15 Mayıs 2014 Perşembe

"Ocak"ımız Çöktü!




GERMİNAL, Emile ZOLA'nın, maden işçilerinin yaşadığı zorlukları ve çileli yaşantısını anlatan  dev bir eser. Kitap okunduğunda, hayatı sorgulayarak ona göre yaşam tarzımızı gözden geçirmek kaçınılmaz... Zira insanın tüylerini ürperten ve derin bir "iç" çekmemize vesile olacak kadar sefil bir hayatı gözler önüne seriyor ZOLA.


1860'lı yılların Faransa'sındaki madencilerin yaşamını konu ediyor. Ve bu kitap, olağanüstü bir gözlemle yazılmış. Zira kitabın yazımı sırasında Zola'nın elinde not defteriyle dolaştığı,  nerede bir madenci grevi varsa orada olduğunu romanın  önsözünden okuyoruz.

Aşırı yoksul madenci mahallelerindeki açlık, yoksulluk, ahlaksızlık..

İşte kitaptan yüzyıl öncesinden bugünümüzü özetleyecek cümleler:

"Ücretleri yükseltmek kolay mı? Çelik gibi sarsılmaz bir tasayla en alt düzeyde, işçilerin ölmeyecek kadar kuru ekmek yemelerine ve bol bol çocuk yapmalarına yetecek düzeyde tutarlar... Ücret daha aşağı düşerse işçiler açlıktan geberir, yeni işçi isteği de ücreti yükseltir. Çok yükseğe çıkarsa, çok artan talep bunu düşürür.. Aç midelerin dengesidir bu, yaşamboyu açlığa mahkûmiyettir bu." Germinal (Oda Yayınları) Emile Zola, sf:149

"Germinal" Fransızca'da: "filize ait" anlamına gelir. Daha sonra... "tohum yeşerince" denmiştir.

"Şimdi nisan güneşi tam gökyüzünde, doğum sancıları çeken toprak anayı ısıtarak bütün görkemiyle ışıldıyordu. Toprak ananın verimli bağrından yaşam fışkırıyor, tomurcuklar yeşil yapraklar halinde patlıyor, tarlalar başvermek için sabırsızlanan tohumların itişiyle ürperiyordu.Tohumlar sıcağa ve ışığa kavuşmak için dört bir yandan kabarıyor, uzuyor, ovayı yarıp dışarı fırlıyordu. Özsuyu fışı fışır sesler çıkararak yükseliyor, çatlayan tohumların filizleri büyük bir öpücük sesi halinde ortalığa yayılıyordu. Arkadaşlar, sanki toprak düzyine yaklaşmışlar gibi, üst üste gitgide daha açık seçik vuruyorlardı kazmalarını. Cana can katan, her yandan gençlik fışkıran o sabah, gökte alevler saçan güneşin altında yüzen ova işte bu uğultuya gebeydi. Topraktan insanlar bitiyordu, sabah izlerinde ağır ağır kapkara, öc alıcı bir ordu filizleniyordu; bu ordu pek yakında bütün toprağı çatlatacak olan gelecek yüzyılların ürünleri için boy atıyordu. " Zola/Germinal, Sf:524


Evet bugün tarih; 15 Mayıs 2014... 

Ve mayıs güneşi toprağı nisandan daha fazla ısıtıyor... Toprak ana daha bir coşuyor.. Ama Soma'daki arkadaşlar yüzyıl öncesindeki arkadaşlar gibi toprak düzeyine yaklaşamadan kazmalarıyla birlikte, üst üste istiflenerek can verdiler... Ve toprağın altında can pazarı yaşanıyor dünden bugüne... 

14 MAYIS 2014 SOMA'nın üzerine kara maden çöktü... "Topraktan insan bitiyordu"nun aksine Soma'da dünden bu yana topraktan insan  bitmiyor!

19. yüzyıl Fransa'sının çileli hayatı,  ne yazık ki  bugünün -21. yüzyılın- "Modern Türkiye"sini anlatıyor...

Kan, ter, açlık ve gözyaşıyla yoğrulmuş çileli insanların acılarını bugün Soma'dan yaşıyoruz. 

Yazık çok yazık...

Canımız çok yanıyor...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 yorum:

  1. Çok güzel bir gönderme olmuş. Defalarca okuduğum GERMİNAL gerçekten bugünlerimize çok dersler getiriyor.

    YanıtlayınSil
  2. Merhabalar.
    Yaşamlarını şerefiyle çalışıp, hakkıyla kazanan bu yiğit madencilerimize Cenab-ı Hakk'tan rahmetiyle, merhametiyle muamele eylemesini ve ailelerine sabr-ı cemil dileriz.
    Yüreklerimiz yandı, ciğerlerimiz kavruldu. Bu acı çok büyük ve hepimizin acısıdır. Ülkemizin başı sağ olsun.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil