11 Temmuz 2009 Cumartesi

SOYKIRIM!!!
















İnsanlık yine kendi elleriyle yarattığı vahşetin içerisindeki utanç tablosunu sessiz sedasız izleyerek, tarihe kara bir leke daha yazmaya koyuldu. Doğu Türkistan'da, sokaklar ceset parçalarıyla görüntüleniyor! İnsan avının adresi, Urumçi'de!.. Türkler avlanıyor, katlediliyor, zindanlara tıkılıyor!.. Suçları mı? Ortada "beynelmilel" kabul görülmüş bir "suç" var; "Türk" olmak! Dahası "Müslüman" olmak! İşte bu kavramlar potansiyel "suçlu" olmak için yetiyor da artıyor bile!..



Çin'de yaşanılan bu soykırım karşısında ise, hani şu "insan hakları" nın bekçileri, nedense ortada yok! Kıyamet koparılmıyor! Baskılar yapılmıyor! Peki niye? Çünkü katledilenler Türk de ondan! Kıyıma uğrayanlar Müslüman da ondan! İyi de bizim içimizde hani "aydın"lar vardı ya, Ermenilere sözde "soykırım" yapmışız filan iftiralarına koşulsuz destek verenler; işte onlar, şimdi niye ses çıkarmıyorlar? Niçin imza kampanyaları yürütmüyorlar? Ne oluyor? Hani bir anda "Hepimiz Ermeniyiz" diye meydanlarda bağıranlar neredeler? Binlerce Türkistanlı, zulüm görerek kıyıma uğruyor!.. Kültürleri, aile bağları heba edilerek derdest ediliyor!.. Bu masum insanlar, ne suç işlemişlerde bu muameleye maruz bırakılıyor? Herkes gibi onların da kültürlerini, inançlarını yaşayarak, yaşatmak hakları değil mi? Üstelik orası Türklerin ana yurdu..!


Evet; dünya üzerinde bağımsızlığı olmayan ne kadar Türk ve Müslüman varsa, bunların hepsi de bir şekilde zulme uğruyor ve uğratılıyor. Fırsat yaratılıp soykırıma mağruz bırakılıyor. Ya da "entegrasyon" adıyla baskı altına alınarak, inançları, dilleri, kültürleri hatta isimleri dahi değiştirilmeye zorlanıyor. Yakın zamanda gerçekleştirilen soykırımların daha hesabı sorulmadan, üzerine yenileri ekleniyor. Bulgaristan'da, Kafkasya'da, Kıbrıs'ta, Balkanlarda, yapılan kırımların üstü kapatıldı. Ardından Irak'da, Afganistan'da milyonlarca insan katledildi. Kerkük'te, Telafer'de şu anda sürmekte olan vahşet de cabası. Keza Lübnan'da ve Filistin'de yapılanlar artık insanların makûs talihi olarak kanıksatılıyor.



Bütün bu gelişmelerle çevrili yaşadığımız coğrafyada, 1919 yılında başlatılan Kurtuluş Savaşı'nın ardından kurduğumuz Atatürk Cumhuriyeti felsefesi ile, BAĞIMSIZLIĞIMIZI elde ederek, onurlu duruşumuzu sürdürebilen tek Müslüman ülke biz kaldık. İşte onun içindir ki, üzerimizde sık sık oyunlar oynayarak bizi bölmek ve yutmak peşindeler. Zira sık sık ilgilendikleri ve kaşıdıkları konu neydi? İşte bizleri etnik kökende ırksal ve mezhepsel ayrışmaya zorlamaları. Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Laz, Çerkez vs. Ardından, cemaatleştirmenin yolarını açarak, bizleri Atatürkçü, İslamcı diye içten içe kardeş düşmanlığına sevk etmeye çalışıyorlar. Bu türden ayrılıkları başardıkları an, bilinmeli ki bugün Çin'de, Kerkük'te, Telafer'de ve diğer bölgelerde soydaşlarımıza yapılanların daha fazlası bizim için de yapılmaya çalışılacaktır! Bundan hiç ŞÜPHE duyulmasın! Farkında dahi olmadan içimize atılmaya çalışılan ayrılığa dayalı "düşman"lıkları iyi okuyarak anlamak zorundayız! Bizler asırlarca beraber yaşadık, yaşamaya da devam edeceğiz. Çünkü, bizim başka bir ülkemiz yok! Olanı da hoyratça harcayacak kadar, lükse sahip değiliz. Gün birlik ve beraberliğin sahiplenileceği gündür.



Yaşanılan bu acı gelişmeler, çok sinsice planlanmış zincirin halkaları olarak görülmelidir. Zira Yugoslavya parçalanmadan önce Mareşal Tito'nun önemli bir açıklamasını yeri gelmişken hatırlatmak isterim. Şayet Yugoslavya parçalanırsa o zaman dünyanın düzeni de değişecektir. Bu düzen de emperyalistlerin kontrolünde olacaktır. Emperyalistleri durdurabilecek bir tek güç ise, Anadolu'dur! İşte bu durum tespiti ile Tito aslında bugünleri daha o zamanlar görmüş. Zira bugün Yugoslavya paramparça oldu. Etnik ayrışmaya maruz bırakıldı. Ulus olarak "durumdan vazife" çıkarmamız gerekir mi? Yorum yok!
Bu duygularla Uygur Türklerine yapılan zulmün ve katliamın bir an evvel durdurulması yönünde adımların ivedilikle atılmasını tüm dünyaya ve insanlığa haykırıyor, yaşanılan gelişmeleri de lanetleyerek kınıyorum!
Sevgi ve saygılarımla!

2 yorum:

  1. "Geçen yıllar acıları unutturmadı


    Sırpların 8 binden fazla Bosnalıyı öldürdüğü Srebrenitsa katliamının 14. yıldönümü yürekleri parçaladı.



    Binlerce Müslüman Bosnalının vahşice katledildiği Srebrenitsa’da dün yine acı ve gözyaşı hakimdi. Barış Gücü’nün Sırplara teslim ettiği kasabada 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük katliam yaşanmıştı. Soykırımın eli kanlı katilleri Karadziç ve Mladiç ise hala yakalanamadı."

    Yeniçağ Gazetesi / 12 Temmuz 2009

    YanıtlayınSil
  2. Evet hocam sizin de değindiğiniz gibi Türkler ve Müslümanlar şu an bütün dünyada zulüm görüyor. Acaba tarihimizde egemenliğimiz altındaki uluslara zulmetmediğimz için mi cezalandırılıyoruz? İnsan hakları borazancıları ortada yok. Sincan ağlıyor... Yazık ama çok yazık. Yazınız için teşekkürler. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil