TSK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TSK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Kasım 2016 Çarşamba
"Kürdistan Faşizme Mezar Olacak" Öyle mi?!..
"Avrupa Birliği Büyükelçileri bugün HDP grup toplantısına katıldı. Tam 38 ülkenin temsilcisi, terör soruşturmasında tutuklanan HDP'lilerin yerlerine oturdu. Toplantıda sık sık "Kürdistan faşizme mezar olacak" sloganları atıldı." 8 Kasım 2016
Bu küstah cümleler ne yazık ki dün yüce meclisimizden yükseldi...
Hem de yabancı misyonerlerin kontrolü ve gözetimi altında...
Yüreğimiz sızlıyor...
Yarın Kurucu Önderimiz Atatürk'ümüzü anacağız. Bu anma her zamankinden farklı olacak. Zira bu defa yüreğimizi yakan ateş çok daha büyük...
Dolayısıyla bağımsızlığımızı ve istikbalimizi tehdit edenler ne yazık ki meclisimize kadar girmiş durumdalar. Hem de aleni şekilde meydan okuma cüretkârlıklarıyla birlikte...
1919'da Milli Mücadeleyle kovduğumuz ve denize döktüğümüz düşmanlar, bugün aynı kararlılıkla bir şekilde içimize kadar girdiler. Ve gözümüzün içine baka baka, Atatürk'ün kurduğu TBMM'deki koltuklara oturup, iç'deki hainler aracılığıyla, sinsi emellerini açıkça dile getirme cüretinde bulundular, iyi mi!!!
Dolayısıyla...
Yarın Ulu Önderimizin Anıt Mezarı'nda,
"Ordu millet el ele" ruhuyla birlik olacağımız büyük günü yaşamanın heyecanıyla hüzünle karışık, sevinç ve gururu hep birlikte yaşayacağız...
Dolayısıyla Büyük Ata'mızın ileri görüşlülüğünü gösteren o muhteşem ve tarihi sözüyle, bugün de söz konusu aynı işgalcilerin, ders alamamış tek "dişi kalmış canavar"ın torunları için de tekrar etmek isterim ki,
"Geldikleri gibi giderler"
TSK ile birlikte,
Mustafa Kemal'de buluşmak üzere...
:)
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
8 Eylül 2016 Perşembe
Vatan Sevgisi Böyle Bir Şey
Çeşitli kumpaslarla TSK'dan ayrılmak zorunda bırakılan pilotlarımız sivil havacılık sektöründe ortalama 30 bin TL maaş alırken üçte bir maaşla dönmeyi tereddüt etmeden düşündüler.
Pilot askerlerimiz Hava kuvvetlerine tekrar dönme nedenlerini okudukça, hani şahsi çıkarları için ekmeğini yediği devletine ihanetin havada uçuştuğu bugünlerde, ihaneti bire bir yaşayan Büyük Türk milletine bu duygu dolu vefa cümleleri, bizlere armağanların en büyüğü olacaktır.
Dolayısıyla...
Devletine ve milletine sadakatla bağlılığını anlatan o cümlelerden birkaçı:
"Ben inşaat işçisi bir babanın çocuğuyum. Bu ülke beni askeri lisede, Hava Harp Okulu'nda okuttu. TSK şu anda yaptığım işi, ailemin rızkını kazandırdı. Orduya tekrar dönerek hizmet etmek boynumun borcu." Hava Pilot Binbaşı Haris TOĞAR
"Babam asgari ücret ile 4 çocuğunu okuttu. Beni ailem ve bu halkın vergileri okuttu. Bu üniformayı devletim sayesinde giyebildim. Kalbimin sesini dinledim ve gönül bağım olan TSK'ya dönüş için başvuru kararı verdim." Hava Pilot Binbaşı Ersoy ÇİL
"Beni geliştiren, yetiştiren ve bana emek veren hava kuvvetlerinin verdiği bu zor sınavdan sonra, gerçekten gönülden bağlı olan mensuplarına ihtiyacı olduğunu hissettim. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım." Hava Pilot Binbaşı Doğan MART
"Ben Artvin'in Şavşat ilçesinde bir dağ köyünden çıktım. Annem ve babamdan sonra sahip olduğum her şeyi hava kuvvetlerine borçluyum. Burası benim baba ocağım. Ocağımızda bir yangın çıktı, bizde bu saatten sonra elimden gelen her şeyi yapmak için geri dönmek istiyorum" Hava Pilot Binbaşı Ertan UZUN
8 Eylül 2016, Vatan
Sanırım gerçek manada VATAN SEVGİSİ'ni en net ortaya koyan, bizlerin de göğsünü kabartan bu cümlelerin üzerine söylenecek tek söz düşüyor bize:
Ne mutlu Türk'üm diyene!
Bu vesileyle Güneydoğu Anadolu'da ve Suriye'de Türk milleti olarak emperyalist haçlı güçlere karşı verdiğimiz İstiklâl Savaşı'nda şehit düşen YİĞİT askerlerimize,
Yüce Allah'tan rahmet diliyorum...
Ruhları şad, mekanları cennet olsun...
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
Hava Harp Okulu,
Hava Kuvvetleri Pilot Haris DOĞAR,
Kumpas,
Pilot,
Pilot Ersoy ÇİL,
sadakat,
TSK
22 Temmuz 2016 Cuma
"Görev İstiyorum"
"Türk milleti ordusunu çok sever; onu kendi idealinin koruyucusu kabul eder." ATATÜRK
Genelkurmay Başkanı'na açık mektup
Bu konudaki yasaları biliyorum. Ama artık olağanüstü koşullar var, çünkü cumhuriyet tarihinin en büyük ihanetini yaşadık. Ben bu ülkede aşılamayacak “yasal imkânsızlık” olmadığını, ama Türk Ordusu’nun da geleneklerine bağlılığını bilen bir adam olarak bu mektubu yazmak zorundaydım.
Komutanım, ben TSK Harp Malulü sıfatıyla emekli oldum. Uzunca bir süre tedavi gördükten sonra da 7 yıl yattım Ergenekon mahpusunda…
Komutanım, şu anda bacağım koşmama izin vermez, ama başka görevleri yapabilirim.
Tecrübelerimizin ve yeteneklerimizin, sadece yazmak dışında da çok işe yarayacağını, belki bir çatışmanın sonucunu değiştirebileceğini biliyorum. Belki 45 yıllık hayatımız, 20’sinde bir delikanlının hayatını kurtaracaktır. Benim çocuklarım büyüdüler, belki bizim hayatımız, çocuğu henüz kundakta olan birinin hayatını kurtaracaktır. Belki o hayatlardan biri bu vatana bizden daha büyük hizmetler edecektir.
"Geçmişte şunu yaptık, bunu yaptık" demeye gerek yok, ama yeri geldi hayatımızdan hatta adımızdan bile vazgeçtiğimiz oldu görev uğruna. Yani, bizim hayatımız zaten adanmıştır bu vatana, ha burada, ha mahpusta, ha dağda…
Bize görev verin.
Maaş istemeyiz, bir öğün kumanya yeter. Benim gibi düşünen, her an her koşulda göreve hazır çok sayıda ve her rütbeden "emekli" askerler olduğuna emin olunuz.
Sayın Komutanım, ben her operasyona büyük bir aşk ve heyecanla çıktım. Bir saat sonra kırışacağını bile bile ütülü pantolon giymek ve timimizin karşısına öyle çıkmak bizim büyüklerimizden öğrendiğimiz bir gelenekti. Düğüne gider gibi…
O aşk hala fokurdayan bir yanardağ ağzı kadar sıcaktır içimizde.
Hep yazdım, belki okumuşsunuzdur, sözleşmeli askerlik Türk Ordusu’nun sonudur. Sözleşmesiz, ama ölene kadar görev sözüyle verilecek her görevi yapmaya hazırım… Her gün o canlardan biri toprağa düşerken, diğerleri toprağı döşek, gök kubbeyi yorgan yaparken uykularına, benim gibiler için yatak zaten en büyüğüdür işkencelerin.
Gün, Türk Ordusu’nun kendi öz evlatlarını ocak başına toplama günüdür.
Görev istiyorum.
Oktay Yıldırım (Emekli Astsubay), 21 Temmuz 2016
Dolayısıyla...
İşte Türk milletinin vatan sevgisi budur!
İşte Türk milletinin ordusuna olan bağlılığı böyle bir şeydir!
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
Astsubay,
Emekli,
Ergenekon,
Genelkurmay başkanı,
Oktay Yıldırım,
TSK,
Türk Ordusu
1 Mart 2014 Cumartesi
HİSSETMEK

İlk kez mahkeme önüne çıkıyorum... Onurum... her şeyin önünde bir kişiliğe sahibim. Müşteki olarak mahkeme salonunda kararı ayakta bekliyoruz.. Öyle avukatım filan da yok. Açıkçası ne yapacağımı da bilmiyorum. Süreç doğaçlama işliyor...
Sayın hâkim soruyor:
"Bir diyeceğin var mı?"
Bu soruyla sayın hâkimin ne demek istendiğini bile anlayamadan, cevap veriyorum;
"Mahkeme dilini bilmiyorum.. Ama Yüce Türk adaletine ve mahkemenizin sayın heyetine güveniyorum." Gözüm mahkeme heyetinin arkasındaki Atatürk imzalı "Adalet mülkün temelidir" sözüne ilişerek göğsüm kabarıyor... Hissettiklerimle birlikte sıralıyorum:
"Kırılan gururumun itibarını istiyorum!"
Evet.. Ben, kırılan gururumun itibarını istedim, mahkeme bu isteğimi değerlendirerek hukukun gereğini yerine getirdi. Şikayetimi haklı buldu! Adalet hakikaten "egemenliğin" temeli imiş.. Bunu yaşayarak bizatihi gördüm..
Yaşasın Türk Adaleti!!!
Elimdeki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 26. Genel Kurmay Başkanı İlker BAŞBUĞ'un "Kaynak Yayınları"ndan çıkan "Suçlamalara karşı GERÇEKLER" adlı kitabını yüreğim sızlayarak okudum.
Evet..
"Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genel Kurmay Başkanı terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlamasıyla tutuklanmıştır. Takdir Yüce Türk milletine aittir." İlker BAŞBUĞ, Suçlamalara Karşı GERÇEKLER, sf:27
"Bu suçla itham edilen kişi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 26. Genel Kurmay Başkanı'dır. Bunu tarihe not olarak düşüyorum. Ben, Genel Kurmay Başkanı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanıyım. Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyanın sayılı en güçlü ordularından birisidir. Böyle bir orduya komuta eden birisinin, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek ile suçlanması gerçekten trajikomiktir. Böyle bir iddiayı duymak, işitmek, silahlı kuvvetlere, ülkeye, devlete şerefiyle, onuruyla görev yapmış birisi için çok ağırdır. Bu iddianın, bu şekilde dile getirilmesi benim için çok ağır cezadır. Bundan sonra ne ceza verilirse, bu beni daha fazla üzmez.." sf:26
"Yaşanan bu durum doğal mıdır? Türkiye'de bunlar nasıl yaşanabiliyor? Böyle bir durum, dünyanın başka bir ülkesinde yaşanabilr mi? O zaman insan "Türkiye'de 'devlet içinde devletim' diyen başka bir güç mü var?" diye sormadan edemiyor. Bütün bu akıl almaz iddiaları bir tarafa bırakın ve olaya salt hukuk açısından bakın." sf:126
Türk vatandaşı olarak, Türk Ordusunun Genel Kurmay Başkanı'nın tutuklanmasıyla;
Onurumun, gururumun, namusumun ayaklar altına alındığını hissettim...
Kırılan onurumu bana iade eden Yüce Türk adaletinin tecellisini, ne yazık ki TÜRK ORDUSU'nun başkanı olan Sayın İlker BAŞBUĞ'için ("kumpas" açıklamasına rağmen) yerine getirilmediğini hissettim. Ve bunu okuyarak da gördüm...
Türk ordusu Türk milleti'nin ta kendisidir...
"Ancak, günümüzde sivil ve askeri yetki ve sorumluluk taşıyanlar başta olmak üzere, vicdan sahibi herkesin, yaşanan haksızlıklar karşısında derin bir sessizliğe bürünmelerinin nedenlerini anlayabilmek gerçekten çok zordur. Olay benim şahsi sorunum değildir. Karşı karşıya bırakıldığım durum uzun süredir ülkemde hukuk vasıta kılınarak yaşanan acı olaylara sadece kötü bir örnektir." sf:91
Dünyada devlet ve millet olarak ayakta kalabilmek için güçlü orduya ihtiyaç olduğu kesin... Özellikle bu kanlı coğrafyada... Hele de Türk ve müslüman isen... işte o zaman herkesten çok daha güçlü olmak zorundasın!!!
"Türkiye zor bir coğrafyada bulunmaktadır. Bu coğrafyada ayakta kalabilmek için güçlü olmak zorundasınız. Bunun için ister "Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye" deyin isterse "Güçlü Türkiye, Güçlü Ordu" deyin, Türkiye'nin güçlü olması ve güçlü bir orduya sahip olması şarttır. Önyargıları, boş sözleri bir tarafa bırakın. Güçlü Türkiye olmadan güçlü ordu olmaz, güçlü ordu olmadan da güçlü Türkiye olmaz.
Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu şey, iç huzur ve iç barıştır. Caydırıcı nitelikleri koruyan "Güçlü ordu"nun varlığının sürdürülmesidir. Ordular temelde gücünü silahtan alır. Ancak, Türk ordusu gücünün kaynağını milletinin güven ve sevgisinden, halkının yüreğinden alır. Onun için de Türk ordusu millî bir ordudur. Bu ülke bizim! Bu bayrak bizim!, Bu ordu bizim! Biz Türk milletiyiz! Gerekirse ülkemiz, milletimiz, devletimiz ve bayrağımız için canımızı veririz." sf:129
Bu uyarıya dikkat!!!
"Bu ordu milletindir..
Unutulmasın ki, en beklenmedik anda bu ülkenin ordusuna ihtiyaç duyulabilir. Bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde olumsuz etki yaratabilecek durumlara bir an önce son verilmelidir." sf:130
Sayın İlker BAŞBUĞ Paşa'mız..
Seni Türk milleti kalbine yazdı! Sen, şan ve şerefle başı dik, alnı açık olarak tarihe altın harflerle geçtin! Hiç şüphe edilmesin ki Türk milletinin sana duyduğu mukaddes sevgisi ve sana olan güveni sonuna kadar devam edecektir!
Vatan size minnettar...
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
23 Haziran 2012 Cumartesi
Sayın Genel Kurmay Başkanı "ÖZEL"e





Yazılı ve görsel basından edindiğimiz bilgiye göre;
Sayın Genel Kurmay Başkanı'mız en son 8 şehit verdiğimiz elim olaydan sonra hainlerin inlerine yönelik yapılacak sınır ötesi, savunma amaçlı harekata karşın; "kamuoyu desteği" ifadelerinde bulunmuşlar...
Şüphesiz ki Türkiye Cumhuriyeti Genel Kurmay Başkanı 'nın her söylemi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarınca yakından dikkatle izlenip, gururla önemsenecektir!
Zira Türk ordusu, Türk milletinin şerefi ve namusudur! Onun içindir ki, her evden en az bir kişi de olsa mutlaka ama mutlak bu şerefli kurumun asil üyesidir... Doğal olarak TSK demek, Türk halkı demektir!
Babamız, oğlumuz, kardeşimiz, ağabeyimiz, kocamız, nişanlımız, sevdalımız...
Türk ordusu hepimizi ifade ediyor...
Sayın Genel Kurmay Başkanı'mızın "kamuoyu"na yönelik ve hepimizi çok yakında ilgilendiren bu hayati açıklamayı,
Türkiye Cumhuriyeti kamuoyunun bir ferdi olarak,
Vatan topraklarımıza yönelik en ufak bir saldırının kuşku duyulmaksızın hepimize yönelik olacağıdır!
Bu sebeple İstiklâl Marşı'mızın dizelerinde vurgulandığı gibi,
"Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım"
Ve yine; Arif Nihat ASYALI'nın "Bayrak" şiirindeki,
"Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım. "
İfadeleri, Türk milletinin vatan, bayrak, bağımsızlık kavramlarına kısaca bakışı ve net tavrı demektir!!!
"Terör örgütünün saldırısında yaralandıktan sonra Ankara GATA’da tedavi gören ve dün taburcu edilen 21 yaşındaki Ömür Arslan,
'Saat 03.30’da taciz ateşi başladı. Mevzilere geçtik. Roketler, havan topları gelmeye başladı. Sabah 09.00’a kadar sürdü. Kahramanca savaştık, şehitlerimiz oldu. Arkadaşlarımın mekanları cennet olsun. Kurşun ve şarapnel parçaları geliyordu, her yer kan içinde kalmıştı. Kanları gördüğümüz halde yılmadık, savaştık. Başarılı olamadılar'..." 23 Haziran 2012, Vatan
Demek ki...
Dün,
Bugün,
Yarın...
Vatanımıza göz dikenlere yönelik verdiğimiz her şehit (ki her acı kayıbımız "VATAN SAĞOLSUN!" karşılığıyla cevap bulmuştur.) kanı, Türk milletinin Türk ordusuna verdiği desteğin açık göstergesidir!!!
Öte yandan;
Atatürk'ün, "Zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir!" ifadesi Türk halkının gerçek anlamda insan haklarına olan saygısını ortaya koyuyor. Zira Atatürk'ün işaret ettiği temel felsefe; "Yurtta sulh, cihanda sulh"ilkesinden geçmektedir.
Diyeceğim...
Sayın Genel Kurmay Başkanımız eminim ki Türk milletinin ordusuna ve askerine bu anlamda sahip çıkacağına tereddütsüz inanıyordur!
Ve yine kendilerinin, büyük Türk milletinin yeri geldiğinde Şerife Bacı, Nene Hatun... gibi pekçok millî kahramanlarımızın evlatlarına yakışır hareket edeceğinden de en ufak kuşku duymayacağı inancındayım.
Yüce TÜRK milletinin şerefli TÜRK ordusuna güveni ve desteği sonuna kadar samimiyet ve içtenlikle devam edeceği kesindir!
Sevgi ve saygılarımla!
Etiketler:
Arif Nihat ASYALI,
Genel Kurmay Başkanı Necdet ÖZEL,
Ömür Arslan,
TSK
23 Nisan 2011 Cumartesi
Bursa Garnizon ve Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral...





Bugün TBMM'nin kuruluşunun ve halkın egemenliğine sahip olmasının 91. yıldönümü... Bu bağlamda makamlara sembolik olarak çocukların oturması geleneği doğrultusunda bu yıl Bursa Garnizon Komutanı benim öğrencim... :)
Sevgili öğrencim Yağız Furkan YILMAZ, Bursa Garnizon ve Jandarma Bölge Komutanı oldu... Harika mı harika idi... Onun o koltukta kararlı ve vurgulu bir şekilde kutlamakta olduğumuz bayramımızın, ne anlama geldiğini anladığını anlatması, bizi derinden etkiledi...
Bursa Garnizon ve Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Sayın Zeki ES'in büyük bir coşku ve gurur ifadeleriyle "Yağız Komutan"ı öperek tebrik etmesi karşısında hepimiz gururla karışık duygulu anlar yaşadık. Üstelik sayın komutanımızın -gözle görülür- hasta olduğu bir zamanda... Her şeye rağmen bizleri kabul ederek zaman ayırmaları, ordumuzun yaşatma arzusunu yaşama arzusundan üstün kılan o yüce anlayışının devamı gibiydi. Bu nazik ve sıcak yaklaşımlarından dolayı sayın komutanımızın şahsına ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sonsuz şükran duygularımızı saygılarımızla iletmek isteriz.
Bu vesileyle;
Sevgili çocuklarımın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!
Ve işte sevgili öğrencim Yağız Furkan YILMAZ'ın o konuşması:
"Yarın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Bu sebeple Büyük Önder Atatürk'e olan sonsuz bağlılığımızı ve sevgimizi huzurlarınızda hatırlatmak isterim.
Bugün ben, Bursa Garnizon ve Jandarma Bölge Komutanı olarak baş komutanımız Atatürk'ün, yeri ve zamanı geldiğinde hiç tereddüt yaşamadan vatan savunmasında kararlı olduğunu anlatan bir anısını sizlerle paylaşmak istiyorum:
"Kurtuluş Savaşı sonrası Fransa kralı Atatürk'ü ziyaret eder. Atatürk, onu sivil kıyafetleri ile karşılama salonunda karşılar. Fransa kralı direk konuya girerek, Akdeniz ve Güneydoğu'nun kendilerine verilmesi konusunda konuşmaya başlar. Atatürk, kraldan müsaade ister ve yukarı kata çıkar. 5 dakika sonra merdivenlerden üniformasıyla inen Atatürk, kralın karşısına gelir ve "Şimdi konuşalım" der."
Görüldüğü gibi Ata'mız, yeri geldiğinde devlet adamı, yeri geldiğinde de cesur bir asker olmuştur. Ve her zaman kahraman Türk askeri vatanını korumada hep kararlı ve cesur olmuştur...
Biz bugün çocuğuz... Atatürk, bize bu bayramı armağan etmesiyle aslında cumhuriyeti ve TBMM'yi koruma sorumluluğunu daha çok küçük yaşta omuzlarımıza yüklediğini anlıyorum. O yüzden bu büyük armağanın sorumluluğunu ve bilincini kavrayarak büyümek zorundayız! Şayet biz bu armağanın yüceliğini ve ne olduğunu iyi anlayamadan büyürsek, işte o zaman vatanımız ve cumhuriyetimiz tehdit ve tehlike altına girecektir! Ve yine o zaman vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız esaret altında yok olup gider...
Sözümün başında bugünün çocuğuyuz dedim. Evet; emanet aldığımız armağanımızın bugün değerini iyi anlayamazsak, yarının büyüğü olamayacağımızı ben, Bursa Garnizon ve Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Yağız Furkan YILMAZ olarak belirtmeyi vatan görevi sayarım arkadaşlar! Ve bir asker olarak, Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri olmaktan gurur duyuyorum! Onun ışığında vatanımız bölünmez bütünlüğüyle sonsuza dek dimdik ayakta olacaktır!
Hepimizin Ulusal Egemenlik Bayramı kutlu ve mutlu olsun! Ne mutlu Türk'üm diyene!
Garnizon ve Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Sayın Zeki ES'in yüksek müsaadeleriyle bu sözlerimin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı töreninde şeref defterine mesajım olarak geçirilmesini saygılarımla emirlerine arz ederim!"
Ben de Yağız'ı kutluyorum...
Onları çok seviyorum!
Ve onlarla gurur duyuyorum...
Sevgi ve saygılarımla!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















