27 Nisan 2010 Salı

Kral Çıplak!!!














"İnsanlar daima yüksek, soylu ve mukaddes hedeflere yürümelidirler. Bu tarzda yürüyenler ne kadar büyük fedakarlık yaparlarsa o kadar yükselirler. " ATATÜRK


Sözde soykırım yalanı, üzerimize yapıştırılmaya hızla devam ediliyor. Bu anlamda sık sık gündeme getirilen büyük yalanla birlikte tehdit ve şantajlarla millet olarak bizi köşeye sıkıştırmaya gayret ediyorlar!!! Neymiş efendim; "büyük felaket"miş!.. Dikkat ediniz; bu ifade Ermeniler arasında "mets egherna" yani İsa'nın çarmıha gerilmesi için de kullanılmaktadır. Ve bu yaklaşımla aynı zamanda "dini" motifler vasıtasıyla dünya kamuoyuna, psikolojik bir baskıyı "ustaca" sürdürülmeye çalışıldığı gerçeğini de, iyi okumak gerekiyor.


Aslında işin özü "TEHCİR"le başlamaktadır. "Tehcir ise Arapça asıllı bir kelimedir; “bir yerden başka bir yere göç ettirmek, yer değiştirmek, hicret ettirmek” manasını taşır. Bununla birlikte; “Tehcir Kanunu” diye adlandırılan kanunun adı da aslında “Savaş zamanında hükümet uygulamalarına karşı gelenler için askeri tarafından uygulanacak önlemler hakkına geçici kanun”dur."


Osmanlı Devleti'de Ermenilerin içeride çıkardıkları isyana karşın, kendini korumak için bu en doğal yönteme başvurmuştur. Tehcir esnasında bir takım olumsuzluklar, şüphesiz ki meydana gelmiştir! Zira gerek savaş ortamında, gerekse ağır kış koşulları münasebetiyle gelişen tatsız ve üzücü olaylar dahilinde değerlendirmeyi de unutmamak gerekir. Ama en önemlisi Osmanlı Devleti'nin Ermenileri, o zamanın koşullarında en düzgün şekilde yerlerine ulaştırılması için elinden gelen her şeyi hem insani, hem de büyük devlet anlayışıyla yerine getirmiş olmasıdır. Nitekim İngilizlerin kışkırtmasıyla "Millî Şehit"imiz Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey, bu uğurda vatan severliğin bedelini canıyla ödedi.


Bugün ise her zamanki gibi her alanda Türklere yapılan katliam ve canilikler hiçbir zaman görülmediği gibi, adından dahi söz edilmiyor. Mesela yakın geçmişte şehit edilen onlarca diplomatlarımızdan söz eden yok!!! Bırakınız üzerinde konuşmayı, failleri bile bulunamadı!!! Hunharca ve alçakça öldürülen diplomatlarımızın katilleri, ellerini kollarını sallaya sallaya geziyorlar!!! Öte yandan "Hocalı Katliamı" ise tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşti!!!


Şimdi ise bir bir parlementolarında bu sözde soykırımı kabul edenlerin, şöyle bir geçmişine bakacak olursak, hepside şu anda soykırımın bir parçası olarak geçmişte yaptıkları gibi bugün de Irak'ta, Afganistan'da yüzleri kara bir şekilde orada duruyorlar!!!


Bunların bir tek amacı var; o da Sevr'i tekrar hayata geçirerek, Türkiye'yi parçalara ayırmaktır. Yani "Büyük Ermenistan", "Büyük Kürdistan", "Megali İdea"da Yunanistan'ın büyük hayalleri ile dayatılan taleplerin bu şekilde önümüze konulmasıdır! O zaman da bu durumu içimizde iyi anlamaktan başka yapabileceğimiz hiçbir şey yok! Zira diplomatik açıdan haklılığımızı ne kadar iyi anlatılmaya çalışılsa da Batılı güçlerce, asla bu kabul görmeyecektir! Çünkü olmayan bir şeyi zaten varmış gibi gösterenler, bizzat kendileri değil mi?..

O halde dünyada ne yazık ki "yalnız" olduğumuzun bilinciyle, millet olarak üzerimizde oynanmak istenen bu gerçeği, iyi anlamak zorundayız!


Ayrıca asıl soykırımcı Batılılar, bizim üzerimizden kendi ellerini yıkıyor ve olmayan vicdanlarını dünya kamuoyu önünde rahatlatmaya çalışıyorlar! Hepsi bu... Öteki türlü bırakın tarihi, halen sürmekte olan zalim işgalleriyle -Irak ve Afganistan'da- yürütülen soykırımı kimse ne görüyor, ne duyuyor, ne de konuşuyor!!!

Ee, o zaman "kral çıplak" diyebilecek masum bir çocuk, var mı aralarında?!

Sevgi ve saygılarımla!


1 yorum:

  1. Maalesef öyle bir çocuk yok...Olanlarada fırsat verilmiyor...

    YanıtlayınSil