13 Aralık 2009 Pazar

Megali İdea - "Yunanistan Uyan"














Bugünlere geldiğimiz noktayı, sükunetle takip etmemiz açısından önemli bir konunun üzerinde durmak istiyorum. Zira "Yunanistan Uyan" başlığıyla 1984 yılında yayınlanan bir belgeden bahsetmeyi bir sorumluluk sayıyorum. Bu çok önemli belgeyi Aziz Türk milletinin
dikkatlerine sunmak isterim. Zira bin yıllık kardeşliğimize, birlikteliğimize göz dikenlerin yüz yıllık planları bakınız adım adım işletilmek istenmektedir!

"Yunanistan'ın; psikolojik harp ve propaganda alanında, Türkiye konularında uzmanlaşmış, bilim adamı, asker, sosyolog, psikolog, tarihçi ve
diplomatların görev aldığı bir Psikolojik Harp Teşkilatı olduğu ve etkin çalışmalar yaptığı bilinmektedir. Başbakan Andreas Papandreu tarafından Yunanistan'ın Milli Güvenlik Kurulu sayılan "Yunanistan Dış Politika ve Savunma Yüksek Kurulu (KSEA)' ya getirilmiş ve kitapta Türkiye'ye karşı uygulanması tavsiye edilen psikolojik harp operasyonları için tam yetki alınmıştır. Yazar kitabında Türkiye'ye karşı Yunan askeri ve siyasi karar organlarına, Megali İdea'nın tahakkuku için stratejiler belirlemekte ve Türkiye'yi zayıflatıp, parçalamanın pratik yollarını göstermektedir.

Ellada Sipna kitabının önsözünde, "Yunanistan'ın en büyük ve en temel düşmanı Türkiye'dir" demektedir. Hiç bir ittifak ve hiç bir faaliyet bizim Türkiye üzerindeki idealimizi "Megali İdea'yı" engelleyemez. Türkiye'yi zayıflatmadıkça ve parçalamadıkça Elen ırkına kurtuluş yoktur demektedir.

Yazar kitabında Türkiye'yi zayıf düşürmenin ve parçalamanın da yollarını göstermektedir. Ellada Sipna (Yunanistan Uyan) Kitabındaki konular özet olarak:


a.Yunanistan, Türkiye ile asla sıcak bir savaşa girmemelidir. Türkiye nüfus potansiyeli ve kaynaklar yönünden Yunanistan'dan beş misli
büyüktür. Ordusu daha güçlüdür. Sıcak bir savaşta Türkiye üzerinde Megali İdea'nın gerçekleşmesi mümkün olmadığı gibi bu Yunanistan'a pahalıya mal olur.
O halde ne yapılmalıdır? Türkiye'nin zayıflıkları yani psikolojik hassasiyetleri vardır. Bunlar ele alınmalı ve kullanılmalıdır.

b. En önemli hassasiyet Kürt sorunudur. Kürtlerin isyan etmesi Tanrının Yunanistan'a bir lütfü olacaktır. Bunun için her vasıta kullanılmalı,
Kürtçülük hareketi desteklenmeli ve bir Kürt isyanının çıkartılması sağlanmalıdır.
— Bunun için müttefikler aranmalıdır. Ortadoğu'da bu iş için en uygun müttefik Suriye'dir. Hatay'ın acısı ve Türkiye ile su sorunu devam
etmektedir. Avrupa'da en iyi müttefik ise İngiltere'dir. Türkler İngiliz İmparatorluğunu yıkmışlardır. Ortadoğu'da en iyi istihbaratı olan ve en eski, en varyasyonlu (değişken) politikayı uygulayan İngilizlerdir, ABD politikasına da Ortadoğu'da yön verme imkânına sahiptirler. İngiltere'yi Türkiye'ye karşı Yunanistan'ın yanında yer aldırmak Yunan diplomatlarının görevidir.

c. Türkiye'deki sol sendika ve öğrenci hareketleri desteklenmeli, Türkiye siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa sürüklenmelidir. Ermeni meselesi hakkında ise;

d. "Türkiye'nin yanı başındaki bir Ermeni Cumhuriyeti'nin varlığı istismar edilecek önemli bir konudur." Zira 65 yıl sonra, Ermeni milliyetçiliğinin atağa kalkmış olması, elbette ki bir tesadüf değildir. Yunanistan üzerine düşeni yapmalı ve Ermeni Meselesini desteklemelidir" demektedir.

e. Türkiye'nin en güçlü yanı, Atatürk'ün kurduğu Modern Türkiye'nin laik görüntüsüdür. Bu imaj silinmelidir. On üç asırdan sonra islamın yeniden dirilişe geçtiği bir gerçektir. Türkiye'de islamın kopmaz bir parçasıdır.

(...)

— Türkiye'nin bu psikolojik hassasiyetleri kullanılmalı ve Türkiye güçsüz bırakılmalıdır. Yunanistan'ın aleyhine sonuçlanacak Türk-Yunan
savaşından kaçınılmalı ve Türkiye'nin bu zafiyetleri Yunanistan ve bulacağı müttefikler tarafından ne pahasına olursa olsun istismar edilerek Türkiye parçalanmalıdır. 1984 yılının ilk aylarında Yunanistan'da yayınlanan Ellada Sipna (Yunanistan Uyan) kitabının Türkiye'nin hassasiyetlerinin kullanılması konusundaki verdiği taktikler O günkü Yunanistan Hükümeti tarafından büyük ilgi ile karşılanmış ve Türkiye'ye karşı düşmanlık hislerini daima canlı tutan Başbakan Andreas Papandreu tarafından uygulanmaya konmuştur."

Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi sf: 41, Mayıs 2008, sf: 105-123 Türk-Yunan İlişkileri ve Megali İdea / Dr. Oğuz KALELİOĞLU


İzninizle çok kısa olarak Megali İdea'nın ne demek olduğunu bahsetmek isterim:

"Yunanca: "Megali Idea", "Büyük Fikir", Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u alarak, Bizans İmparatorluğu’na son verdiği günden beri yürürlükte olan bir Yunan ülküsüdür. Bizans İmparatorluğu’nu bir Helen İmparatorluğu olarak kabul eden Yunan milliyetçileri, Megali İdea adını verdikleri büyük ülküleri ile eskiden Bizansa ait olan tüm toprakları yeniden elde ederek, İstanbul (Konstantinopolis) başkent olmak üzere, büyük Helen İmparatorluğu'nu yeniden kurmayı hayal etmektedirler.
1919-1922 yıllarındaki Türk Kurtuluş Savaşı'nın Yunanların yenilgisiyle sonuçlanması bu fikre büyük darbe vurmuştur.

Bu ülkü çerçevesinde; önce Yunanistan'ın bağımsızlığı elde edilecek, ardından Ege adaları, Batı Anadolu, Karadeniz bölgesi, Rodos, Girit, Bozcaada, Kıbrıs, Epir, Makedonya, Batı ve Doğu Trakya ele geçirilecek ve nihayet Konstantinopolis diye adlandırılan İstanbul, Helen İmparatorluğu'nun başkenti olacaktır." Alıntıdır

Megali İdea'nın hedefleri şöyle sıralanabilir:

"1-Yunan Milletinin tam bağımsız oluşunun sağlanması (Başardılar)
2-Batı Trakya ve Selanik’in Yunanistan’a bağlanması (Başardılar)
3-Ege adalarının Yunanistan’a bağlanması (Başardılar)
4-Oniki Adanın Yunanistan’a bağlanması (Başardılar)
5-Girit adasının Yunanistan’a bağlanması (Başardılar)
6-Batı Anadolu’nun Yunanistan’a bağlanması (Denediler -1919-)
7-Pontus Rum Devletinin tekrar kurulması (Çabalıyorlar)
8-Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması (Çabalıyorlar)
9-Gökçeada ve Bozcaada’nın Yunanistan’a bağlanması (Çabalıyorlar)
10-İstanbul’un geri alınması ve Bizansın tekrar kurulması (Çabalıyorlar)"


O halde aziz milletimiz, tahriklere kapılmadan bu durumu ve dahalarını çok iyi tahlil etmelidir! Zira dışarının işletmeye çalıştığı ve elini ovuşturarak beklediği; "kardeşi kardeşe düşürecek ve boğazlatacak" planlarını çok iyi görmek zorunda! Düşmana fırsat vermemelidir! Türk-Kürt; biz kardeşiz! Alevi-Sünni; biz kardeşiz! Kısaca bizim etnik kökenimiz ve mezhebimiz ne olursa olsun, bizim, hepimizin başının üstünde yeri var! Hepsi kendisiyle övünç duysun! Hepsi onur ve gururla buna sahip çıksın! Ancak ayrılmaz bütünlüğümüzü sağlayan Türklüğümüze de sahip çıkmak zorundayız! Ulus bütünlüğümüzü ancak bu şekilde koruyacağımız da kaçınılmaz bir gerçektir! Hele yukarıda bahsedilen plânlar hazırda beklerken, tarafımızca atılacak her yanlış adım bizim felaketimiz demektir! Zira şu anda yaratılmak istenen manzaralar, yukarıdaki plânla örtüşmüyor mu dersiniz? Sağduyu, hoşgörü ve birliktelikle aşamayacağımız hiç bir sorun OLAMAZ!

Sevgi ve saygılarımla!

1 yorum:

  1. Mükemmel bir yazı. Sizi tebrik ediyorum hocam. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil