8 Aralık 2014 Pazartesi

Duygusal Bozukluğa Davetiye


Çocuklar... 

Kendi içimizde göremediklerimizi, ya da görmekten korktuklarımızı bize gösteren ortak bilincimizdir, çocuklar. Onların o çocuksu hayalleri ile oluşturdukları dünya inanılmaz temiz ve saf... Hem de  toplumun yalanlarına ve ikiyüzlülüklerine karşı "kral çıplak" diyecek kadar saf.. Ve daha şimdiden toplumun her alanındaki kandırmalarını o saf ve tertemiz duygularıyla anında ortaya dökebiliyorlar.. Zira onlar gördüklerini, duyduklarını, hileye, yalana dolana başvurmadan oldukları gibi eksiksiz aktarırlar...

Dolayısıyla onlara doğruluk duygusunu, sevgisini ve içtenliğin tadını öğretmek için elimden gelen gayretle...


"Hiçbir insan davranışı yoktur ki, kısa bir süre içinde ansızın oluşsun. Tıpkı tohumun atılması, onun kök salıp meyva vermesi olayında olduğu gibi, kişilik yapısı da giderek bir gelişim gösterir. İncelendiği  sırada suçlunun kişilik yapısıyla işlediği suçlar, uzun ve karmaşık bir gelişim sürecinin ürünleridir." Porf. Dr.  Halûk YAVUZER, Çocuk ve Suç, sf:179



Sınıfta ders işliyoruz... Hayal dünyası oldukça geniş ve konuştuğu her cümlesiyle beni şaşırtan bilgeliği,  yaramazlığını unutturan sevimli Gürkan

Gürkan ARABACI, oturduğu yerden o şirin haliyle, aklının estiğince aniden başlıyor anlatmaya:

"Öğretmenim, Peygamberimizi öldürmüşler, sonra da ciğerini yemişler... Ama Allah Peygamberimizi tekrar diriltmiş.." 

Bu sözleri işittiğimde tüylerim diken diken oldu.. Zira o yaştaki çocuklara, "öldürmek, ciğer yemek" gibi cümlelerden bahsetmek... 

:

İnanılır gibi değil..

"Ne dedin çocuğum sen?" diyerek konuyu anlamaya çalıştım.. Baktım ki çocuğum buna benzer dehşet   hikâyeler anlatıyor; "tamam anladım" diyerek daha fazla çocukların dikkatini bu noktaya toplamadan konuyu kapattım. Kapattım ama, teneffüste yanıma çağırarak detayları dinlemeden de edemedim.

Allah'ım...  çocuğumun vurguyla anlatmak istediği uyduruk şeyler, vahşetten ve hurafeden başka bir şey değil.. Daha fazlasını dinlemeye  tahammül edemedim... Üstelik bu saçmalıkları çocuğumun beynine yerleştiren ve anlatan da anladığım kadarıyla, "öğretmen"miş.

Yaz tatilinde.. anneannesi bir kreşe yazdırmış.. Dolayısıyla kreşte bu türden  hurafeler ve hatta destekleyici çizgi filmlerle  minicik çocukların tertemiz beyinleri vahşetle kirletiliyor.

Unutulmamalı ki bu tür anlatımlar ne denli ürkütücü olursa, o ölçüde etki yaratır.

Bir yanda, Cumhuriyet okullarının aydınlığı altında akıl, mantık, pozitif bilim, kültür...

Diğer yanda, hurafe, bilgisizlik, vahşet, "Orta çağ" zihniyeti ve dolayısıyla "din" sömürüsü...

İnsan aklının sınırlarını zorlayarak ilerleyen bir çağda yaşadığımızı hatırlayarak...

 Sözde din eğitimi vermek, "güzel ahlâk" sahibi yapmak filan derken.. Kafalar vahşetle şekilleniyor,  ruhlara  acz içinde kıvranan sevgisiz duygular yerleşiyor, dolaysıyla..  akıldan, bilimden uzak, ruhsuz, vicdansız  zihniyetlerin ortaya çıkması kaçınılmaz...

Ve bu tür akıl durdurucu  bilimden ve akıldan yoksun dayatmalar sürüp giderken, insanlarımızın ne yazık ki dertleri azalmak bir yana daha da artmakta.. Dolayısıyla açlık, sefalet..

Hal böyle olunca da, "IŞİD" ve benzeri tedhiş örgütlerini var eden küresel Haçlı güçlerin ekmeğine yağ sürmek ve de   bu vahşi çetelere sapkın eleman bulmak zor olmasa gerek..


"Dinci terör örgütleri genç kızların beynini yıkayıp Suriye’ye götürüyor... Aysel Ak, babasının evinden iki kez “cihada gideceğim” diyerek kaçtı. Aile kızlarının dinci örgütler tarafından  Suriye’ye kaçırıldığını iddia ediyor." 27 Kasım 2014



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme