağ kısa bir süre hapis yattıktan sonra çıkar... Zira artık meşhur olmuştur, sahnelerde şarkı söyler, filmlerde oynar Z. ULUDAĞ.

Diğer taraftan öldürülen adamın karısı olan Gülten KIZILKAYA, iki çocuğuyla ortada kaldı nidalarıyla aynı şahane basınımız tarafından o da "ün"lendirilmeye başlanmıştır.  Zira başı kapalı  Gülten KIZILKAYA   önce başını açar, sonra televizyon programları filan derken...  gece kulüplerinde şarkı söylemek için boy gösterir.. Dolayısıyla o da "ün"lenmiştir...



Netice itibariyle bir cinayet olayının arkasından ortaya çıkan;  iki ünlü  kadın şarkıcı oldu, iyi mi!

Aradan geçen onca zamanda bu iki "ünlü" kadının şimdilerde ne yaptığı hakkında kimsenin bir fikri olmadığı gibi adları sanları da hafızalardan çoktan silindi gitti bile..

Ve yine...



Hezeyan içerisindeki bir toplumun ferdi olan ve onu "Semra Kaynana" olarak tanımamıza vesile olan şahane basınımızın yeni bir ünlüsüdür Semra YÜCEL 

Öyle ki, Washington Post'ta bile "hakkında makale yayınladı"...

 Oğlu Ata'nın ölümünden sonra Semra Kaynana önce  kitap yazdı, sonra kendini tiyatro sahnesinde denedi bu da olmadı bir süre evlendirme programı sundu...



Şahane basınımızın güzide kanalları bir süre sonra Semra Kaynanayı da yarı yolda bırakınca, şöhret basamaklarından aşağı apar topar düşüverdi diğer "ünlü"ler gibi...

Geçtiğimiz aylarda son bir gayretle  tekrar boy gösterdi basınımızda ve televizyon kanallarında Semra Kaynana. Ki, çekim yapılan stüdyoda vıcık vıcık olmuş  sayın ahalimizin arasından çıkan bir ses, Semra Kaynanaya:

"Sizi tekrar görmek çok güzel bir şey. Tabii sizin üzüntüleriniz bizi üzdü, üzüyor da..Tekrar sizi ekranlarda görmek istiyoruz, özlüyorum..." diyor

Dolayısıyla...

Tüm bu yaşanılan kepazelikler, nasıl bir toplum haline geldiğimizin küçük bir kanıtıdır aslında...  Ve ancak geri kalmış ülkelerde görülebilecek niteliktedir..

Ve dün...

"Mersin'in Tarsus ilçesinde öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın babası Mehmet Aslan, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen 2. Geleneksel Ramazan Etkinlikleri kapsamında kızının adının verildiği Özgecan Aslan Meydanı'nda sahne aldı."

Haberini okuyoruz...



Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

16 Şubat 2015 Pazartesi

Hangi Müslümanlıktan Bahsediyorsunuz Be!..


*"Çarşamba günü saat 13.30’da okuldan birlikte çıktık. Alışveriş merkezinde yemek yedik, akşam minibüse bindik. Ben yolda indim, o da evine gitmek üzere devam etti...

Mersin’in Tarsus İlçesi’nde bindiği minibüste tecavüze kalkışılıp bıçaklanarak öldürüldükten sonra, cesedi ormanlık alanda yakılan üniversite öğrencisi 20 yaşındaki Özgecan Aslan’a yapılanlar Türkiye’yi ayağa kaldırdı."

Bu vahşetin ardından...

Her biri birer Jeanne d’Arc havasıyla poz veren sayın milletvekillerimize sesleniyorum: 

Özellikle güneydoğu bölgesinde kadınlar sinek gibi eziliyor, ülkemizin hemen her yerinde kadına şiddet gırla gidiyor... Siz bir eli yağda bir eli balda devletinize parmak sallayarak,  askere taş, polise tokat atmakla ya da Cumhuriyet'e "reklam arası" demekle meşgulsünüz...

Bu nasıl bir kahramanlıktır?

Emperyalist güçlerin ülkeyi yoksullaştırmasına, halkı gericiliğe itmesine katkıda bulunmaktan, yanında yer aldığınız ağalık düzenini korumaktan ve güvence altına almaktan başka ne iş yapıyorsunuz?  

Eyy.. sahte Jean D'Arclar, 

Özgecanlar cayır cayır yakılıp, Güldünyalar hunharca  öldürülürken, siz neyin mücadelesini veriyorsunuz?

Öte yandan... 

* "Siz de mini eteği giyip soyunup laik sistemin ahlâksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksın" diyenler...

* "Hamileyken sokağa, gerine gerine çıkmayacaksın” diyenler…

* "Kadın erkek bir arada oyun oynayamaz"diyenler..

* "Kadın erkek aynı otobüste olması tehlikelidir" diyenler..

* "Diz kapağının üstü gözükse, annen dahi  olsa..." diyenler...

* "8-10 yaşında zifaf odalarına" diyenler..

* "Kadın spikeri izlemek caiz değildir" diyenler..

Ve dahalarını diyenler...

Yaa.. bütün bu sapkınlıkların, kepazeliklerin ve gericiliğin hangisi gelişmiş Batılı toplumlarda yaşanıyor?

Dolayısıyla..

Bir anne olarak içim yanıyor, yüreğim kan ağlıyor... 

Hangi zihniyetle bu vahşeti yapanları dolaylı da olsa "masum" gösterilmeye çalışılır...

Allah'tan korkun be.. 

Yazıklar olsun...





Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)