22 Aralık 2008 Pazartesi

Şehit Asteğmen KUBİLAY'ı Anarken...











Mustafa Fehmi Kubilay. Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet öğretmeni.
1930 yılında İzmir'in Menemen İlçesi'nde askerlik görevini yapıyor. Menemen’de 23 Aralık 1930’da şeriat isteyenler tarafından öldürüldü. Olaylara müdahele etmek isteyen iki bekçi de katledildi.
Genç Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı; "Menemen Olayı - Kubilay Olayı" olarak tarihe geçti. Şimdi olayın nasıl geliştiğini kısaca aktaracağım:
*
********
*
"Sabahın erken saatlerinde, çember sakallı, başlarında sarık, sırtlarında cüppe, Manisa'dan o gün gelmiş dördü silahlı altı meczup, belediye meydanında tekbir getirerek gezinmeye başladı. Manisa tarafından gelen, dördünün adı Mehmet ikisinin de Hasan olanlar;23 Aralık 1930 da sabah namazından sonra camiden aldıkları Yeşil Sancağı yola dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya çalışırlar. Katılmak istemeyenlere 70 bin kişilik bir Halife Ordusunun beklediğini ve onların öncü olduklarını belirtirler. İstedikleri şeriattır. Karşı çıktıkları Cumhuriyettir, Atatürk ilke ve Devrimleridir.


Böylece tekbir getirerek sancağın etrafında dönmeye başlarlar. “Şapka giyen kafirdir, din elden gidiyor, saltanatı geri getireceğiz” diyerek bir isyan hareketi başlatmak isterler. Menemen’de yedek subay öğretmen olarak görev yapmakta olan Kubilay bu hareketi bastırmak için bir manga askerle olay yerine gelir. Askerlerin yanından ayrılarak tek başına onların arasına girip teslim olmalarını ister. Onlardan biri ateş ederek Kubilay’ı yaralar. Karşıdan bunu gören askerler ateş açarlar. Fakat tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan kuru sıkı vardır. Bu yüzden onlara tesir etmez. Böylece Derviş Mehmet ve arkadaşları; "bize kurşun işlemiyor” diyerek halkı kandırmaya çalışırlar.


Elebaşı, Giritli Derviş Mehmet, yanında da Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan vardı. Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini "Mehdi" olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söyledi. Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyledi. Camideki yeşil bayrağı alıp uzun bir sopaya taktılar ve Menemen şehir meydanında kazdıkları bir çukura diktiler. Bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye ve "Şapka giyen kafirdir! Yakında yine şeriata dönülecektir." diye bağırmaya başladılar. Kasabaya halife ordusunun geleceği iddiası saf insanları korkuttu.


Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla, bir bilgiye göre; alay komutanı, yedek subay Kubilay'ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderdi.


Askeri birlik olay yerine ulaştığında Asteğmen Kubilay ve askerlerin silahlarında mermi bulunmamaktaydı süngü takmışlardı. Kubilay, askerlerini meydan girişinde bırakarak, göstericilerden teslim olmalarını istedi. O anda gruptan açılan ateş sonucu yere düştü.


Görgü tanıklarının genellikle doğruladıkları üzere, Kubilay yaralı halde cami avlusuna sığındıysa da, Derviş Mehmet ve arkadaşları peşisıra geldiler. Derviş Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkardı ve yaralı Asteğmen Kubilay'ın başını kesti.


Kesik başı yeşil bayrağın sopasına dikmeye çalıştılar ancak başaramadılar. Birisi ip getirdi ve Kubilay'ın başı yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlandı. Olay yerine yetişen Bekçi Hasan ateş edip gruptan birini yaraladı. Ancak açılan ateş sonucu o da öldü. Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu öldü.


