vahşet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vahşet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2016 Çarşamba

1.700.000...


"Son ağaç yıkılıp, son nehir kirletilip, son balık da tutulduktan sonra  paranın yenmediğini göreceksiniz."  Kızılderili Atasözü

"Denizlerde balık azalınca fiyatlar arttı

Mal olmayınca ve balığa talep olunca fiyatların arttığını aktaran Sinan Sarıyaprak, “Trol balıkçılığının bu ülkeden kaldırılması lazım. Trol denizin anasını ağlatıyor. Denizi tarayıp, balık yuvalarını dağıtıyorlar. Önlem alınıyor ama yeterli değil” diye konuştu." 16 Şubat 2016, Sözcü



"Artvin'de, Kafkasör Yaylası Cerattepe bölgesinde maden çıkarılması için, yetkililerinin, asker ve polis eşliğinde zırhlı araçlarla bölgeye gelişi Artvin halkını sokağa döktü." 16 Şubat 2016, Hürriyet


***

"Dünyanın 100 doğal ormanından biri olan, bir doğa harikası Cerattepe altın tehdidi altında

Dünyanın 100 doğal ormanından biri olan, endemik bitki örtüsü ile bir doğa harikası olan Artvin’de, Artvin ormanlarının beyni Cerattepe yeniden altın tehdidi altında. 

(...) toplam 4.361 hektarlık ormanlık alanda altın arayacak ve yaklaşık 1 milyon 700 bin ağaç kesilecek" 19 Şubat 2012, Vatan

Şaka gibi ya... 

Bu ne?!..

Tam 1 milyon 7 yüz bin (1700000) ağaç kesmek ne ya...

Allah'ım bu yapılanlar tam bir  KATLİAM!!!

Peki ne için?..

Biz insanlara bu ağaçların bir  faydası yok mu?

Ekmeğimizi, suyumuzu, havamızı sağlayan, toprağımızı koruyan  ağaçlar, ormanlar  değil midir?



Hani...

Ormanlar hayvanların yaşam alanı değil midir?

Dolayısıyla, sudan çıkmış balığa dönen yaban hayvanlarının açlıktan çaresizlikten şehirlere dalmasıyla  bu haberler manşet manşet gazetelere taşınırken, insanlar korkudan oraya buraya kaçışırken,



Asıl bu vahşetlere sebep olan bizler doymak bilmez bir açgözlülükle dağ, taş demeden her yeri talan edip cehenneme çevirdik...

Altın, maden için hayatımızı, bu cennet vatanımızı kendi ellerimizle yok ediyoruz be!..

Sahi...

Diyanet'e "Mutfağı basan karıncaları ilaçla öldürmek caiz midir?" gibi akıllara ziyan sorularla neyin "günah", neyin "sevap" olduğunu sözde anlamaya çalışanlar...

"Mutfağı basan karıncalar"ı bırak da, şehirleri basan yaban hayvanlarını ölüme terk ettiğimize bak!!! 

Dolayısıyla... 

Doymak nedir bilmeyen açgözlülerin elinde  bir tek denizin anası ağlamıyor, 

Dünyanın anası ağlıyor!




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

8 Mart 2015 Pazar

Kadının Adı mı Kalmış?




Ama benim memleketimde bugün
İnsan kanı sudan ucuz
Oysa en güzel emek insanın kendisi
Kolay mı kan uykularda kalkıp
Ninniler söylemesi

Ruhi Su


Bir yandan, "Cennet anaların ayakları altında" hadisiyle övünürken, 

Öte yandan, "Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder" sapıklığından yüzümüz kızarıyor!

Dolayısıyla...

Bugün IŞİD'i aratmayacak vahşete, şiddete, tecavüze, cinayete maruz kalan kadınlarımız gırla giderken...

Biz hangi "Kadınlar Günü"ünü kutlayacağız!?


            "Türkiye’nin Kadın Araştırma Raporu" 7 Mart 2015, Sözcü



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

20 Şubat 2015 Cuma

Daha Acısını Unutamazken, Bir Yenisi Daha...




"Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır." Rum Sûresi, 21. Ayet

"... içinizde günah işlememiş kimse, ilk taşı o atsın kadına. Yuhanna, VIII,7

"İnsanın hayvani tarafı iğrenç.. Ama hiç değilse onu ruhumuzun yüksekliğinden gözleyebilir, horgörebiliriz. Aynı hayvanca duygular, şiirin, estetiğin, geleneklerin örtüsü altına gizlendi mi, bizi esir alıyor ve biz bu duygulara adeta tapıyoruz. Onları kötülükten ayırt edemiyoruz. İşte korkunç olan da bu!" Tolstoy, Diriliş sf:321


"TACİZİ HAK EDİYORLAR…
Lise müdür yardımcısı... okuldaki  sınıf başkanlarını toplayarak, "Bu okulda kızlar mini etek giyiyor. Bu tacize açık bir durum. Böyle giyerlerse tacizi hak ediyorlar. Erkek öğrencilerden bir tim kuracağım. Erkekler mini etek giyen kızları önce uyaracak. Eğer devam ederlerse taciz yapılacak" dedi."19 Şubat 2015

Vay be!.. 

Bunu yapan bir de eğitimci öyle mi? 

O vakit yarın birileri de çıkarak sokak "taciz timi" kurarsa hiç şaşırmayalım...

Ne de olsa konu hakkında, hem de okulda, hem de kadın öğretmen tarafından "eğitim" verilmiş oluyor ya..

Öte yandan...



"Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, "Burada kişisel hislerle devletin reaksiyonunu ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Şayet benim kızımın başına böyle bir olay gelseydi ben elime silahı alır bunun cezasını kendim verirdim. Bunun cezasına da katlanırdım." 16 Şubat 2015

Şüphesiz ki "devlete insan öldürmek yakışmaz"  ama  insana da öldürmek yakışmaz...

"Suç işlemede kalıtımın rolü neymiş? Kişi doğuştan kötü, ahlaksız olabilir miymiş? Ahlak neymiş? Delilik neymiş? Soysuzlaşmak neymiş? Kendini kaybederek nasıl suç işlermiş insan? İklimin, beslenmenin, bilgisizliğin, görgünün, hipnotizmanın, tutkunun suç işlemekte etkileri neymiş? Toplum neymiş? Toplumun görevleri neymiş? vb." sf:331

Dolayısıyla... asıl olan bu sorular  üzerinden yola çıkarak toplumu sağlıklı kılmak  değil midir?

Özgecan Aslan.. Gencecik bir kızın hayatı, hani tanımlıyor ya Tolstoy, "insanın hayvan tarafı iğrenç" diye.. öyle bir hayvan tarafından vahşice katledildi.

Vicdan muhasebesine, üst sınıfların kalpsizliğine, Rus Çarlığı bürokrasisine  ve suçluluk duygularına acımasızca eleştirel bakışla yazan Tolstoy'un  DİRİLİŞ adlı romanından kesitlerle konuya dikkat çekmek istiyorum:


"Herkes kendisi için, kişisel zevki, çıkarı için yaşıyordu; Tanrı üzerine, iyilik üzerine söylenenler aldatmacaydı...

İnsanların olmayacak bir şeyi gerçekleştirmek, kendileri kötüyken kötülükleri düzeltmeye çalışmak istemelerinden geldiğini biliyordu artık. Aşağılık insanlar, kendileri gibi aşağılık insanları düzeltmek istemişler, bunu mekanik bir yolla yapmayı düşünmüşlerdi. Ne varki tek sonuç vermişti bu düşünce: Gözü yükseklerde olan, çıkarcı bazı insanlar bu uydurma cezadan, düzeltmeden bir meslek çıkarmışlardı kendilerine; alabildiğince ahlâksızlaşmış, bozulmuşlar; acı çektirdikleri insanları da ahlâksızlaştırmışlardı...

"Canavar ruhlu insanlara ne yapmalı? Cezalandırmamalı mı?" sorusu artık rahatsız etmiyordu onu. Cezanın suçları azalttığı, suçluları düzelttiği kanıtlanmış olsaydı bir anlamı olabilirdi bu sorunun. Oysa bunun tam tersi gerçekten insanların başka insanları düzeltmeye yetkin olmadıkları kesinlikle biliniyorken tutulabilecek en akıllıca yol, yalnızca yararsız değil, üstelik zararlı, kötü, çirkin olanı sürdürmekten vazgeçmektir. "Suçlu saydığınız insanları birkaç yüz yıldır öldürüyorsunuz. Bitirdiniz mi onları? Ne gezer! Üstelik çoğaldılar. Cezalarınızın iyice kötüleştirdiği suçlular doldurdu her yanı. Oturdukları yerden adam cezalandıran kendileri de suçlu yargıçlarınız, savcılarınız, sorgu yargıçlarınız, cezaevi yöneticileriniz de onlardandır aslında. "Toplumun düzeninin insanları yargılayan, cezalandııran bu yasal insanların yüzünden değil, insanların -bunca kötülüğe karşın-  hâlâ birbirlerine acımaları yüzünden var olduğunu biliyordu..." sf:463-464

Dolayısıyla yozlaşmış bir toplum düzeninde kol gezen vahşetin kaygısıyla her gün bir başka Özgecan'ı kaybediyoruz...



"ANTALYA’da, park halindeki otomobilde  29 yaşındaki Şahin K. ile tartışan 23 yaşındaki Hüsne Aslan, araçtan inip gitmek istedi. Sinirlenen Şahin K. aracı aniden hareket ettirince Hüsne Aslan da atladı. Aracın arka tekeri başının üzerinden geçen Hüsne Aslan olay yerinde yaşamını yitirdi." 20 Şubat 2015



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

16 Şubat 2015 Pazartesi

Hangi Müslümanlıktan Bahsediyorsunuz Be!..


*"Çarşamba günü saat 13.30’da okuldan birlikte çıktık. Alışveriş merkezinde yemek yedik, akşam minibüse bindik. Ben yolda indim, o da evine gitmek üzere devam etti...

Mersin’in Tarsus İlçesi’nde bindiği minibüste tecavüze kalkışılıp bıçaklanarak öldürüldükten sonra, cesedi ormanlık alanda yakılan üniversite öğrencisi 20 yaşındaki Özgecan Aslan’a yapılanlar Türkiye’yi ayağa kaldırdı."

Bu vahşetin ardından...

Her biri birer Jeanne d’Arc havasıyla poz veren sayın milletvekillerimize sesleniyorum: 

Özellikle güneydoğu bölgesinde kadınlar sinek gibi eziliyor, ülkemizin hemen her yerinde kadına şiddet gırla gidiyor... Siz bir eli yağda bir eli balda devletinize parmak sallayarak,  askere taş, polise tokat atmakla ya da Cumhuriyet'e "reklam arası" demekle meşgulsünüz...

Bu nasıl bir kahramanlıktır?

Emperyalist güçlerin ülkeyi yoksullaştırmasına, halkı gericiliğe itmesine katkıda bulunmaktan, yanında yer aldığınız ağalık düzenini korumaktan ve güvence altına almaktan başka ne iş yapıyorsunuz?  

Eyy.. sahte Jean D'Arclar, 

Özgecanlar cayır cayır yakılıp, Güldünyalar hunharca  öldürülürken, siz neyin mücadelesini veriyorsunuz?

Öte yandan... 

"Siz de mini eteği giyip soyunup laik sistemin ahlâksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksın" diyenler...

"Hamileyken sokağa, gerine gerine çıkmayacaksın” diyenler…

"Kadın erkek bir arada oyun oynayamaz"diyenler..

"Kadın erkek aynı otobüste olması tehlikelidir" diyenler..

"Diz kapağının üstü gözükse, annen dahi  olsa..." diyenler...

"8-10 yaşında zifaf odalarına" diyenler..

* "Kadın spikeri izlemek caiz değildir" diyenler..

Ve dahalarını diyenler...

Yaa.. bütün bu sapkınlıkların, kepazeliklerin ve gericiliğin hangisi gelişmiş Batılı toplumlarda yaşanıyor?

Dolayısıyla..

Bir anne olarak içim yanıyor, yüreğim kan ağlıyor... 

Hangi zihniyetle bu vahşeti yapanları dolaylı da olsa "masum" gösterilmeye çalışılır...

Allah'tan korkun be.. 

Yazıklar olsun...





Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

27 Aralık 2014 Cumartesi

Tehlikeli Gidişat, "PEGİDA"



Yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı yaparak haftalardır eylem düzenleyen, Batının İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (PEGİDA) taraftarları sokaklara dökülerek eylem yapıyorlar.

Bu durumun hem sözde "İslam"cılara, hem de ırkçılara bir fırsat yaratacağını unutmadan, olayları iyi tahlil etmek gerekir. Zira küresel güçlerin istediği de bu...

Dolayısıyla son günlerde İslama yönelik yapılan ciddi saldırılar da bunu gösteriyor.

"İsveç’in başkenti Stockholm’ün Eskilstuna semtinde bir cami kundaklandı, 5 yaralı.."


"Avusturya'nın başkenti Viyana'da Avusturya Türk İslam Birliği'ne (ATİB) bağlı Kocatepe Camii'nin kapısına domuz organları konuldu."

Bir yandan İslam'a saldırırken, öbür  yandan İslam adına vahşet sergilemek..

Koy üst üste...

Aynı anda yapılan bu kabul edilemez olaylar, hiç şüphe yok ki bir yandan  Batılı halkları ürküterek Müslümanlığı  hem aşağılamak, hem aşağılatmak, bir yandan da gerçek Müslümanları canından bezdirmek (!) için tezgahlandığı aşikar

Öte yandan "PEGİDA" isimli oluşum yabancı düşmanı söylemlerle eylemler yapıyor oluşu, tehlikeli bir gidişatın göstergesi.  Dolayısıyla  bu olaya muhalif gözüyle değil, özeleştiriyle bakmak gerekiyor. Ve PEGİDA'nın eylemleri için, "İslam karşıtı yürüyüş yerine, İslam adı altında tedhişe karşı yürüyüş olması gerekliliği üzerinde konuşulmalı. Ve.. Işid, Taliban, Boko Haram gibi tedhiş örgütlerinin İslâm'ı ve Müslümanları temsil etmediklerini her ortamda anlatmak boynumuzun borcu olmalı.. Zira geçtiğimiz yıllarda Hollanda'da ve İngiltere'de boğazı kesilerek öldürülen insanlar oldu...Bunlar, bölgemizde aynı şekilde rol alanların yani  kafa kesen, ciğer yiyenlerin ta kendileri değil mi?

Hal böyle olunca da, insanların ister istemez tepkisine neden oluyor.. Bu yapılanları  İslâm'a "mâl etmek" kabul edilir gibi değil..

Öte yandan bu durumu fırsat bilen ırkçılara,  ırkçılığı tetiklemek için "şahane" bir ortam...

Kim yarattı bu ortamı? 

Nasıl çıkıyor bunca vahşet? Ve neticesi kimlere yarıyor?

Bu cani güruhlar nereden besleniyor? 

Bu vahşilere lojistik destek nereden akıyor? 

Bu örgütlere katılımı parasal anlamda sağlayanlar kimler?

Pekii.. O halde asıl mesele nedir?

Öncelikle vahşet nereden gelirse gelsin bunu desteklemek, sessiz kalmak veya görmezden gelmek, bu yapılanlara ortak olmak demektir, bu bir!

İslâm dini "vahşet" dini değildir, bu iki! 

İslâm, güzel ahlâkı, vicdanı, merhameti esas alan bir dindir, bu üç! 

Dolayısıyla "Allahu ekber" diyerek hunharca işlenen cinayetler,  kabul edilemez, savunulamaz, her ne olursa olsun, "ama" diyerek, satır arası bu canilere  "haklılık" payı çıkarılamaz, bu da dört!



