sömürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sömürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Nisan 2016 Çarşamba
"Katır Gibi Sağlam Çalışkandır!"
"Kunta, 'acaba aklımı mı oynattım,' diye düşünüyordu. Kendisine geldiğinde karanlık, sıcak leş gibi kokan, ağlama, hıçkırık, çığlık ve kusma seslerinin doldurduğu bir yerde, iki kişinin arasında, çıplak ve zincirlenmiş olarak sırt üstü yattığını farketti(...) Dört gün önce yakalandığı zaman yediği dayaktan vücudunun her yanı ağrıyordu." sf:138
Yeniden karaya çıktılar(...) Kunta başka ağaçlara bağlanmış birtakım yüzler daha seçti. Kendisi gibi yakalanmış insanlar... Altı erkek, üç kız ve iki çocuk. Başlarında silahlı (işbirlikçi) karaderililer ve toubob'lar nöbet bekliyordu. (...) Yüzlerinde ölümcül bir nefretin belirtileri vardı... Yedikleri kamçıların açtığı yaralardan akan akan kanlar, üzerlerinde kurumuştu. Kızlarsa ağlıyordu. Bir tanesi yakılan köyünde ölmüş olan sevdiği insanlar için, bir başkası kolları arasında hayali bir çocuk tutmuş, sallana sallana inliyordu. sf:140
"Kunta ancak ambar kapağının açıldığını işitince gece mi, gündüz mü olduğunu anlayabiliyordu. Kapağın sesini duyunca, zincirlerin izin verdiği tek hareketi yapıp başını kaldırınca, dört toubob gördü. Bunlardan ikisi ellerinde kırbaç, ışık tutarak sıralar arasında ilerleyen öbür iki toubob'u izliyordu. Önceki adamlar ellerindeki kaplarda taşıdıkları yiyecekleri, birbirine zincirle bağlanmış her iki karaderilinin arasındaki pisliğin ortasına bırakıveriyorlardı.
Yedinci sabah kahvaltıdan sonra iki toubob ellerinde bir sürü giysiyle geldi. Zincirleri çözüp teker teker herkese nasıl giyinileceğini gösteriyorlardı.
Toubob'lar içeri girip, daha önce getirmiş oldukları beş adamı çözdüler.
Zaman ilerledikçe dışarıdan gürültüler kesildi; birinin yüksek sesle bağırmaya başladığı duyuldu. İçeridekiler hiçbir şey anlamadan kulak kesilmiş dinliyorlardı.
"Sağlam! Sağlıklı! Güler yüzlü! Hele şu gençliğe bir bakın!" Başka toubob sesleri girdi araya: "Üç yüz elli!.. Dört yüz!..." Adam yine bağırıyordu: "Hadi, altı yüz diyen yok mu? Şuna bakın hele, katır gibi sağlam çalışkandır!" KÖKLER, sf:174-175
Alex Haley, "Kökler" bir ırkın ezilişinin, sömürülüşünün hikâyesini anlatan bir eserdir.
Yüzyıllar boyu dünya kapitalizminin gelişmesini ve ilerlemesini ve büyümesini sağlayan, sömürülen bu insanlardır. Dahası kâh aşağılanan, kâh aşağılayanlara boyun eğen insanlık ayıbı ve utancı oldular.
Dolayısıyla... Afrika'dan başlayan Avrupa ve Amerika'ya uzanan kıtalar arası zorunlu bir göçün ortak kaderini ve ortak çaresizliğini yaşayan ve zalimliğin en alâsını görerek insanın insana reva gördüğü zulüm, insanlığın zihinlerine kazınmıştır.
Hâl böyleyken...
Yıl 2016...
Avrupa Birliği, Türkiye'den alacağı göçmenlerin fiziksel ve zihinsel durumlarına bakarak, tıpkı elma ya da başka bir eşya alırmış gibi, seçerek alıyor.
Dün beyaz adam, balta girmemiş ormanlardan o toprakların insanlarını işbirlikçi karaderililerin yardımıyla zorla kaçırarak gemilere istiflediler...
Bugün de...
Arap coğrafyası ve Asya toprakları tarumar edilerek, o toprakların insanlarını yerinden yurdundan koparıp göçe zorlayan dünün "beyaz adam"ın ta kendisidir.
Dolayısıyla AB'nin yapmış olduğu "göçmen takası" dünün Amerika'ya Afrika'dan getirdikleri ve köle olarak sattıkları 1767'li yıllardan hiçbir farkı olmadığını ne yazık ki bir kez daha ortaya koyuyor. Dün o zamanın teknolojisi ölçüsünde reva görülen zulüm, bugünün şartlarına uygun pozisyonla yapılan onursuzluk ve işkence, bölge insanlarını köleleştirmeye, toprak zenginliklerini ise sömürmeye aynen devam ediliyor.
Yok aslında zihinlerde bir değişiklik...
Dünün "beyaz adam"ı,
Bugünün emperyalisti...
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
AB Göçmen Takası,
Afrika,
Alex Haley,
Beyaz Adam,
Emperyalist,
kapitalizm,
Kökler,
köle,
Kunta,
sömürü
21 Nisan 2013 Pazar
Siz de Adalet Önüne Çıkacak mısınız?!..


"Karşılaştığınız sorunları o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz" A.Einstein
Günlerdir Amerika'da meydana gelen patlamaları basından takip ediyoruz...
"OBAMA: Boston İçin Dua Edin
ABD Başkanı Barack Obama, Boston'daki bombalı patlamaların ardından yaptığı açıklamada, "Öncelikle bütün Bostonlulara, saldırıda yaralananlara geçmiş olsun, hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum. Bunun kimler tarafından, ne amaçla yapıldığını bilmiyoruz. Ama... güvenlik birimlerimiz bu saldırının kimler tarafından ne amaçla yapıldığını bulmak için çalışıyor. Bulacağız ve suçluları adalet önüne çıkaracağız. Zaman artık birlik olma zamanı, demokrat olmak, cumhuriyetçi olmak fark etmez, tek bir çatı altında toplanıp, ulus olarak bunun üstesinden geleceğiz " şeklinde konuştu." 16 Nisan 2013
Bu sözlere eyvallah da...
ABD "şok"a girmiş... Pes!
Obama "suçluları bulacağız, adalet önüne çıkaracağız" demiş, pes!
Ve... "şimdi birlik olma zamanı", "tek bir çatı altında toplanıp, ulus olarak bunun üstesinden geleceğiz" demiş, pes!!!
Kendilerine gelince, birlik olmak, ulus vurgusu yapmak, "suçlu"ları aramak, adalet önüne çıkarmak en doğal hakları oluyor da, bize gelince ulus olmak, modası geçmiş kavram; birlik olmak demokrasi anlayışına sığmıyor, "faşist" falan oluyor, öyle mi? Ki bu bağlamda ırksal ve mezhepsel bütün etnik ayrışmaları öne çıkarıp acilen birbirinizden ayrılın deniliyor... yani ayrışmanın bini bir para!
Öte yandan Irak'da, Afganistan'da her gün patlamalarla onlarca, yüzlerce insan takır takır ölüyor, kimse bana mısın demiyor! Muhteşem (!) basın burada olduğu gibi manşet manşet bunları haber yapmıyor! "Şok", "şok" demiyor! O sebeple kimse de ayağa filan kalkmıyor...
ABD yönetimi de malûmunuz "şok"a falan girmiyor... sayısız hayatların sönmelerine vesile olanlar, seyirci kalanlar... 3 tane can gitti diye, dünyayı ayağa kaldırıyor...
Sahi, duydunuz değil mi? Bu patlamaları "gerçekleştiren"ler de yine müslüman çıkmış... Demek ki ufukta yine bölgemize ve coğrafyamıza yeni yeni saldırı, beraberinde bir dizi işgal hazırlıkları var... Tıpkı 11 Eylül 2001'de ki, ikiz kulelere saldırının hemen arkasından coğrafyamıza hücum edildiği gibi...
Bir de hatırlatma yapalım: Amerikan milletine karşı bizim bir kızgınlığımız falan yok... Bizim, Amerikan yönetiminin bölgemiz ve ülkemiz üzerindeki hasmane siyasetine, insanlarımızı bölmeye yönelik tutumuna karşı öfkemiz var... O sebeple Boston'daki patlamalarda hayatlarını kaybeden masum sivil insanlar için son derece üzgün olduğumuzu da ayrıca belirtelim.
O halde ABD Başkanı Obama'nın dediğini, biz de kendi ülkemizi ve ulus bütünlüğümüzü korumaya muktedir olan Türk milletine karşı uyarlayarak aynen aktarırken bir de sorumuz olacak:
Öncelikle Türk ulusuna ve devletine karşı yapılan, tüm saldırılarda yaralananlara geçmiş olsun, bu vakte kadar (40 bin şehidimiz var) hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyoruz. Bunun kimler tarafından, ne amaçla yapıldığını ulus olarak biz çok iyi biliyoruz... Zaman artık birlik olma zamanı, Kürt olmak, Türk olmak, Laz olmak, Çerkez olmak, Arap olmak, Alevî olmak, Sünnî olmak fark etmez, tek bir çatı (Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkına Türk milleti denir) altında toplanıp, ulus olarak bunun üstesinden geleceğiz!
Peki milyonlarca masum insanın ölümüne sebep olan siz haçlılar, siz de adalet önüne çıkacak mısınız?!
Demem o ki...
Gün; millî devletlerin, mazlum milletlerin bir araya gelme günüdür!
Kime karşı?
Hiç şüphe duyulmasın ki, dünyayı karıştıran ve halkları birbirine boğazlatan bu emperyalist haçlıların zulmüne karşı! Zorbalığa karşı! Sömürüye karşı!
Sevgi ve saygılarımla!
Etiketler:
afganistan,
Boston'da patlamalar,
Irak,
sömürü,
zorba
9 Kasım 2010 Salı
Atam Seni Özlüyoruz...



O'nu bir sonbahar sabahı kaybettik...
Sömürü, zulüm, işgal ve esaret düzenine karşı bir milattır Atatürk...
Bugün O'nu her zamankinden daha fazla özlüyor ve her geçen gün onun fikirlerini, düşüncelerini çok daha iyi anlıyorum...
Ve biliyorum ki; bu yoğun ortak duygularımızın milyonlarca sahibi ve takipçisi var!..
Pekii; Ulu Önder Büyük Atatürk'ü niye bu kadar çok seviyor ve fikirlerine bağlıyım diye, kendi kendime sorup, zihnimi derinlemesine yokladığımda karşılık bulan olgulardan öne çıkanlar;
Çok basit ve çok net bir şekilde, bir kaç cümleyle ifade etmeme yeterli olacaktır sanırım...
Bugün; bu kanlı ve zorlu coğrafyada başı dik, onurlu bir şekilde yaşayabiliyorsak...
"Elhamdülillah Müslümanım!" diyebiliyorsak...
Ve gururla "Türk'üm!" diye haykırabiliyorsak...
Bütün bunları... Mustafa Kemal Atatürk'e BORÇLUYUZ!
Seni fikirlerinle ve düşüncelerinle anıyoruz Atam...
Devrimlerini kıvançla yükselterek sonsuza dek koruyacağız!
Sevgi ve saygılarımla!
Etiketler:
10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü,
milat,
seni anıyoruz,
sömürü,
zulüm
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









.jpg)

