27 Aralık 2008 Cumartesi

Millî Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'u Unutmayacağız!







İstiklâl Marşı'mızın Yazarı ve Millî Şairimiz; Mehmet Âkif Ersoy'un aramızdan ayrılışının bugün 72. yılı. 1873 / 1936

*******

Mehmet Âkif Ersoy Mayıs 1920'den sonra Kurtuluş Hareketi'ne fiilen katılır. Konya'da çıkan bir isyanı bizzat yerine giderek bastırılmasına yardımcı olur. Bundan sonra mücadelesini Ankara ve çevresinde sürdürür. 19 Ekim'de Kastamonu Nasrullah Camii'nden verdiği vaaz, Kurtuluş Savaşı'nın desteklenmesi bakımından önemlidir. Mehmet Âkif burada, Devlet-i Aliye'nin düştüğü kötü durumu, Sevr Antlaşması'nı kabul etmenin Türk milletini esarete mahkum edeceğini bütün açıklığıyla anlatır. Bu konuşma, o sırada Ankara'da basılmakta olan SEBİLÜRREŞAD Dergisinde çıkar. Bu konuşmanın, halkın büyük bir şevkle Millî Mücadele'ye katılmasında önemli rol oynar.

*********

Mehmet Âkif, 25 Aralık 1920'de Burdur Mebusu sıfatıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne seçilir. 12 Mart 1921'de TBMM'de, İSTİKLÂL MARŞI bütün milletvekillerinin oyu ile birinci seçilir ve Millî Marş metni olarak kabul edilir. Ersoy, Millî Marş için önceden teklif edilmiş olan o zamanlar için oldukça önemli bir meblağ sayılan 500 lirayı da Türk Ordusu'na hediye eder.
SAFAHAT / Akçağ Basım


"Kim Müslümanların derdini kendine mal etmezse, onlardan değildir" Hadis-i Şerif

Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...
Âlem aldatmaksa maksat, aldanan yok, nâfile!
Kaç hakikî Müslüman gördümse: Hep makberdedir;
Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir!
İstemem dursun o pâyansız mefâhir bir yana…
Gösterin ecdâda az çok benzeyen bir kan bana!
İsterim sizlerde görmek ırkınızdan yâdigâr!
Çok değil ancak! Necip evlâda lâyık tek şiâr.
Varsa şayet, söyleyin bir parçacık insâfınız:
Böyle kansız mıydı – Hâşâ – kahraman eslâfınız ?
Böyle düşmüş müydü herkes ayrılık sevdâsına?
Benzeyip şîrâzesiz bir mushafın eczâsına,
Hiç görülmüş müydü olsun kayd-ı vahdet târumâr?
Böyle olmuş muydu millet can evinden rahnedar?
Böyle açlıktan boğazlar mıydı kardeş kardeşi?
Böyle adet miydi, bî-pervâ, yemek insan leşi?

*******

Irzımızdır çiğnenen, evlâdımızdır doğranan!
Hey sıkılmaz! Ağlamazsan, bâri gülmekten utan!…
“His” denen devletliden olsaydı halkın behresi:
Pâyitahtından bugün taşmazdı sarhoş nâ’rası!
Kurt uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi,
Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.
Lâkin aşk olsun ki, aldırmaz da otlarmış eşek,
Sanki tavşanmış gelen, yahut kılıksız köstebek!
Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı…
Hasmı, derken, çullanmışlar yutmadan son lokmayı!..

******


Bir hakikattir bu, şaşmaz, bildiğin üslûba sok:
Hâlimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.
Burnumuzdan tuttu düşman, biz boğaz kaydındayız!
Bir bakın: Hâlâ mı hâlâ ihtiras ardındayız!
Saygısızlık elverir… Bir parça olsun arlanın:
Vakit çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın!
Davranın haykırmadan nâkûs-ı izmihlâliniz…
Öyle bir buhrâna sapmıştır ki, zirâ haliniz:
Zevke dalmak şöyle dursun, vaktiniz yok mâteme!
Davranın, zîra gülünç olduk bütün bir âleme,
Bekleşirken gökte yüz binlerce ervâh, intikam;
Yerde kalmış, naşa benzer kavm için durmak haram!
Kahraman ecdâdımızdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa: İstikbâlinizden korkulur, pek korkulur!
13 Haziran 1329 (1913)

********

"Kimin bu dünyada gözü kapalı ise âhirette de kapalıdır, hatta oradaki şaşkınlığı daha ziyâdedir." İsrâ, 72
SAFAHAT; Sf:324 / 325

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu?
*
******
*
Bu anlamlı dizelerle sağlam karakteriyle milletimizin inancını, acısını, kaderine ortak duygularıyla heyecanını kalbinde hissederek yazdığı bir çok şiirlerinde Kurtuluş Mücadele'mizin önemli meşalesini yakmıştır. Hasta yatağında ise, "Allah, bu millete bir daha istiklâl Marşı yazdırmasın!" diyerek çekilen acıların ve zorlukların altını önemle bir kez daha çizmiştir.
Millî Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'ı sonsuz saygı ve minnet duygularımızla anarak, ruhu şâd olsun diyorum. Sevgi ve saygılarımla!

1 yorum:

  1. Mekanı cennet insanlardan Mehmet Akif Ersoy'u rahmatle anıyor size de bu anlamlı yazıdan dolayı teşekkür ediyorum...Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil