10 Haziran 2010 Perşembe

Çiy Taneleri...















"Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır." Lev Tolstoy


5-11 Haziran Dünya Çevre Günü... Dünyamız içine düştüğü hastalığın pençesi altında hızla doğal yaşamını kaybeder durumla karşı karşıya. Ne yazık ki bu durumun en baş müsebbibi de insanlar. Hâl böyle olunca da derdimizi kime yanacağız bilinmez.

Bir taraftan yeşil alanları, tarım arazilerini, havasını, suyunu kaybettiğimiz mavi dünyamızı yaşanılmaz hale getiren güçlerin, aşırı ihtiraslarıyla boğuşmak, diğer taraftan da doğal afetler neticesinde büyük yıkım ve ölümlerle çaresiz kalmanın sıkıntılarını taşımak; bu anlamda yaşadıklarımızı, insanların hoyratça davranışlarının bir bedeli olarak görüyorum. Zira doğaya hükmetmeye kadar varan pervasızlık ve aşırı ihtiras bir yere kadardı...

Sürekli tüketiyor, tüketiyor ve tüketiyoruz! Tükettikçe tükeniyor ve dünyamızı yok ediyoruz... Diğer taraftan doğada bulunan bütün canlılarında tükenmesine sebebiyet veriyoruz. Ve ne yazık ki ileri teknolojideki yaşanılan çılgınlığın, bizlere verdiği aşırı güvenle birlikte, bu güzelim dünyamızın bize sunduğu o nadide güzellikleri koruyamadığımız gibi, kıymetini bilemeden anlamsızca Aymazlar Sınıfı'nın amaçsız debdebeli yaşantısına feda edildi...


Çimenlerdeki Çiy Taneleri

"Güneşli bir yaz günü bir koruluğa ya da ormana gittiğinizde, çimenlerin arasında parıldayan pırlantalar görürsünüz. Bu pırlantalar güneşte sarı, kırmızı, mavi renklerle ışır ve parıltılar yayarlar. Daha yakına gelip dikkatle baktığımızda, onların aslında, otların ince uzun yaprakları üstüne düşmüş ve günışığıyla parıldayan çiy taneleri olduğunu görürsünüz.

Onlar, incecik yapraklar üzerinde kadife gibi yumuşacıktırlar ve aşağı doğru bir iz bırakmaksızın yuvarlanırlar.

Eğer üzerinde şebnem taneleri bulunan bir çimen yaprağını koparırken dikkatli davranmazsanız, damlacıklar, parlak kristaller gibi dökülecek ve siz farketmeden yaprağın dibinde gözden kaybolacaklardır.

Bazen incecik bir dalı koparırsınız. Sonra onu yavaşça ağzınıza alırsınız ve çiy tanelerini yudumlarsınız.

Bu, dünyadaki bütün içeceklereden daha tatlıdır." Lev Nikolayeviç Tolstoy


Doğayı ve onun hiç farkedemediğimiz eşsiz güzelliklerini oya oya işleyerek bu harika anlatımı yazan Tolstoy... Bu yazıda hissedilen güzellikleri, o doyumsuz tarifleri bugün kaçımız hissediyor ve yaşıyoruz? Şüphesiz ki bu eşsiz mutluluğu keşfedenler ve yaşayanlar dünyanın en mutlu insanlarıdır. Hiçbir şey bu mutluluğun ve güzelliğin yerini dolduramaz...

İçinde yaşadığımız bu muhteşem güzellikleri bir bir yokedip, yakıyor ve yıkıyoruz... Ne uğruna ve ne için?.. Elde ettiğimizi zannettiklerimiz, koskoca bir hiçten öteye geçemeyecektir!

Dünyayı idare edenler; Aymazlar Sınıfı... Bitmek bilmeyen ihtiraslarıyla sonu olmayan hayallerinin peşinde koşarken görünen o ki, emanetçisi olduğumuz bütün güzellikleri hoyratça kullanıp, bedeli ne olursa olsun, uğruna her şeyi yapmaya değer görecek kadar insanlıklarını kaybetmişler...

O halde dayatılan türlü hayalin yarattığı kargaşada "Dünya Çevre Günü" insanların uyanmasına ve yapılan yanlışların durdurulmasına yeterli olabilecek mi?

Sevgi ve saygılarımla!


1 yorum:

  1. ben buna bindiği dalı kesmek diyorum.doğa kendinden alınanı her zaman geri almıştır olan insanlığa oluyor.insanlık da hak ediyor herhalde...

    YanıtlayınSil