25 Aralık 2008 Perşembe

Blair Kur'an Okuyormuş!
















Ülkeleri işgal edilen Afganlılar, katledilen Iraklılar, başına bombalar yağdırılan ve ülkeleri parçalanan Yugoslav halkları, zenginlikleri yağmalanan Afrikalılar... Ezilen tüm dünya halkları herhalde onu nefretle anarak, unutmayacaktır!.. İngiltere'nin eski başbakanlarından Tony BLAİR bir dergiye yaptığı açıklamada; “Kur’an okuyorum. Hem de her gün” diyor ve Hz. Muhammed'le ilgili de “O çok uygar bir liderdi” şeklinde açıklamalarda bulunarak dikkatleri üzerine çekmeyi bir yerde başarıyor.



Ekim 2001'de Amerika'nın Afganistan'a saldırısının baş destekçisi kim oldu? Tabii ki, Tony Blair. Sayısız katliam, işkence olaylarının sadece Amerikan ordusuna ait olmadığı, İngiliz askeri güçlerinin işkenceleri ile görüldü. Tüm bu saldırı ve işgallerde milyonlarca insanın kanı döküldü, milyonlarca insan yerinden yurdundan oldu, topraklarını terk etti, çocuklar babasız, analar evlatsız kaldılar; ülkeler parçalandı, aynı topraklarda yıllardır birarada yaşayan halklar birbirine düşman edildi ve halen süren bir iç savaş süreci başlatıldı.



Blair ise ne yaptıysa, İngiliz tekellerinin çıkarları için yaptı. İngiliz tekellerinin çıkarları, ABD politiklarına eklenerek, dünyanın yeniden paylaşılmasına neden oldu. Ülkelerin yağmalanmasından, talan edilmesinden ve sömürgeleştirilmesinden nemalandı. Irak'a yerleşen İngiliz petrol tekelleri bu gerçeğe en açık kanıttır. Blair'in, "Irak'ta işgale son!" diyenlere verdiği cevap, "Irak'tan çekilmemizi, Afganistan'dan çekilmemizi istiyorlar? Daha sonra nereye çekileceğiz?" diye cevaplar verebiliyordu.



Öte yandan BLAİR, işgal sırasında işgali ve kararını nasıl açıklıyor; "Irak konusunda karar verirken çok zorlandım. Ama Hıristiyanlık bilincim ve inancım, Irak’ı işgal konusunda etkili oldu. Verdiğim karar konusunda beni, Tanrı ve tarih yargılayacak...” Evet, sn. Blair! Sizi tarih ve insanlık vicdanı YARGILAYACAK! Bundan hiç kuşkunuz olmasın!



ABD Başkanı Bush'un en yakın müttefiki olarak bilinen Blair 2008'in başında, dünyanın büyük dinlerini bir araya getirmeyi amaçlayan bir vakıf kurmuştur. Zira bundan sonra da Blair'in sivil hayatında yeni bir görevi var!!!



Şimdi, bölge halkı ve coğrafyasının tarihsel süreci üzerinde biraz detay vermek istiyorum: Tarihsel süreç iyice incelendiğinde görülüyorki, İngilizlerin, Arap Yarımadası(Arap Yarımadası, Asya'nın güneybatısı ve Afrika'nın kuzeydoğusunda yer alan yarımada. Yarımada'nın büyük bölümü çöldür. İçerdiği petrol ve doğal gaz kaynakları nedeniyle jeopolitik açıdan önemli bir bölgedir.)'nın tarihsel, etnik kimliğine bağlı olarak varolan adını dahi harita üzerinde bulunduğu konuma göre kendilerince, yeniden isimlendirerek adeta bu bölgeyi kökten yapılandırma içerisine girdiğini net olarak görebiliyoruz. Öyle ki, mevcut cağrafyanın parçası halinde olan Arap adını dahi unutturup, yerini "Ortadoğu" tanımlaması ve isimlendirmesiyle sinsi planları kendini ele vermektedir. Fakat ne yazık ki, bu isimlendirmeye en önce karşı çıkacak olan Arap kavmi bile, kendi öz topraklarına, İngiliz gözüyle bakıp ve onlara adeta boyun eğerek bölgelerine önce yabancılaşıp ardından varlıklarıyla beraber tarih bilinçlerini de yitirerek yeni isimlerini kabulleniyorlar!



Arap Yarımadası'nda yeralan ülkeler; Suudi Arabistan, Yemen, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn (ada ülkesi), Kuveyt, Irak ve Ürdün'dür. Bunlardan Irak ve Ürdün topraklarının bir kısmı Arap Yarımadasının dışında kalır. Ülkemiz ise Arap yarımadası'nın kuzeyinde kalmaktadır. İngilizlerin bir eli de bizim ülkemiz üzerinde sürekli kendini hissettirmektedir. Zira topraklarımız üzerindeki emelleri, bitmek tükenmek bilmeyen planlarının birbiri ardına işlemesiyle kendini gösteriyor. İşte bu bağlamda da Irak, Afganistan işgalleri; ABD ve işbirlikçisi İngilizler tarafından gerçekleşti. Bu arada da İngiliz Prensi Mardin'e uğramadan edemedi. Hemen belirteyim sırada Süryani vatandaşlarımızı kışkırtma planları var. Mardin'e özel ilgileri de bundan olsa gerek. Yine Kürt vatandaşlarımızı da ayrıca planlarının içerisinde tutarak malum kışkırtmalarını sürdürüyorlar.



Amerika ile birlikte yürüttükleri "bölgesel planlarını" sürdürürken bu bölgede, ölen ve katledilen milyonlarca müslümanların artık haddi ve hesabı bilinmiyor. Bu arada da bilindiği üzere Kur'an-ı Kerim'e ve Hz. Peygamberimize sık sık yapılan hakaretlerin başında gelen Salman RÜŞDİ'ye "Şeytan Ayetleri" isimli kitabından ötürü bizzat BLAİR hükümeti tarafından nişan ödülü verilmesi ve Kraliçe'nin de bu ödülü "Topluma yapılmış bir hizmet" olarak değerlendirmesini hatırlayarak Tony BLAİR'in dinimize karşı övücü sözlerini doğrusu samimiyetten uzak tipik bir planın parçası olarak görüyorum. Zira yakın geçmişte Kraliçe Hanım da ülkemizde göstermelik hareketler de bulunarak, bizlere şirin (!) görünme çabalarını sağolsunlar eksik etmediler! Yani bir yandan dövüyor, öte yandan pansuman ediyor görüntüsünü sergiledikleri kesin!



Aslında çok iyi bildiğim şey; Blair, resmî görevdeyken gözünü bile kırpmadan ölmelerine müsade ettiği Müslümanlara ve yine zaman zaman basından edindiğimiz bilgiler ışığında, kutsal kitabımıza ve kutsal mekanlarımıza yapılan saldırılara, sesini çıkartmadan izlemesi, onaylaması anlamı taşımaktaydı. Şimdi de, dünyanın büyük dinlerini biraraya getirmek (!) için kurduğu vakıf adına konuşuyor herhalde. Öyle ya, sivil olarak da bir görevi var; işte bu görevini iğfa etmek üzere olsa gerek, Müslümanları birden korumak (!) ve övmek (!) için yola çıkmış görünüyor. Allah korusun!.. Bu görevini de bir başka istismarla yine bizlere zarar verebilecek, muhakkak sinsi planları var demektir. O halde bizler, hiç bir konuda BLAİR'in ne korumasını ne de övmesini hiç mi hiç İSTEMİYORUZ!!! Koruma ve övücü durumları bugüne kadar yaptıklarıysa, biz bunlardan dolayı onlara kin ve düşmanlık besliyoruz!!! Bunu da, hergün Kur'an-ı Kerim okuduğunu söyleyen BLAİR'e ithaf ediyorum; Kin ve düşmanlık sadece zalimlere karşı olacaktır. Yani, "Fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. Eğer çarpışmaktan vazgeçerlerse artık zulme sapanlardan başkasına düşmanlık edilemez." BAKARA SÛRESİ 193.



Söylediği üzere BLAİR, yüce kitabımızı okuyormuş! O halde, Bakara 193'ün de ne demek istediğini çok iyi anlayacaktır! Dolaysıyla da bizim de tavrımızı, herhalde anlayışla karşılar diye düşünüyorum! Bir de Hz. Peygamberimiz için "O çok uygar bir liderdi” diyor. Kendilerine bir uyarım olacak; Hz. Muhammed lider değil, Allah'ın KULU ve ELÇİSİDİR! Kısacası PEYGAMBERdir!!! Lider tanımlaması yapılamaz! Haa, bu arada Blair ile röportaj yapan Patrick Schwarz’ın, Irak ve Afganistan operasyonları sırasında Müslümanların baskı gördüğünü söylemesi üzerine Blair, “Kim baskı görüyor? Biz bu ülkeleri, iki büyük diktatörün elinden kurtardık” dedi. Yorumu size bırakıyorum!


Sevgi ve saygılarımla!

3 yorum:

  1. Bir iki yüzlülük örneğini çok güzel yorumlamışsınız. Teşekkürler. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil
  2. Öncelikle sizi tebrik etmek istiyorum. Allah sizden razı olsun. Dinimizle müslimanlarla uğraşanlar yıllarca haçlı zihniyetiyle saldırılar düzenleyip zulüm ve işkence eden bu kan emiciler dediğiniz gibi nasıl olduda imana geldiler.Biliyorum gelmediler sadece takdik yaparak islama yakınlık göstererek islamı yok etmeye müslimanlşarı katletmeye Allahın onlara bağışladığı doğal zengimnlikleri vampirgibiemmeye çalışıyorlar Unutmayalım iblisden daha fazla ibadet eden varmıydı yok içindeki kötülük ve gurur onu Allaha başkaldırmakdan sinsi emellerini yerine getirmekden kısaca gurururundan uzaklaştırmamış ve isyan ettirmiştir.Evet değerli arkadaşım bu zamanın iblisleri de ingiltere amerika ve onların yöneticileridir.Asrın firavunlarıdır.Allah onları lanetlesin.Yazılarınızdan dolayı allah sizden razı olsun.Kaleminiz kuvvetli bilginiz daim olsun şahsım ve tüm islam alemi adına teşekkür ederim.Ayet tam manasıyla konuya uygun olmuş.Allah şahid olsunki Allah ı tebliğ ettiniz.Şahitlikederim.

    YanıtlayınSil
  3. tülaycım yazın bir harika ama ben bu sefer resimlerede vuruldum özellikle o ley ley demokrasi geldi diye oynayan kadın,ona şimdi AYAKKABI mı demokrasimi neden oynuyorsun? diye sormak lazım.Bağımsızlıklarını güle oynaya başka devletlere altın tepside sunanlar başka devletlerin oyuncağı olmaya mahkumdurlar! LEY LEY LEY BUNU UNUTUYOR. SİNEM ÇİÇEK

    YanıtlayınSil