Ve... PEGİDA'nın arkasında bulunan "ırkçı" yaklaşımcılarla birlikte İslam'ı yerle bir etme gayretindeki senaristlerin oyununu iyi okumalı! Tıpkı olaylara sağduyuyla yaklaşan  aklıbaşındaki  Hıristiyanlar  ve Almanlar gibi.

" "Bizim kültürümüz yanımızdaki kişiyi sevmek", "Irkçılığa ve fanatizme karşı" yazılı pankartlar taşınan gösteriye yaklaşık 4 bin kişi katıldı. Bir süre Tiyatro Meydanı’nda eylemlerini sürdüren göstericiler, PEGİDA taraftarlarını protesto etti.
Münih kentinde de 12 bin kişilik PEGİDA karşıtı yürüyüş düzenlenirken, ismini vermeyen bir protestocu, Pediga’nın Almanya’nın imajına zarar verdiğini beliritp ”Almanya zengin bir ülke ve hiçbir mültecinin geri gönderilmesine gerek yok. Biz buraya daha fazla göçmen alınmasını savunuyoruz. Pegida Almanya için utançtır" dedi. "23 Aralık 2014, Sözcü

Diyeceğim o ki...

Bugün İslâm topraklarında tıpkı cahiliye döneminde olduğu  gibi bir süreç yaşamaktayız.. O karanlık yılları aydınlatan Yüce İslam'ı savunmaksa, aklı başında her mü'minin temel görevleri arasındadır..


Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

8 Aralık 2014 Pazartesi

Duygusal Bozukluğa Davetiye


Çocuklar... 

Kendi içimizde göremediklerimizi, ya da görmekten korktuklarımızı bize gösteren ortak bilincimizdir, çocuklar. Onların o çocuksu hayalleri ile oluşturdukları dünya inanılmaz temiz ve saf... Hem de  toplumun yalanlarına ve ikiyüzlülüklerine karşı "kral çıplak" diyecek kadar saf.. Ve daha şimdiden toplumun her alanındaki kandırmalarını o saf ve tertemiz duygularıyla anında ortaya dökebiliyorlar.. Zira onlar gördüklerini, duyduklarını, hileye, yalana dolana başvurmadan oldukları gibi eksiksiz aktarırlar...

Dolayısıyla onlara doğruluk duygusunu, sevgisini ve içtenliğin tadını öğretmek için elimden gelen gayretle...


"Hiçbir insan davranışı yoktur ki, kısa bir süre içinde ansızın oluşsun. Tıpkı tohumun atılması, onun kök salıp meyva vermesi olayında olduğu gibi, kişilik yapısı da giderek bir gelişim gösterir. İncelendiği  sırada suçlunun kişilik yapısıyla işlediği suçlar, uzun ve karmaşık bir gelişim sürecinin ürünleridir." Porf. Dr.  Halûk YAVUZER, Çocuk ve Suç, sf:179



Sınıfta ders işliyoruz... Hayal dünyası oldukça geniş ve konuştuğu her cümlesiyle beni şaşırtan bilgeliği,  yaramazlığını unutturan sevimli Gürkan

Gürkan ARABACI, oturduğu yerden o şirin haliyle, aklının estiğince aniden başlıyor anlatmaya:

"Öğretmenim, Peygamberimizi öldürmüşler, sonra da ciğerini yemişler... Ama Allah Peygamberimizi tekrar diriltmiş.." 

Bu sözleri işittiğimde tüylerim diken diken oldu.. Zira o yaştaki çocuklara, "öldürmek, ciğer yemek" gibi cümlelerden bahsetmek... 

:

İnanılır gibi değil..

"Ne dedin çocuğum sen?" diyerek konuyu anlamaya çalıştım.. Baktım ki çocuğum buna benzer dehşet   hikâyeler anlatıyor; "tamam anladım" diyerek daha fazla çocukların dikkatini bu noktaya toplamadan konuyu kapattım. Kapattım ama, teneffüste yanıma çağırarak detayları dinlemeden de edemedim.

Allah'ım...  çocuğumun vurguyla anlatmak istediği uyduruk şeyler, vahşetten ve hurafeden başka bir şey değil.. Daha fazlasını dinlemeye  tahammül edemedim... Üstelik bu saçmalıkları çocuğumun beynine yerleştiren ve anlatan da anladığım kadarıyla, "öğretmen"miş.

Yaz tatilinde.. anneannesi bir kreşe yazdırmış.. Dolayısıyla kreşte bu türden  hurafeler ve hatta destekleyici çizgi filmlerle  minicik çocukların tertemiz beyinleri vahşetle kirletiliyor.

Unutulmamalı ki bu tür anlatımlar ne denli ürkütücü olursa, o ölçüde etki yaratır.

Bir yanda, Cumhuriyet okullarının aydınlığı altında akıl, mantık, pozitif bilim, kültür...

Diğer yanda, hurafe, bilgisizlik, vahşet, "Orta çağ" zihniyeti ve dolayısıyla "din" sömürüsü...

İnsan aklının sınırlarını zorlayarak ilerleyen bir çağda yaşadığımızı hatırlayarak...

 Sözde din eğitimi vermek, "güzel ahlâk" sahibi yapmak filan derken.. Kafalar vahşetle şekilleniyor,  ruhlara  acz içinde kıvranan sevgisiz duygular yerleşiyor, dolaysıyla..  akıldan, bilimden uzak, ruhsuz, vicdansız  zihniyetlerin ortaya çıkması kaçınılmaz...

Ve bu tür akıl durdurucu  bilimden ve akıldan yoksun dayatmalar sürüp giderken, insanlarımızın ne yazık ki dertleri azalmak bir yana daha da artmakta.. Dolayısıyla açlık, sefalet..

Hal böyle olunca da, "IŞİD" ve benzeri tedhiş örgütlerini var eden küresel Haçlı güçlerin ekmeğine yağ sürmek ve de   bu vahşi çetelere sapkın eleman bulmak zor olmasa gerek..


"Dinci terör örgütleri genç kızların beynini yıkayıp Suriye’ye götürüyor... Aysel Ak, babasının evinden iki kez “cihada gideceğim” diyerek kaçtı. Aile kızlarının dinci örgütler tarafından  Suriye’ye kaçırıldığını iddia ediyor." 27 Kasım 2014



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

22 Eylül 2013 Pazar

Olsa Olsa Din Düşmanı olur...




"Kenya’nın başkenti Nairobi’de dün lüks bir alışveriş merkezine düzenlenen kanlı baskında en az 59 kişi öldürüldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Saldırının sorumluluğunu üstlenen Somali’deki El Kaide bağlantılı El Şebab terör örgütüne mensup teröristler, kaçmaya kalkışanlara Hz. Muhammed'in annesinin ismini sordular, "Amine" yanıtını veremeyenlere kurşunu sıktılar." 22 Eylül 2013



Haçlı haramiler birleşti bir haydut çetesi yarattı...

Adına da, "Radikal İslâmcı" dedi.

Yarattıkları  bu eli kanlı vahşi çetenin mensupları kimler?

Orta Çağ'ı aratmayacak nitelikte bağnaz, yobaz ve insanlıktan uzak...

Dünyanın dört bir tarafından topladıkları barbarları bir araya getirip, lejyoner yaptılar...

Artık, bu lejyonerlerin diline pelesenk ettikleri, "Allahu ekber" nidalarını da üstüne ekle..

Oldu mu sana "İslâm" adına cihat örgütü...

Ellerine verilen her türlü ağır, kimyasal silahları kim sağlıyor?

Hiç kuşku duymayın ki, çeteyi oluşturan modern kılıklı haramiler..

Allah aşkına... bu vahşi adamlar nereden buluyor bu kadar silahı ve bu fütursuz cüreti?

Ve... İslâm adına cihat hakkını nereden alıyor?

Tabii ki asıl hedef; müslüman coğrayada geri kalmış bağnaz toplumlar oluşturmak...

Öte yandan...

Yapılan bu vahşeti... bırakın Müslümalığı, 

Hangi dinde "adam öldürmek" var?

Hangi dinde ciğer söküp yemek var? 

Hangi dinde masum savunmasız insanları gaddarca öldürmek var? 

Hangi dinde kurban keser gibi insanı yatırıp bıçakla boğazlamak var?

Bunlar nasıl olur da "din" kılıfına sokulur?!

Oldu valla.. Eline baltasını alan çıksın sokağa, bir de "Allahı ekber" diye bağırsın...

N'oldu şimdi?

:(

Bu vahşeti savunan ya da ucundan kıyısından tutan herkese,

Yuh olsun!


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

21 Mayıs 2013 Salı

Haçlıya Hak, Bize Yok!
















"Damdan adam atan"

"Öldürdüğü düşmanının kalbini yiyen"

Ceset parçalayan...

Siz bu çağda böyle vahşetleri yaşayan bir Batılı ülke gördünüz mü?

Göremezsiniz, zira Batılı ülkeler akıldan, bilimden uzaklaşmıyorlar... O sebeple onlar etnik kökenli mezhepsel bir çatışma içerisine asla düş(ürül)müyorlar.

Peki doğu'ya ilerledikçe ne görüyoruz?

İç çatışmalar, savaşlar mezhep ayrılıkları, etnik ayrışmalar..

Irak, Afganistan, Libya, Suriye...

Reyhanlı'da patlatılan bombaları göz önüne alırsak,

Bu duruma Türkiye de dahil edilmek isteniyor!

Velhasıl...

Maksat kan gövdeyi götürsün...

Etnik ve mezhepsel ayrılıklarla insanlar çatışmalara sürükleniyor,

Ortalık kan revan...

Yanmış cesetler, harabeye dönmüş şehirler...

Bu fitneyi çıkaran Batılı güçlerin ülkelerinde neler oluyor?

Amerika'da:

"Ben Amerikanım"

Fransa'da:

"Ben Fransız'ım"

İngiltere'de:

"Ben İngiliz'im"

İtalya'da:

"Ben İtalyanım"

İspanya'da:

"Ben İspanyol'um"

Almanya'da:

"Ben Alman'ım"

Yunanistan'da:

"Ben Yunan'ım"

Rusya'da:

"Ben Rus'um"

...

Kısaca: Haçlı rahat...

Kendilerine gelince  millî değerler hak, ulus ol'mak şart!

Türk'e gelince...

"Ben Türk'üm" demek, millî değerlerine ve birliğine , tarihine, dil'ine, vatanına, bayrağına, kültürüne,  birikimine... sahiplenmek "faşist"lik, "ırkçı"lık oluyor...

Niye mi?

Geri kalmış ülkelerin ve Arapların modeline sokulmak isteniyoruz da ondan...

Yani;

Kürt, Türk, Laz, Çerkez...

Sünni, Alevi

Geri kalmış ülkeler ve Araplar mı?

Cemaat, kabile, aşiret, tarikat, şeyhlik, emirlik, diktatörlük, sultanlık...

Ulus olmanın dışında Allah ne verdiyse...

Sözde "din" ve töre baskısı altında onun bunun kölesi olarak sürünüyorlar

Ki...

Allahu ekber nidalarıyla birbirini kesen, kalbini söken, yiyen, damdan atan... Müslümanın müslümanı "hizaya getirmek" için kendini "görevli" sayıp boğazlaşan gırla gidiyor...


"Irak Başbakanı, camilere yönelik düzenlenen saldırıları kınayarak Iraklılara ortak cuma namazı kılmaları çağrısında bulundu.

Yazılı açıklamada "Irak'ta camilere ve namaz kılanlara yönelik saldırıları gerçekleştirenlerin hem Şiilerin hem de Sünnilerin düşmanı" olduğunu belirtti" 19 Mayıs 2013


"Irak'ta acı bilanço: 142 ölü, 375 yaralı" 18 Mayıs 2013

"Güne çatışma ve patlamalarla başlayan Irak'ta 26 kişi hayatını kaybetti, 44 kişi yaralandı." 20 Mayıs 2013


Anlayacağımız; etnik köken ve mezhepsel  ayrışmanın içine düşen bölgemiz ve coğrafyamız;

Kan ağlıyor...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)