17 Mart 2017 Cuma

Sevgili Diyanet'in Dikkatlerine!



"Diyanet İşleri Başkanlığı, Kredi Yurtlar Kurumuna (KYK) bağlı öğrenci yurtlarında Evliliğe Hazırlık Okulu başlattı.Kaynak: Diyanet'ten devlet yurdunda evlilik okulu" 15 Mart 2017, Yeniçağ

"Din, ahlak alanında ortaya çıkan belli ödevlerin tanrısal bir buyruk niteliğinde açıklanmasıdır. Dinin ilgisini çeken temel sorun, insan doğasında bulunan "kötü"nün kaynağıdır. İnsanda, kötüye karşı ortadan kaldırılamayan ancak usun gücüyle önlenebilen bir eğilim vardır. Gerçekte kötü insanı yönlendiren öğelerin, itici güçlerin yer değiştirmesi sonucu ortaya çıkar, bu da bu öğelerin-güçlerin tersine dönmesidir. Oysa insan kötüyü sürdürmek değil, iyiyi gerçekleştirmek içindir. İşte insan yaşamını anlamlı kılan, bu iyiyi gerçekleştirme çabasıdır." İmmanuel KANT, Pratik Usun Eleştirisi, sf:19-20

Mehmet Akif,  ahlâki  değerlere  bağlılık  konusunda  Japonlarda  tanık olduklarını dizelerine döker. AKİF'e göre ahlak:

"1- Dürüstlük,  doğruluk,  şefkat,  anlaşmaya  uymak  ve verilen  sözü tutmaktır.

2- Zayıfın hakkını içtenlikle her şeyin üstünde tutmaktır.

3- Çok şeye gücün yettiği halde azla yetinmektir.

4- Fazla bir şeyin olmadığı halde bolca dağıtmaktır.

5- Kimsenin namusuna göz dikmemektir.

6- Başka insanlara da insanca muamele etmektir.

7- En zor koşullarda yiğitçe direnmektir.

8- Kişisel ihtiraslara kapılmamaktır.

9- Toplumun çıkarları uğruna kişisel çıkarları gözden çıkarmaktır.

10- Uygarlaşırken değerleri terk  etmeden yararlı teknolojiye müşteri olmaktır.

11- Moda adı altında her şeye itibar etmemektir.

12- Kapınız-bacanız açık olsa bile kendinizi güvende hissetmektir.

13- Başka  milletlerin  ilminin,  sanatının  alınabileceğini,  ancak çalışmadan salt onları taklit ederek hiçbir başarıya ulaşılamayacağını bilmektir.

14- Birtakım  menfaaatler  karşılığında  bağımsızlık  ve  özgürlükten vazgeçmemektir.

15- Bağımsızlık ve özgürlük bilincinin özgüven ve başarı için mutlaka gerekli olduğuna inanmaktır.

16- Asla zulmü alkışlamamak, zalimi sevmemektir, birilerinin keyfi için geçmişe saygısızlık yapmamaktır.

17- Haksızlığa tapmamak, zalime karşı olmak ve mazlumun yanında yer almaktır. 

18- Geleceği  düşünülmediğinde toplumun   fikrinin, hislerinin   ve azminin felce uğrayacağı bilincinde olmaktır.

19- Haksızlığa  karşı  çıkılmadığı  zaman ümitsizliğe  kapılınacağının farkında olmaktır.

20- Hak  ve   hakikatin   sesi kısılınca  sapkınlığın  putlaştırılacağını bilmektir.

21- Hakikat  ile  hayali karıştırmamaktır.  Akif’in bu söyledikleri,  sert ifade etmiş olsa da yaşayıp gördüğü gerçeklerdir.

22- İnsanları yaşatan ve öldüren şey ahlaktır. Ahlakın kaynağı gök değil yerdir. Çünkü olaylar, gökten dikte edilmez, yeryüzünde olup biter ve orada yaşanır.

23- İnsanın  yaşadıkları,  hak  ettikleridir.  Allah  kimseye  haksızlık yapmaz.

24- Müslüman  temiz  ve  iyi  niyetli  olması  gerekirken,  zulme  tapmak, adaleti  tepmek,  hakka  hiç  aldırmamak;  kendi  rahatsa,  dünya  yansa, baş kaldırmamak; sözünden dönmek, yalan söylemekten çekinmemek; güçlüye dalkavukluk etmek, zayıfa söz söyletmemek; birtakım aşağılık davranışlar:  eğilmeler  yatmalar, şaklabanlıklar,  ikiyüzlülükler,  sürekli aldatmalar sıradan davranışlar olarak görülmektedir.

25- En  samimi kimseler  bile  parti,  milliyet  veya  dil  adına  ayrılıkçı, enseden  aslan, yüz yüze gelince yaltak  kedi kesilen  bir  kişilik  olarak ortaya  çıkmaktadır.  Tüm  bunlar  ahlaki  çöküştür.  Ahlaki  çöküş  hem dünyayı, hem dini götürür."

Dolayısıyla demem o ki,

Diyanet gibi bir kurumumuzun her şeyden önce gençlerimize, insanlığın temel amacı olan AHLÂK kavramını yerleştirmek, onlara bu anlamda rol model olmak Diyanet'in başlıca sorumluluğu ve en temel görevi değil midir? 

Dolayısıyla toplumların ve dinin  olmazsa olmazı olan ahlakın yitirildiği bugünlerde,  işi gücü bırakıp, evlilikle uğraşmak ta neyin nesi oluyor?



Sevgi ve saygılarımla!



NOT:

Japonların ahlaki yapısı

Sorunuz, şimdi Japonlar da nasıl millettir?
Onu tasvire zafer-yâb olamam, hayrettir!
Şu kadar söyleyeyim: Din-i mübinin orada,
Rûh-i feyyâzı yayılmış, yalınız şekli Buda.

Siz gidin, safvet-i İslâm’ı Japonlarda görün!
O küçük boylu, büyük milletin efrâdı bugün,
Müslümanlık’taki erkânı siyânette ferid;
Müslüman denmek için eksiği ancak tevhîd.

Doğruluk, ahde vefâ, va’de sadâkat, şefkat;
Âcizin hakkını i’lâya samimi gayret;
En ufak şeyle kanâ’at, çoğa kudret varken;
Yine ifrât ile vermek, veren eller darken;

Kimsenin ırzına, nâmûsuna yan bakmayarak, 
Yedi kat ellerin evlâdını kardeş tanımak;
«Öleceksin!» denilen noktada merdâne sebat;
Yeri gelsin, gülerek, oynayarak terk-i hayat;

İhtirâsât-ı husûsiyyeyi söyletmeyerek,
Nef’-i şahsiyi umûmunkine kurbân etmek;
Daha bunlar gibi çok nâdire gördüm orada...
Ademin en temiz ahfâdına mâlik bir ada.

Medeniyyet girebilmiş yalınız fenniyle...
O da sâhiplerinin lâhik olan izniyle.
Dikilip sâhile binlerce basîret, im’ân;
Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!

Garb’ın eşyâsı, eğer kıymeti hâizse yürür;
Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür!
Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;
Herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız.

SAFAHAT, M. Akif ERSOY


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 yorum:

  1. Elinize sağlık muhteşem bir yazı olmuş Tülay hanım

    YanıtlaSil