İngiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İngiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2016 Pazartesi

Kim Bu Johnson?











İngiltere'de AB ile ilgili yapılan halk oylaması(referandum) kampanyasının merkezine Türkiye'yi oturtanlar -AB'de Türkiye'yi istemeyen ve Türkiye ile İngiliz halkını korkutanlar- arasında Alexander Boris de Pfeffel Johnson'ın adı geçmektedir.

Kim bu Johnson?

Osmanlı'nın son döneminde Dahiliye Nazırlığı (içişleri bakanlığı) yapmış olan Ali Kemal'in öz torunu Stanley Johnson'ın oğlu, Alexander Boris de Pfeffel Johnson




Pekii, Ali Kemal kim?

Ali Kemal, İkinci Meşrutiyet ve Mütareke döneminde İttihat ve Terakki karşıtı görüşleriyle tanınmış yazar, gazeteci ve siyaset adamı.

Damat Ferit Paşa hükümetinde kısa bir süre Maarif ve Dahiliye nazırlığı yaptı, bu esnada Millî Mücadele aleyhine yazılar yazan,

Ve...

Kendisinin Sivas Kongresi öncesi dahiliye nazırı sıfatıyla, kongrenin toplanmasını önlemek için yayınladığı bir genelge ile devletin önemli makamlarında görev yapan bir kimsenin, millet ve devletine ancak bu kadar düşmanlık yapabilir dedirten  can alıcı örneklerden bir tanesidir...




ALİ KEMAL BEY'İN GENELGESİ

25 Hazirana kadar Amasya'da kaldım. Hatırlardadır ki, o tarihlerde Dahiliye Nâzırlığı görevinde bulunan Ali Kemal Bey, benim görevden alındığımı ve artık benimle hiç bir resmî muameleye girişilmemesi gerektiği konusunda şifre ile bir genelge yayınlamıştı.

23 Haziran 1919 tarih ve 84 sayılı olan bu genelge metni, dikkate değer bir anlayışı gösterir belge olduğu için aynen bilginize sunacağım.

Dahiliye Nâzırı Ali Kemal Bey'in 23.6.1919 tarihli ve 84 sayılı şifresinin çözülmüş suretidir: 

Mustafa Kemal Paşa büyük bir asker olmakla birlikte günün siyasetini pek bilmediği için, olağanüstü sayılacak vatanseverlik ve gayretine rağmen, yeni görevinde asla başarılı olamadı. İngiliz Olağanüstü Temsilcisi'nin istek ve ısrarıyla görevden alındı; bundan sonra yaptıkları ve yazdıkları ile de bu kusurlarını daha çok açığa vurdu. Redd-i İlhak Cemiyetleri gibi, Balıkesir ve Aydın dolaylarında Müslüman halkı boş yere kırdırmaktan ve bu fırsattan yararlanarak halkı haraca kesmekten başka iş görmeyen emirsiz, saygısız ve kanunsuz olarak kurulan bazı hey'etler için öteden beri çektiği telgraflarla siyasî hatâsını idarî yönden de artırdı. Kendisinin İstanbul'a getirilmesi Harbiye Nezareti ile ilgili bir iştir.

Ancak, Dahiliye Nezareti'nin size kesin emri, artık o zatın görevden alınmış olduğunu bilmek, kendisi ile hiçbir resmî işleme girişmemek, hükûmet işleri ile ilgili hiçbir isteğini yerine getirmemektir. Bu genelgeye uygun hareket etmekle ne gibi sorumlulukların giderilmiş olacağını takdir buyuracağınızdan eminim. Ayrıca, bu önemli ve tehlikeli günlerde memur, halk, her Osmanlı'ya düşen en büyük görev, barış konferansınca geleceğimiz üzerinde karar verilirken ve beş yıldır yaptığımız deliliklerin hesapları görülürken, artık aklımızı başımıza devşirdiğimizi göstermek, akıllıca ve tedbirlice davranışları benimsemek, parti, mezhep, ırk ayrılıklarını gözetmeksizin her ferdin hayatını, malını, ırzını koruyarak, medenî dünyanın gözünde bu memleketi bir daha lekelememek değil midir?




ALİ KEMAL BEY VE PADİŞAH


Bu şifreli genelgeden, benim ancak Sivas'a vardığım 27 Haziran 1919 tarihinde haberim oldu. Ali Kemal Bey, 23 Haziran tarihinde bu genelgesi ile düşmanlara ve padişaha önemli bir görev yaptıktan sonra, 26 Haziran 1919 tarihinde hükûmetten çekilmiştir. Ali Kemal Bey ' in sadrazamlığa verdiği resmî istifa yazısından başka, saraya da gidip padişaha kendi eliyle verdiği istifa yazısı suretleri ile sözlü mârûzâtını ve padişahın ona verdiği cevabı, çok sonra öğrendim.

Ali Kemal Bey, istifa yazılarında, özellikle bunun padişaha ait olanında : Osmanlı topraklarının çeşitli yerlerinde başgösteren ayaklanma ve karışıklık belirtileri üzerine, ihtilâl ateşinin hemen çıktığı yerde, yayılmadan bastırılıp söndürülmesi ve yok edilmesi için tedbir almak, yalnız kendi makamını ilgilendirirken, padişahın gösterdiği yakın ilgi ve güveni çekemeyen bazı arkadaşlarının birçok yersiz sebepler ileri sürerek ihtilâlin daha da genişlemesine yol açtıklarından söz ettikten sonra resmî görevinden çekilmekle birlikte, özel olarak hizmet ve sadakata devam edeceğini ekliyor ve sözlü olarak da resmî görevinden ayrılmasını fırsat bilen hasımlarının hücumundan ben kulunuzu koruyunuz istirhamında bulunuyor.

Padişah, karşılık olarak beni büsbütün yalnız bırakmayacağınıza güveniyorum. Bağlılığınız, bana büyük ümit ve teselliler vermiştir. Saray, her dakika size açıktır. Refik Bey'le işbirliğinden ayrılmayınız iltifatında bulunuyorlar.

Kendisine olan bağlılığından padişahın büyük ümit ve teselliye kapıldığı Ali Kemal'i nâzırlık makamında ve padişah huzurunda gördükten sonra, bir de asıl gerçek görevi başında görelim!

Canınız sıkılmazsa, Sait Molla'nın Rahip Frew'a yazdığı mektuplardan birini gözden geçirelim :

Ali Kemal Bey'e, son felâketi üzerine üzüntünüzü bildirdiğinizi söyledim. Bu zatı elde bulundurmak gerekir. Bu fırsatı kaçırmayalım. Bir hediye takdimi için en uygun zamandır.

Ali Kemal Bey dün o zatla görüşmüş. Basın işinde biraz ihtiyatlı olmak gerektiğini söylemiş. Daha önce herhangi bir gidişten yana yöneltilmiş olan düşünce ve kalem erbabını bu defa öncekine aykırı bir gayeye yöneltmek bizde kolaylıkla mümkün olmaz. Bütün devlet memurları, Millî Mücadele'yi şimdilik iyi görüyorlar demiş. Ali Kemal Bey, talimatınıza harfi harfine uyacak, Zeynelâbidin Partisi'ylede işbirliği yapmaya çalışıyor. Kısacası işler bulandırılacak.

Aynı mektubun altında bir de notu vardır. Şimdi onu da okuyalım : Birkaç defadır söylemek istediğim halde unutuyorum. Mustafa Kemal Paşa'ya ve taraftarlarına biraz kendilerini destekliyormuş gibi görünmeli ki, hiç bir şüpheye düşmeden buraya gelebilsin. Bu işe fevkalâde önem veriniz. Kendi gazetelerimizle onu destekleyemeyiz.

Bu belgeler hakkında sırası gelince daha çok bilgi veririm. Şimdilik bu kadarı yeterlidir." NUTUK'tan



Dolayısıyla...

Dün İngilizlerin safhında bulunup Türk milletine ihanet eden Ali Kemal;  bugün aynı kararlılık ve aynı düşmanlıkla onun bıraktığı yerden devam eden Ali Kemal'in kendi öz torununun oğlu  İngiliz vatandaşı Alexander Boris de Pfeffel Johnson olmuştur.

Ve  Johnson da tıpkı büyük dedesi gibi  Türk milletine olan ihanetini ve düşmanlığını  bu şekilde açığa vurarak, büyük dedesi Ali KEMAL'in gerçek yüzünü bilmeyenlere, görmek istemeyenlere tokat gibi bir cevapla gün yüzüne çıkarmıştır.




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

10 Ekim 2015 Cumartesi

"Uçurduğun Beyaz Güvercinin Kanatları Simsiyah Şimdi.."



Bugün BARIŞ'tan eser bırakmayanların hırslarını yaşadığımız bir dönemi yaşıyoruz..

Gazetelere düşen bir haberle "barış şarkılarının efsane ismi John LENNON"un 9 Ekim tarihinin doğum günü olduğunu öğrendim...

Dolayısıyla...

Sevgi ve barış mesajlarıyla ruhumuzu sımsıcak ısıtan LENNON'un şarkılarının yanında gerçek bir sanatçı olmanın sorumluluğunu yerine getiren barış ve insancıl birkaç mesajını sayfamda paylaşmanın mutluluğunu okuyucularımla yaşamak istiyorum:




İngiliz kraliyet ailesi adına verilen bir konserde söylediği, "Daha ucuz koltukları olanlar ellerinizi çırpabilir misiniz? Onun dışındaki herkes, sadece mücevherlerinizi şıngırdatsanız yeter" sözleriyle sınıf farkına göndermede bulundu.

1965 yılında, "İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in verdiği MBE ünvanı ve imparatorluk nişanını, Vietnam Savaşını protesto etmek için geri iade eden" LENONN gibi bugün kaç tane bu şekilde davranacak, -Irak, Suriye, Libya vahşetlerine karşı durabilecek- başı dik onurlu sanatçı görebiliriz acaba?!..

Bir İngiliz olmasına rağmen New York’ta hayatını sürdüren barış aktivisti John Lennon, Nixon yönetimi sırasında ulusal tehlike olarak hedef gösterilmiş ve sınır dışı edilmek istenmişti. Çünkü Lennon, insanları yazdığı ve bestelediği parçalarıyla; katıldığı televizyon programlarındaki açıklamalarıyla; peşinde dolanan kameralara verdiği cevaplarla ve eylemlerle her daim barışa çağırıp Vietnam Savaşı’nı sorgulatmaktaydı.

"Herkes yeni bir televizyon seti yerine barış isteseydi, barış gerçek olurdu" diyen Lennon, tüm bu savaştan aslında her bireyin sorumlu olduğunu dile getirdi.

John Lennon bugünki popüler müziğin aksine, insanları "uyuşturmak" için değil "uyandırmak" için müzik yaptı.

"Doğar doğmaz kendinizi küçük hissetmenizi sağlarlar. Evde canınızı yakıp, okulda döverler. Zekiyseniz sizden nefret edip, değilseniz aşağılarlar. Ta ki siz öfkeden delirip onların kurallarına uyamayacak hale gelene dek. İşkence ve korkuyla geçen tuhaf bir yirmi yılın ardından, sizden bir kariyer sahibi olmanızı beklerler, siz henüz kımıldayamayacak kadar korku doluyken sizi din, seks ve televizyonla uyuştururlar. Ve siz çok zeki, sınıfsız ve özgür olduğunuzu düşünürsünüz." Sözcü

Ve...

Her ne kadar bir hayranı tarafından öldürüldüğü söylenip yazılsa da...

 J. LENNON, yazdığı şarkı sözleri, sisteme başkaldırışı  ve yaşam biçimi ile  peşindeki hayran kitlesinin artması ile savaş lobisini rahatsız etmiştir. 

Dolayısıyla...

Ölümü meçhuldür! 


İyi ki doğmuşsun John LENNON...

:)

Sevgi ve Saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

11 Ağustos 2015 Salı

"Orantısız Güç"













1978 yılında doğan Jean Charles de Menezes, İngiltere’nin Londra şehrinde yaşayan Brezilya vatandaşıydı.

Jean Charles de Menezes 22 Temmuz 2005 sabahı, Londra'da  her zaman ki gibi evden çıktı, Stockwell İstasyonunda bir an önce treni yakalamak üzere koşar adımlarla  turnikeleri geçerken kendisine doğru koşarak ve bağırarak gelen adamları farketti. Korkuyla biran önce oradan uzaklaşmanın telaşesini yaşarken, yaka paça eli silahlı polisler, Menezes'in  oracıkta kafasına kurşunları boşaltarak öldürdü, iyi mi!!! 

Hâl böyleyken.. 

PKK Tedhiş Örgütüne karşılık  bizim meşru savunma hakkımız şöyle dursun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve Büyük Türk ulusuna adeta "müstemleke" gibi davranarak, "Orantılı güç" kullanılması yönünde ültimatomlar gırla gidiyor!!!

Dolayısıyla...

Fitne fecir kaynağı İngiliz'in öldürdüğü insanlar "değersiz", kendi vatandaşı öldüğünde ise ölüsü çok "değerli" sayılan bir düzenin kanıtıdır sırf teninin rengi yüzünden kuşku duyularak öldürülen Jean Charles de Menezes...

Demem o ki;

Bizim hergün polisimiz, mehmetçiğimiz şehit ediliyormuş, masum vatandaşlarımız alçakça hain tuzak altında kalleşçe öldürülüyormuş kimin umurunda...

O vakit  sorum "orantılı güç" kullanarak savunmasız masum sivilleri bile gözünü kırpmadan  hunharca katleden İngiliz Devleti'ne ve de PKK vuruldukça bağıran emperyalist Haçlı güçlere:

Hani Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde, askeri personel dağıtımı yapan skorsky tipi helikopterimize daha dün PKK’lı teröristler doçka ve roketatarla saldırmıştı ya... İşte o "doçka" ve "roketatar"ları bu tedhiş örgütü PKK nereden buluyor? 

Yoksa... Kandil'de "doçka"... fabrikaları var da, bizim mi haberimiz yok?



Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 



24 Mart 2015 Salı

Ama "Saygılı"








Bingöl’de 12 yaşındaki Ç.Y. adlı kız çocuğunun doğum yapmasıyla sonuçlanan tecavüz davasında sanıklara skandal indirim kararı çıktı.
... sanıkların duruşmadaki "tutum ve davranışlarını" dikkate alan mahkeme cezada indirime" gidildi. 22 Mart 2015


"Karaman'da 15 yaşındaki kıza tecavüzden tutuksuz yargılanan 8 sanık hakkında 'gönül rızası' olduğu iddiasıyla beraat kararı verildi." 15 Mart 2015

"Niğde'de 13 yaşında tecavüzcüsüyle evlendi, 1 ay sonra aldattığı iddiasıyla öldürüldü..."15 Mart 20015


İNGİLİZ yargıç, gece yarısı parktan geçen kızı korkutan adama 7 yıl 
7 gün hapis verince, şaşıran gazeteciler sormuşlar:

"Adam  kıza elini bile süremedi. Kaçan kızın çığlıklarına yetişenler de adamı yakaladılar. Bu 7 yıl, 7 gün çok değil mi?"

Yargıcın yanıtı hukuk tarihine geçecek düzeydedir:

"Kızı korkutmanın karşılığı 7 gündür. 7 yıl, İngiliz kızlarının gece yarısı parkta dolaşma özgürlüklerine saldırmanın cezasıdır."

Eh, ne diyelim...


Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)