2 Aralık 2009 Çarşamba

Aç, aç, aç!..












"Ben yaşayabilmek için, kesin olarak bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım. Bu yüzden ulusal bağımsızlık bence bir hayat sorunudur." Atatürk



Sözün dönüp dolaşıp dayandığı yer olan Batılı devletlerin Müslümanlara çatması olunca, doğal olarak emperyalist haçlı güçler karşısında yüreğimizin kabardığını hissediyoruz. Zira onların, amaçları da bu olsa gerek... Başka türlü nasıl yorum yapacağımı düşünmek istemiyorum. Aslında bu konunun uzmanları da yine sözde "Demokles'in kılıcı" gibi görünmeye çalışan bu güçler... Tıpkı Mehmet Akif'in dile getirdiği üzere tam bir "Tek dişi kalmış canavar!" misali toplum mühendisliği yaparak, bir milleti nasıl çökertebileceklerinin ince ince planlarını akıl almaz bir şekilde hayata geçirebiliyorlar. İşte son yaptıkları FAŞİST eylemlerinde görüldüğü gibi...


Sözde demokrasi havarileri kesilen Batılı devletler, zemin yarattıkları her şartta Müslümanlara, kinlerini kusmaya devam etmekteler. Nitekim, Danimarka'da yaratılan karikatür krizi, ardından Hollanda'da çevrilen film, derken Hz. Peygamberimizi karalayan kitaplar falan falan. Görüldüğü üzere saymakla bitiremeyeceğimiz kadar senaryolar... Hepsinin altında kin, nefret ve düşmanlık yatıyor. Oysa bakınız bu anlı şanlı demokrasi hamileri; "Avrupa Birliğinin “tüm dinlere özgürlük ilkesini benimsedikleri" yönünde durmadan ahkâm kesiyorlar!..


İsviçre; evet bu ülke sözde medeniyetin, demokrasinin, kişi hak ve özgürlüklerinin tam manasıyla işletildiği (!) yer!!! Vay be!.. İnsan kendini birden bir garip hissediyor, bu büyülü sözler karşısında!.. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil işte! Bakınız bir vatandaşımız, nasıl bir haykırışla seslenmiş;


"Ben İsviçre'den, demokrasinin beşiği dedikleri bir ülkeden sesleniyorum.
29 Kasım tarih yazdı.
Artık din özgürlüğü yok burada, eğer bir Ermeni'yi aşağılarsanız hapis ve para cezasına çarptırılıyorsunuz. Aynı zamanda Müslüman'ım dediğinizde de artık para cezası alabilirsiniz.
Manşet atınız "kara gün" diye. Devrim ACAR" Hürriyet, Yalçın BAYER / 01 Aralık 2009

Tabii bir düşüncenin, özgürce ifade edilemediği ve ifade edilirse kesin hapis ya da para cezasına çarptırılması gibi faşizanca baskının uygulandığı yer de İSVİÇRE!!! Nedir o düşünce derseniz; Türklerin, Ermenilere karşı "soykırım" yapmadığını ifade etmek, kanıtlamak ve bu bir yalan demek; SUÇ!!! Üstelik bu düşünceyi bilim adamları da yapamazmış!.. Peki o zaman; nerede kaldı bunların, düşünce, inanç ve fikir özgürlüğünü savunmaları?..Ha, bu arada Yunanistan'da müftülerimizin seçimine kadar müdahale edenler, adı TÜRK olan her şeye yasak getiren zihniyet; kendilerini "insan hakları" savunucuları (!) sayıyorlar, öyle mi?.. Yok öyle bir şey; aslında yapmaya çalıştıkları tek şey, bu sözleri kullanarak, Türk kimliğini yok edip, bizi birbirimize kırdırmaktır! Asıl kinleri de, atalarından devraldıkları Haçlı savaşlarının devam ettirilmesi!.. Anadolu topraklarını ele geçirmek... İstanbul'un fethinden bu yana travma yaşayan bu haçlı zihniyet; bir şekilde bizleri, Anadolu'dan sürme hâyâlini üzerlerinden atamadılar. Zira her fırsatta Anadolu'nun her bir köşesinde kiliseleri yeniletmek ve ayine açmak gibi isteklerini "AB kriterleri" altında dayatmada bulunuyorlar!..


Peki şimdi, 300 binin üzerinde Müslüman'ın yaşadığı İsviçre'de, minareyi yasaklama gibi bir zihniyeti, hangi kefeye koymak gerekiyor? O vakit sormazlar mı adama; "Sen hangi yüzle Türkiye'de hiç bitmeksizin, durmadan kilise açmaya kalkıyorsun" diye? Yok Sümela'yı ibadete aç!.. Yok Akdamar'ı yenile, ibadete aç!.. Yok Ayasofya'yı iste!.. Yok Ruhban Okulu'nu aç!.. Aç, aç, aç!.. Başka bir emriniz?..


Kısaca, faşistce yaklaşımlarını sözde "referandum"a bağlayarak, gerçek emellerini ortaya döken bu "Tek dişi kalmış canavar"lara, buradan hatırlatmakta fayda gördüğüm bir kaç cümlem olacak; 1. Biz, şimdi bu zihniyetin içerisine mi girmeye çalışıyoruz? Yani kiliselere, çan seslerine; "EVET", minarelere, ezan seslerine; "HAYIR" öyle mi? 2. Bu yaptığınız eylem "Nazi Almanyası"nın aynısıdır! O dönemde de halk oylaması bahane gösterilerek faşizmin, soykırımın en âlâsı yaşandı!!! 3. Çok yakın bir tarihte; "Belene Kampı" denilen yerde, Müslümanlara karşı bir insanlık suçu işlenmişti. İşte o uygulama içerisinde de aynı şeyler mevcuttu!!!


Netice itibariyle varmak istediğiniz bizlerin; "yok" edilmesi ve Anadolu üzerinde bir "kıyım"ın yaşatılmasıdır. Evet bu büyük hâyâlinizi gerçekleştirmek için elinizden geleni ardınıza koymadığınız da kesin! Ancak; 1919'da dersinizi aldınız!!! Bunu bir daha denemeye kalkmayınız!!! Zira "Bedir Savaşı" ile başlayıp, "Kurtuluş Savaşı"yla şimdilik noktalanan bu emperyalist akımlara, asla geçit vermeyeceğiz!!! Hz. Muhammed'in ÜMMETİYİZ!.. Büyük Atatürk'ün de ASKERLERİYİZ!.. Bilmem hatırlatmamda bir sakınca var mı?!

Sevgi ve saygılarımla!


2 yorum:

  1. İnsanoğlu yaşadığı hayatın,bulunduğu çevrenın,her sabah selamlaştığı komşusunun kıymetini kaybedince anlarmış.Erdem;kaybetmeden önemini anlamak olsa gerek.Türk Milletinin önemi İslamiyeti doğduğu topraklardan alıp 3 kıtaya yaymasıolduğundan tek dişli canavarların kuyruk acıları bitmeyecektir.
    Her ülke toprağında farklı kökenden insanlar yaşamaktadır.Ama yüzlerce yıl aynı adı aynı kaderi paylaşan insanlarımızı birbirine karşı kışkırtarak kardeşliğe zarar vererek bu ülkenin bölünebileceğini hesaplayan mihrakların hesaba katmadıkları çok önemli bir şey var.Türk insanı yaşamayı sevdiği kadar ölmeyide sever.Ve asla boyunduruk takmaz.Takmadıda.
    Vatan için ölmeye değecek asil bir inanç ,bu ülkeyi vermeyecek kadar şehit, tarihte türklüğümüzle övündürecek Atatürk gibi bir öndere sahibiz.
    Satılmış kişilikler hep oldu ve bundan sonrada şahsi menfaatlerini önde tutanlar olacaktır.Ama TC ilelebet payidar kalacaktır.Ethem TURAN

    YanıtlayınSil
  2. Evet bu olayla AB'nin gerçek yüzü bir kez daha ortaya koyuldu. Haçlı hiçbir zaman Haçlılığından vazgeçmez. Türk milletinin bir an önce bu hatadan dönmesi için biz de AB referandumu yapalım. Eminim ki bu millet bu haçlı zihnyetiyle beraber olmaya karşı çıkacaktır. Çağdaş uygarlığa sadece AB ile ulaşılmıyor. Çağdaş olmak isteyen devletler ancak ve ancak özlerini koruyarak hedeflerine ulaşırlar. AB'ye hayır. Yazınız için teşekkürler. Serkan ALPASLAN

    YanıtlayınSil