Bu aşamada askeri birlik yetişir. Komutan "Teslim olun!" diye bağırır. Ancak olay çatışmaya dönüşür ve askeri birlik ateş eder. Göstericilerden Derviş Mehmet de dahil bazıları yere serilirken, bazıları kaçar. Daha sonra hepsi birden yakalanır."
Kaynak: Mustafa Müftüoğlu, Menemen Vak'ası, Risale Yayınları, İstanbul, 1991, s.70-71
wikipediaorg" adresinden alındı.
*
**********
*
Yüce Türk milletine buradan anlatmak istediğim şudur; tarihten bu yana üzerimizde oynanan oyunlar çok açık ortada. İstenilen tek şey Anadolu'dan bizlerin KOVULMASIDIR!!! Doğu Bizans imparatorluğu'nun yıkılarak yerine Türklerin buralarda hüküm sürmesi hıristiyan aleminde bir şok olarak algılanıp, bunu asla kabul etmediler!!! İşte, tarih boyu Türk ve müslüman kavramı onlarda bir tarvma yaratmıştır. Daha sonraları da çeşitli bizans oyunlarıyla bizlerin yok edilmesi çabaları süregelmektedir. İşte genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve milletinin hassas noktası, din duygularının kullanılmasıdır. İşte bu noktada tüm islam alemi üzerinde ve coğrafyasında müthiş başarılar kaydetmişlerdir!!! Bir tek engel ülke Atatürk Cumhuriyeti'dir. Bunu yıkmanın tek yolu da dini duyguların istismar edilmesinden geçmektedir. Bakınız; Kubilay olayı da buna ibret bir örnektir. Çıkarcı ve cahil kesimlerin de destekleriyle milletin birbirini boğazlaması rahatlıkla gerçekleşmektedir.
*
*********
*
Bizler bu oyuna gelmemeliyiz!!! Şimdi, bir düşünelim ve aklı selim olayları tartalım; bu ülkede kim dinini rahat yaşayamıyor? Çok şükür ezanlarımız okunuyor! Camilerimizde özgürce ibadetlerimizi yapıyoruz! Ramazan ayımızı mutlu mutlu, huzur içinde yaşayıp, orucumuzu tutuyoruz! İstediğimiz şekilde sivil alanlarda giyinip gezebiliyoruz! Kutsal günlerimizi huzur içerisinde yaşayıp, kutlamalarımızı yapabiliyoruz! Özgürlüğün verdiği güçle baskıdan, zulümden uzak yaşamımızı idame ettirebiliyoruz! O halde neyimizde kusur kalıyoruz? Bunu iyi anlayabilmemiz için işgal altındaki Irak ve diğer müslüman ülkelere bakarsak, çok şükür! demenin huzurunu görebilieceğiz! Bu huzuru kaybetmemek için millet olarak dirliğimize göz dikenleri iyi algılamak zorundayız! Zira tarih herşeyi çok iyi gösteriyor! Yeterki, olayları iyi okuyup, değerlendirebilelim. Geç kalmadan üzerimizde oynanan oyunları bilelim! Çok değil Bulgaristan'da müslümanların çektiği zulmü hatırlayalım; Irak'da camiilerde müslümanların ibadet ederken öldürüldüklerini televizyonlardan izlemedik mi? Filistin'de El Ezher Camii'ne belli bir yaş altındakilerinin giremediklerini duymadınız mı? Bütün bunlar yaşanırken bizler elimizin tersiyle sahip olduğumuz huzurumuzu bozmak akıl kârı mıdır? İnanıyorum ki, bu kötü niyetler bu asil milletin sağduyusuyla hayata geçmeyecektir!!!
*
********
*
Gurur duyduğum ülkemle, kurucusu olan büyük Atatürk'ün, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken TBMM çatısı altında; "TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ni KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR." diye tanımlamasının tercümesi şudur; "Dil, din, ırk, mezhep ayrımı yapılmaksızın bu ülkeye bağlı olan ve sahiplenen herkesi bir çatı altında tutulması adına da TÜRK MİLLETİ denir" anlamı çıkmaktadır. Bu vesileyle Cumhuriyet şehidimiz Asteğmen Kubilay'ı saygıyla anıyor, tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun diyorum. Sevgi ve saygılarımla!

1 yorum:

  1. Cumhuriyet şehidimiz Mustafa Fehmi Kubilay'ı saygıyla anıyor ve bu vatan uğrunda toprağa düşen bütün şehitlerimize minnet duyuyorum. Ruhları şad olsun. Sizlere de bu güzel ve anlamlı yazınızdan dolayı teşekkür ederim. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil