1 Mart 2014 Cumartesi

HİSSETMEK






İlk kez mahkeme önüne çıkıyorum... Onurum... her şeyin önünde bir kişiliğe sahibim. Müşteki olarak mahkeme salonunda kararı ayakta bekliyoruz.. Öyle avukatım filan da yok. Açıkçası ne yapacağımı da bilmiyorum. Süreç doğaçlama işliyor...

Sayın hâkim soruyor:

"Bir diyeceğin var mı?" 

Bu soruyla  sayın hâkimin ne demek istendiğini bile anlayamadan, cevap veriyorum;

"Mahkeme dilini bilmiyorum.. Ama Yüce Türk adaletine ve  mahkemenizin sayın  heyetine güveniyorum." Gözüm mahkeme heyetinin arkasındaki Atatürk imzalı "Adalet mülkün temelidir" sözüne ilişerek göğsüm kabarıyor... Hissettiklerimle birlikte sıralıyorum:

"Kırılan gururumun itibarını istiyorum!" 

Evet..  Ben, kırılan gururumun itibarını istedim, mahkeme bu isteğimi değerlendirerek hukukun gereğini yerine getirdi. Şikayetimi haklı buldu! Adalet hakikaten "egemenliğin" temeli imiş.. Bunu yaşayarak bizatihi gördüm.. 

Yaşasın Türk Adaleti!!!




Elimdeki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 26. Genel Kurmay Başkanı İlker BAŞBUĞ'un "Kaynak Yayınları"ndan çıkan "Suçlamalara karşı GERÇEKLER" adlı kitabını yüreğim sızlayarak okudum. 

Evet.. 




"Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genel Kurmay Başkanı terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlamasıyla tutuklanmıştır. Takdir Yüce Türk milletine aittir." İlker BAŞBUĞ, Suçlamalara Karşı GERÇEKLER, sf:27

"Bu suçla itham edilen kişi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 26. Genel Kurmay Başkanı'dır. Bunu tarihe not olarak düşüyorum. Ben, Genel Kurmay Başkanı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanıyım. Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyanın sayılı en güçlü ordularından birisidir. Böyle bir orduya komuta eden birisinin, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek ile suçlanması gerçekten trajikomiktir. Böyle bir iddiayı duymak, işitmek, silahlı kuvvetlere, ülkeye, devlete şerefiyle, onuruyla görev yapmış birisi için çok ağırdır. Bu iddianın, bu şekilde dile getirilmesi benim için çok ağır cezadır. Bundan sonra ne ceza verilirse, bu beni daha fazla üzmez.." sf:26


"Yaşanan bu durum doğal mıdır? Türkiye'de bunlar nasıl yaşanabiliyor? Böyle bir durum, dünyanın başka bir ülkesinde yaşanabilr mi? O zaman insan "Türkiye'de 'devlet içinde devletim' diyen başka bir güç mü var?" diye sormadan edemiyor. Bütün bu akıl almaz iddiaları bir tarafa bırakın ve olaya salt hukuk açısından bakın." sf:126


Türk vatandaşı olarak, Türk Ordusunun Genel Kurmay Başkanı'nın tutuklanmasıyla;  

Onurumun, gururumun, namusumun ayaklar altına alındığını hissettim...

Kırılan onurumu bana iade eden Yüce Türk adaletinin tecellisini, ne yazık ki TÜRK ORDUSU'nun başkanı olan Sayın İlker BAŞBUĞ'için ("kumpas" açıklamasına rağmen) yerine getirilmediğini hissettim. Ve bunu okuyarak da gördüm...

Türk ordusu Türk milleti'nin ta kendisidir... 

"Ancak, günümüzde sivil ve askeri yetki ve sorumluluk taşıyanlar başta olmak üzere, vicdan sahibi herkesin, yaşanan haksızlıklar karşısında derin bir sessizliğe bürünmelerinin nedenlerini anlayabilmek gerçekten çok zordur. Olay benim şahsi sorunum değildir. Karşı karşıya bırakıldığım durum uzun süredir ülkemde hukuk vasıta kılınarak yaşanan acı olaylara sadece kötü bir örnektir." sf:91

Dünyada devlet ve millet olarak ayakta kalabilmek için güçlü orduya ihtiyaç olduğu kesin... Özellikle bu kanlı coğrafyada... Hele de Türk ve müslüman isen... işte o zaman herkesten çok daha güçlü olmak zorundasın!!!

"Türkiye zor bir coğrafyada bulunmaktadır. Bu coğrafyada ayakta kalabilmek için güçlü olmak zorundasınız. Bunun için ister "Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye" deyin isterse "Güçlü Türkiye, Güçlü Ordu" deyin, Türkiye'nin güçlü olması ve güçlü bir orduya sahip olması şarttır. Önyargıları, boş sözleri bir tarafa bırakın. Güçlü Türkiye olmadan güçlü ordu olmaz, güçlü ordu olmadan da güçlü Türkiye olmaz.

Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu şey, iç huzur ve iç barıştır. Caydırıcı nitelikleri koruyan "Güçlü ordu"nun varlığının sürdürülmesidir. Ordular temelde gücünü silahtan alır. Ancak, Türk ordusu gücünün kaynağını milletinin güven ve sevgisinden, halkının yüreğinden alır. Onun için de Türk ordusu millî bir ordudur. Bu ülke bizim! Bu bayrak bizim!, Bu ordu bizim! Biz Türk milletiyiz! Gerekirse ülkemiz, milletimiz, devletimiz ve bayrağımız için canımızı veririz." sf:129

Bu uyarıya dikkat!!!

"Bu ordu milletindir..

Unutulmasın ki, en beklenmedik anda bu ülkenin ordusuna ihtiyaç duyulabilir. Bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde olumsuz etki yaratabilecek durumlara bir an önce son verilmelidir." sf:130



Sayın İlker BAŞBUĞ Paşa'mız.. 

Seni Türk milleti kalbine yazdı! Sen, şan ve şerefle başı dik, alnı açık olarak tarihe altın harflerle geçtin! Hiç şüphe edilmesin ki Türk milletinin sana duyduğu mukaddes sevgisi ve sana olan güveni sonuna kadar devam edecektir!


Vatan size minnettar... 


Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

3 yorum:

  1. Yaşanan olumsuzlukların yaşanmaması dileğini ve düşüncesini her daim korumuşumdur. Suçlu ilan edilenlerin suçsuzlukları bilinmektedir. Dün suçlayıcı olanlar bugün tersini söylemektedir. Masumiyet karinesi önemlidir. Hukuk bir gün herkese lazım olacaktır.
    Kaleminize sağlık.

    YanıtlayınSil
  2. Bence senelerden beri silahlı kuvvetler mensuplarına yapılan bu zulümlerden daha kötüsü bu zulümlere göz yuman dışarıdaki silahlı kuvvetler mensubu ve kör halktır. Alçaklar, sahte delillerle, gizli ( yalancı) tanıklarla, nadide insanları hapse atmakla kalmadı, silahlı kuvvetlerin savaşma azminin çimentosu olan silah arkadaşlığı kavramını da ortadan kaldırdılar.
    Umarım savaş çıkmaz. Sonuç: KRAL ÇIPLAK fakat halk kör. :(

    YanıtlayınSil
  3. Böyle bir insana terörist denmesi yürekleri sızlatıyor. Vatana hizmetleri tartışılamayacak bu kıymetli insan terörist ise memlekette vatansever yok demektir. Ama akıl tutulması bu. Teröristler vatansever, vatanseverler terörist. Trajikomik bir durum. Sahi burası muz cumhuriyeti mi?

    YanıtlayınSil