3 Mart 2009 Salı

Halifeliğin Kaldırılması ve ATATÜRK








Halife sözcüğü Arapça kökenli olup Hz. Peygamber'in dünya işlerine vekaletini anlatır. Halifelik İslami siyasi ve hukuki yönetim makamına ve yönetime verilen isimdir. 16. yüzyılın başında Yavuz Sultan Selim'in Memluklara son vermesiyle birlikte halifelik Osmanlı Devleti'ne taşınmıştı.

*
*****
*
Saltanatın kaldırılmasından ve Padişah Vahidettin'in İstanbul'dan ayrılmasından ve İngiltere Hükümeti'ne sığınarak Malta'ya kaçdıktan sonra, TBMM 18 Kasım 1922'de halife olarak Abdülmecit Efendi'yi seçti. Eski rejim yanlılarının bundan böyle, Abdülmecit Efendi tek umutları haline gelmiştir. Bundan güç alan Abdülmecit Efendi de, bir takım faaliyetlere kalkıştı. Bazı İslam ülkelerinin kendisine bağlılık bildirmeleri üstüne, İslam dünyasının siyasi bir önderi gibi davranmaya başlamıştı. Bu durumun cumhuriyet yönetimine ve Türk ulusuna zarar verebileceğini gören Atatürk; hilafetin kaldırılması konusunda düşüncesini açıklayarak, konuyu meclis gündemine taşıdı.
*
******
*
3 Mart 1924 tarihinde; halifelik kaldırılmıştır. Atatürk Söylev'de bu konu ile ilgili düşüncelerini şu şekilde açıklamıştır:

"Açık ve kesin söylemeliyim ki, Müslüman halkı bir halife korkuluğu ile uğraştırmayı ve kandırmayı sürdürmek çabasında bulunanlar, yalnız ve ancak müslümanların ve özellikle Türkiye'nin düşmanlarıdır. Böyle bir oyuna kapılmak da ancak ve ancak bilisizlik ve aymazlık belirtisi olabilir. Rauf Beylerin, Vehip Paşaların, Çerkez Ethem ve Reşitlerin, bütün yüz elliliklerin, halife ve padişah soyundan olanların, bütün Türkiye düşmanların el ele verip bize karşı ateşli olarak çalışıp uğraşmaları, din uğruna mı yapılmaktadır? Sınırlarımıza bitişik yerlerde yuvarlanarak, bugün de Türkiye'yi yok etmek için "Kutsal Ayaklanma" adı altında haydut çeteleriyle, cana kıyma düzenleriyle bize karşı durmadan çılgınca çalışmaların amaçları gerçekten kutsal mıdır? Buna inanmak için büsbütün bilisiz ve aymaz olmak gerekir.
Müslümanları ve Türk ulusunu bu kerteye düşmüş saymak ve Müslümanlık dünyasının vicdan arılığından, yaratılış inceliğinden alçakça ve canavarca amaçlar için yararlanmayı sürdürmek, artık o denli kolay olmayacaktır. Saygısızlığın da bir ölçüsü vardır." SÖYLEV sf: 311-312 / Baki KURTULUŞ
*
********
*
Atatürk'e halifelik önerilmesi üzerine; Atatürk, Müslümanların kendisine olan güvencinden çok duygulandığını belirttikten sonra Rasih Efendi'ye şu karşılığı verir:
"Siz din bilginlerindesiniz. Halife'nin devlet başkanı demek olduğunu bilirsiniz. Başlarında kralları, imparatorları bulunan halkın, bana ulaştırdığınız dilek ve önerilerini ben nasıl kabul edebilirim? Kabul ettim desem, o halkın başındaki kişiler bunu isterler mi? Halifenin buyrukları ve yasakları yerine getirilir. Beni halife yapmak isteyenler buyruklarımı yerine getirebilecekler midir? Bu duruma göre, yapacak işi ve anlamı olmayan bir kuruntu sanını takınmak gülünç olmaz mı?" Söylev sf: 311
*
*****
*
Halifeliğin kaldırılması, eski rejim taraftarlarının umutlarını söndürmüştür. İçte ve dışta bağımsızlığı getirmiştir. Avrupa ile aynı prensiplerde buluşulmasına yardımcı olmuştur. Büyük Atatürk'ün bu anlamdaki bir sözüne yer vermek isterim:

“Bizde Ruhbanlık yoktur. Hepimiz eşitiz ve dinimizin hükümlerini eşit olarak öğrenmeliyiz. Her fert dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır, orası da mekteptir. Nasıl ki, her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahiplerini yetiştirmek lâzım ise, dinimizin gerçek felsefesini tetkik ve bilimsel fenni telkin kudretine sahip olacak güzide ve gerçek büyük alimler yetiştirecek yüksek kurumlara da malik olmalıyız.” Söylev ve Demeçler; 2/94

Sevgi ve saygılarımla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme