Yurtta sulh cihanda sulh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yurtta sulh cihanda sulh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2014 Çarşamba

Dikkat...













Ve...


"Ukrayna Milli Güvenlik ve Savunma Kurulu Sekreteri Parubiy, Rusya'nın, Ukrayna sınırında 80 binden fazla asker bulundurduğunu belirtti." 12 Mart 2014, AA


"Atatürk'ün dış siyasetinin kaynağı "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ilkesiydi. Çünkü Atatürk sadece kendi ulusunun değil bütün dünya uluslarının da sorunlarını düşünüyordu.

Bu dış politikaların temellerini 9 Mart 1935 tarihli bir konuşmasında atmıştır:

"Dünyanın filan yerinde bir rahatsızlık varsa, tıpkı kendi aramızda olmuş gibi, onunla ilgilenmeliyiz. Olay ne kadar uzak olursa olsun bu esastan şaşmamak gerekir. İşte bu düşünüş, insanları, ulusları ve hükümetleri bencillikten kurtarır. Bencillik, kişisel olsun, ulusal olsun, daima fena telakki edilmelidir." 

(...)

Atatürk, "Yurtta Barış Dünyada Barış" ilkesini izlerken çok yönlü bir düşünce sistemi oluşturmuştur. O'na göre dünyadaki tüm ulusların mutluluğunu hedef almak aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti ulusunun da kendi huzur ve mutluluğunu sağlamak demektir. 

Bir ulus için huzur ancak tüm ulusların barış içerisinde olmasıyla mümkündür çünkü kendi ülkemize uzak sandığımız bir yerde cereyan eden olayların daha sonra bizi de etkilemeyeceğinden asla emin olunamamaktadır. Bunun için, bütün insanların bir varlık olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Tıpkı insan vücudundaki herhangi bir ağrının diğer yerlerde de bir etki bırakacağı gibi dünyayı oluşturan tüm uluslar da birbirlerini etkileyecektir." Orhan ÇEKİÇ, 1938 Son Yıl  sf:112-113

Vazgeçtik uzak diyarlardan

Yanıbaşımız kaynıyor.


Bize gelince... 






Mekanın cennet olsun

Güle güle  ÇOCUĞUM...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

21 Şubat 2013 Perşembe

Irkçılığın Daniskası Orada Dururken...






Almanya'da Faslı bir genç, İnebahtı Deniz Muharebesi’nde Haçlı ordularını komuta edip Osmanlı donanmasını yenen Don Juan de Austria’nın sol ayağıyla kesik bir Osmanlı askerinin kafasını ezdiği haykelin üzerine çıkarak, Türk bayrağını Don Juan de Austria heykelinin ellerine sıkıştırıp "Faşizme hayır. Barış. Müslümanlar barıştan yana" diye bağırdı. 12 Şubat 2013, Hürriyet

(http://www.hurriyet.com.tr/planet/22577338.asp)

Irkçılığım feriştahı yapılıyor, kimseden "çıt" çıkmıyor!

Nerede mi?

Hiç kuşkusuz kendilerini en "medeni" göstermeye çalışan Avrupa'da!!!

Hani boşa yazmadı millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy; "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" diye...


Vallahi ırkçılığı ölümsüzleştiren bu heykel, Allah muhafaza biz de olsaydı, seyreyleyin vaveylâyı... Artık Nobel ödüllü "yazarımız"  neler yazmazdı neler...

Hele "Hepimiz Ermeniyiz"ciler... valla yeri göğü yıkarlardı "Hepimiz Don Juanız", derken..


Bize "medeniyet" öğretmeye kalkan kindar ırkçılar bakınız kendilerini "medeni" sayan Avrupa'nın göbeğinde kimi "sallandırıyor"lar...

Hani insanlarca tasvip edilmeyen bir şey olduğunda hep söylenegelen bir söz var ya,

"İbreti âlem için sallandıracaksın bunlardan 3-5 tanesini, bak bakalım bir daha yapabiliyorlar mı?" türünden


İşte o hesap, bizi de ortaçağ zihniyetiyle Avrupa meydanlarında sembolik de olsa  "sallandırıyor"lar... atılan kin ve nefret tohumlarını kuşaktan kuşağa derin izlerle  kalıcı olsun diye...


Malûm Avrupalı arkadaşlar, çok "medeni" ve insan haklarına "saygılı", "özgür", "demokrat"lar ya... O bakımdan...

İşin aslı...

Bizdeki milliyetçilik, vatan, millet, bayrak sevgisinden öteye geçmeyen naif bir duygudur! Ki o sebeple millet olarak, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" felsefesine sıkı sıkı sarılarak mazlum milletlerin hep yanında olmuşuzdur bugüne kadar.

Ve... Kurtuluş Savaşı'nı temsil eden mevcut pek çok heykellerimizle dünyaya ve gelecek kuşaklara, kin, nefret aşılayan "Don Juan"  heykellerinin aksine, bizde...

Millî mücadele kahramanlarımızın heykelleriyle, Türk milletinin ayaklar altına alınarak, çiğnenmek istenen onuru, namusu, bağımsızlığı yüceltilip korunmasının ölümsüzleştirilmesidir... Dolayısıyla insanlığa sahip çıkmaktır, asıl olan!







Öte yandan...

Bu ırkçılığı temsil eden "heykel" aslında, Batılı, Haçlı emperyalistlerin dünden bugüne insanlığa karşı aşağılıkça işledikleri yüz kızartıcı suçlarını, onların nihai ve asıl amaçlarıyla birlikte gerçek yüzlerini, barbarlıklarını çok net biçimde ifade ediyor!

Tabii anlayana...

Bu anlamda Faslı kardeşimizi ayakta alkışlarken, orada yaşayan "bakar kör" yurttaşlarımıza da "pes vallahi!" diyorum...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)